• BUGÜNKÜ YENİ ASIR
  • İkindiye 23:55:00
  • BIST 78.384,78
    EURO 4,4760
    USD 3,8608
    GBP 3,8608
    CHF 3,8608
    JPY 3,8608
Sana ne... Bana ne! FİLİZ ÖZKOL Sana ne... Bana ne! filizozkol@yeniasir.com.tr Tüm yazıları
Giriş Tarihi: 03.12.2019, 00:00

Size bir soru, 'Dedikodu nedir?' Sakın 'Ben hiç yapmadım' demeyin.
Hepimiz biraz duymuş ya da yapmışızdır. Gün içinde birbirimize açtığımız telefonların kaçında bilimsel konuşuyoruz... TV'lerin haber programları dahil hangisinin içinde gizli merak konusu içerikleri yok ki? Gerçekten de dedikoduların sosyal ya da kişisel olarak bir şeyleri büyük ölçüde bozma potansiyeli var. Dedikodusu yapılan kişi olmak istemeyiz çünkü dedikodu genellikle iyi niyetlerle yapılmaz. Bunlar biraz üstü örtülü mesajlardır. Normalde dedikodu, ağız yoluyla yayılan mesajlardır. Buradaki paradoks dedikoduyu destekleyecek hiçbir kanıt olmadığı halde daha fazla insan, paylaştıkça daha inanılır hale gelmesidir.
Bir şeyi ne kadar çok tekrar ederseniz insanlar daha çabuk inanır.

KULAKTAN KULAĞA
Dedikodunun kaynağını belirlemek genelde kolay değildir. Özellikle de mesaj tekrarlandıkça dönüşüme uğradığı için, kulaktan kulağa yayılma özelliği sonucunda, çok farklı bir noktaya gelebiliyor.

Bu durumu bir de pozitif yönünden ele alalım; merak insanın doğasında olan bir olgudur. Çünkü insan doğduğu andan itibaren her şeyi öğrenmek ister. Meraklı olmak geri dönüşü, çok iyi yönde cevap veren bir duygudur. Bizler merak etmeden dağarcığımızı geliştiremeyiz. Başarılı insanları diğerlerinden ayıran önemli özelliklerden biri zekâlarından çok, ne kadar araştırmacı bir insan olduklarıdır.
Bu dürtü, hem insanın hem de bilimin ilerlemesinin itici gücüdür. Merak etmeyen insan kendini geliştiremez. Körelen insanın hayatla bağı kopar.

İKİ UCU KESKİN BIÇAK
Sosyal ve toplumsal olayların içinde bu denli yerleşmiş olan duygunun iki ucu keskin bir bıçak olduğunu bildiğimiz halde denetim altında tutmak yerine, dibine kadar kullanmayı marifet sayıyoruz.

TV'lerin bangır bangır dedikodu programlarını merakla dinleyen, hatta anında birbirimizle kontak kurup hemen izlediğimiz programın adını vererek ısrarla "AMAN İZLE" diyen yine bizleriz. Bireysel hayatımızda da merak duygusu bizi hayata bağlar. Ama bu dürtünün de seviyeleri vardır. Çevremizdeki insanlara ve olaylara meraklı olmamız elbette sağlıklı bir davranıştır ama bu durumun sadece bununla sınırlı olması, bizi yüzeysel bir insan yapar. Olması gereken, merakımızı insanlardan ve olaylardan daha üst bir seviyeye çıkarmak ve yeni şeyleri, yeni yerleri, farklı kültürleri, farklı fikirleri, farklı düşünceleri, uygulamaları öğrenmek için çaba göstermektir.

MERAK EDELİM AMA...
İnsan merakı sayesinde öğrenir, kendini geliştirir, keşfeder, buluşlar yapar ve ilerler.
İnsanın ilerlemesinin temelinde elbette merak dürtüsü vardır. Olayın olumsuz yönü, çevremizdeki kişiler hakkında bilmediğimiz konuları "MIŞ MUŞ" gibi anlatmak. Her şeye rağmen araştırmalara göre dedikodu yaptığımız insanlarla aramızda bağ güçleniyormuş. Dedikodu sayesinde kendi konuşma gurubumuzdan olmayan insanları kolaylıkla izole edebiliyormuşuz.

Bir iş yerinde geçirdiğiniz bir sene sonunda bol bol dedikodu yaptıysanız yakın arkadaşa sahip olma oranınız, dedikodu yapmayan birine göre oldukça fazlaymış! Dedikodu bize temel olarak şunu söylüyormuş; kişilerin davranışlarını yargıla, olayları sorgula ve iyiyi-kötüyü, doğruyu-yanlışı ayırt et! Biz yine de 'Sana ne... Bana ne diyelim!' Ancak, keyif verici ve öğretici sohbetlerden de kopmayalım.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN