• BUGÜNKÜ YENİ ASIR
  • Namaz Vakitleri
  • VavTv Canlı Yayın
Daron Acemoğlu’nu linçlemek!

ZEKİ HOZER

Daron Acemoğlu’nu linçlemek!

zeki.hozer@yeniasir.com.tr Tüm yazıları
Giriş Tarihi: 15 Eylül 2026

İktisat Nobelli vatandaşımız Daron Acemoğlu, son yayımlanan kitabıyla yine gündemde. Ancak bu kez, "müesses nizamın ekonomik sistemine" getirdiği özeleştiriler nedeniyle başta The Economist olmak üzere küresel mali ve finans entelijansiyasının eleştiri odağına oturdu! Etkin İngiliz ekonomi dergisi The Economist, Daron Acemoğlu hakkında oldukça kapsamlı bir eleştiri kaleme aldı. Yazıda, onun Amerikan siyaseti hakkındaki görüşlerine ve düşük doğum oranları başta olmak üzere çalışmalarına atıfta bulunularak, mealen "Dünyanın en itibarlı iktisatçısı olup da bu kadar ikna edici olmaktan uzak bir bilim insanı nasıl olunur?" denmeye getirildi. Doğal olarak Daron Acemoğlu da dikkatli bir dille bunun bir "itibar suikastı" olduğuna yönelik görüşlerini dile getirdi. Acemoğlu, 11 Ağustos'ta yeni kitabı What Happened to Liberal Democracy? Remaking a Politics of Shared Prosperity'yi yayımladı. "Liberal Demokrasiye Ne Oldu? Ortak Refah Siyasetini Yeniden Kurmak" başlığıyla Türkçeye de çevrilen kitapta Acemoğlu, Sovyetler Birliği'nin dağıldığı 1991 sonrasında küresel ölçekte üstünlük sağlayan liberal demokrasinin beklentileri karşılayıp karşılamadığı konusunu odağına alıyor ve bir durum tespiti yapıyor. Bu konuda tarihsel bir analiz ortaya koyuyor: Tarihsel bağlamda refahı, demokratik kurumları ve özgür bilgi üretimini teşvik eden liberal demokrasinin zamanla bizzat iktidarı sınırlayan bir mekanizma olmaktan çıkıp düzenin kendisi hâline gelmesi, yeni bir uyumsuzluk alanı oluşturuyor. Acemoğlu'na göre bu durum, mevcut sorunları derinleştirerek toplumsal gerilimleri artırıyor. Pratikte ise ortak refah hedefinden uzaklaşma, seçkinler siyaseti ve eşitsizliklerin artması anlamına geliyor. Bu süreç, toplumsal yapıda kültürel değerlerin aşınmasına ve ortak toplumsal değerler üzerinde öngörülemeyen gerilimlerin ortaya çıkmasına yol açarak modern toplumları bir kaosa sürüklüyor.

KAPSAMLI BİR ÇERÇEVE
Esasında kitap, tarihsel perspektifte liberal demokrasinin kazanımlarının altını çizerken, öte yandan teknolojik gelişmeler ve küresel siyaset de dâhil olmak üzere farklı faktörler bağlamında, liberal demokratik sistemin yapısal problemlerinin yol açabileceği olası krizlere ilişkin kapsamlı bir çerçeve ortaya koyuyor. Doğrusu, böylesine karmaşık bir sorunlar manzumesini düşünüp alt başlıklarla analiz etmek ve sonunda çözüm önerileri ortaya koymak herkesin harcı değil! Şunun altını çizmek gerek: Daron Acemoğlu, liberal demokrasinin başarısız bir sistem olduğunu düşünmüyor. Bilakis, son yüzyılda toplumların özgürlüğü ve bilimsel ilerlemesi paralelinde ekonomik büyümeyi ve demokratik yönetime elverişliliği sağlayan en uygun sistemin liberal demokrasi olduğunu savunuyor. Ancak bu, her şeyin liberal demokrasi sayesinde mümkün olduğu anlamına gelmiyor. Sistem başarılıydı çünkü sıradan insanların hayatında somut değişiklikler yaratmayı başardı. Ekonomik ilerleme yükselen ücretleri mümkün kılarken, kamusal hizmetlerde ve siyasette bireyler demokrasi sayesinde hiç olmadığı kadar söz sahibi oldular. Ekonomi ve endüstri geliştikçe verimlilik ve ücretler de arttı. Sonuçta orta sınıfın refahı yükselirken temel eğitim ve sağlık hizmetlerine erişim de arttı. Nihayetinde 1980'lere kadar bir altın çağa tanık olduk. Sıradan işçi de sermaye sahibi de bu dönemde görece bir refah ve istikrar içinde yaşadı. Bir tür "uzlaşma" söz konusuydu. Evet, komprador kapitalist bir sistem vardı; ancak sendikalar gibi demokratik kurumlar sermayenin gücünü sınırlayabiliyordu. Dolayısıyla sıradan işçi de bu sistemin nimetlerinden yararlandığından liberal demokrasinin destekleyicilerinden biri hâline gelmişti.

SORUNUN KAYNAĞI
Daron Acemoğlu'na göre sorun bundan sonra açığa çıkmaya başladı. Endüstrinin küreselleşmesi ve otomasyon başta olmak üzere teknolojik gelişmeler ekonomik büyümeyi sürdürse bile refahın toplumun tüm kesimlerine dağılımında ciddi problemler ortaya çıkmaya başladı. Verimlilik geometrik olarak artarken ücretler aynı ölçüde artmadı. Sendikalar gibi örgütler zamanla güç kaybederken yeni sınıflar ortaya çıktı. Bu sınıflar iktidarı ele geçirdiğinde, bir tür üstenci tutumla, içinden geldikleri toplumu; yani kendilerini yaratan ekosistemi yeniden şekillendirmeye başladılar. Demokrasi de farklı bir evrime yöneldi. Örneğin Trump'ın ilk döneminde ABD Kongre Binası'nı basan bir güruha, Kıta Avrupası'nda ise giderek yükselen bir "sağ" harekete tanık olduk. Ülkelerdeki demokratik unsurlar ile merkez sol ve işçi sınıfı arasındaki etkileşim giderek ortadan kalktı. Bu dönemde sol, ücret ve sosyal devlet söylemini kaybederken siyasetini büyük ölçüde kültürel kimlik meselesine indirgedi. Gelinen noktada ise bir paradoks olarak "bireyi sisteme karşı koruyan yapıdan, bireyi yok sayan bir oluşuma" doğru yelken açıldı. Acemoğlu bu durumu, uzlaşılması mümkün olmayan üç açmaz üzerinden açıklıyor: kapsayıcılığın sınırlanması, cehalet ve hoşgörüsüzlük. Başka bir ifadeyle "3I": Inclusion, Ignorance, Intolerance. Kitap, yapay zekâ da dâhil olmak üzere teknolojik ilerlemelerin yol açtığı sorunlarla sosyal medyanın demokrasi açısından oluşturduğu tehditlere de değiniyor. Nitekim daha dün Bill Gates de şimdiye kadar açıkça desteklediği yapay zekâ gelişiminin geleceğine ilişkin yoğun endişelerini dile getirdi. Gates, yapay zekâ dönüşümünün en olumlu senaryoda bile insanlık tarihinin en çalkantılı dönemlerinden birine yol açabileceğine ilişkin görüşlerini paylaştı.

LİBERAL EKONOMİNİN ÖZÜ
Sonuçta Acemoğlu, "Working- Class Liberalism" olarak adlandırdığı, liberal demokrasinin yeniden şekilleneceği bir aşamayı çözüm olarak ortaya koyuyor. "Çalışan Sınıf Liberalizmi" olarak ifade edilebilecek bu dönemde merkeze yeniden insan konulacak; liyakatli kurumlar eşliğinde toplum, özgürlük ve demokrasi içinde ekonomik refahı paylaşacak. Bir anlamda Acemoğlu, liberal ekonominin özüne dönerek, başlangıç kodlarına uygun biçimde, demokrasi içinde bireyin siyasi gücünün sınırlandırılmadığı bir refah toplumunun yeniden inşa edilmesini öneriyor. Bu arada büyük bir yaratıcılık ve verimlilik potansiyeline sahip yapay zekâ için de toplumsal konsensüs içinde bir denetim ve sınırlama mekanizmasından söz ediyor. Görüldüğü gibi, katı bir dil kullanılmasa bile günümüzde mevcut kurulu düzene yönelik ciddi eleştiriler var bu kitapta... Elbette bu düzenin kalemşörleri de Daron Acemoğlu'na karşı oklarını fırlatmakta gecikmedi!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.