• BIST
    %0.89
    78.384,78
    EURO
    -%0.86
    4,4760
    USD
    %0.66
    3,8608
    GBP
    %0.66
    3,8608
    CHF
    %0.66
    3,8608
    JPY
    %0.66
    3,8608
  • 25°C
Hoooo hoooo hoooo! HAKAN URGANCI Hoooo hoooo hoooo! hakan.urganci@yeniasir.com.tr Tüm yazıları
Giriş Tarihi: 31.12.2017, 00:00

Geçtiğimiz hafta bir yaşıma daha girdim. (Hayır şaşırmadım, gerçekten yaş aldım.) 48 yaşımı doldurdum. 50'ye kaldı 2... İki kaldığına bakmayın, 40 demekle 50 ile başlayan bir sözcük söylemek çok fark ediyor.
Hayır, yaş takıntısı olan biri olmadım hiç.
Yine de herkes gibi ben de yılların ne kadar hızlı geçtiğine hayret etmekteyim.
Ulan daha dün mezuniyette fuar Mogambo Disko'da erkek erkeğe rakı içip, karşı cenahta oturan kız sınıflarıyla (o zamanlar kolejde olsak da ayrı okuyorduk) içli içli birbirimize bakmıyor muyduk?
Dünden bugüne bir kıyas yapacak olursak...Yirmilerimdeki kadar eğlenmediğimi fark ettim. En kahkahalı anılarımız yirmilerde kaldı. Hala o zamanki arkadaşlarla buluşulduğunda mikrodalga fırında ısıtıp ısıtıp servis ediyoruz. Tabii bu kadar ısıtılınca eski tadı kalmadı.
Otuzlarımdaki kadar umudum da olmadığını fark ettim. O zaman kariyerin ortalarındaydık ve hala bir 'acaba' duygusu vardı... Zaten kadınlar da erkekleri öyle seçer. Örneğin öğrenci olan bir erkeği beğenen kadının seçenekleri daha fazladır.
Beğendiği 'çocuk' bir gün her şey olabilecek sonsuz potansiyeli içinde taşır. Oysa kırklarına gelmiş bir erkek, potansiyeline göre değil, 'ne kadar ne olduğuyla' değerlendirilir.
Yani otuzlarında hala yenilik umudu vardır. Peki, kırkların sonunda, ellinci limana yaklaşırken ne hissediyordum?
Bunu samimiyetle sordum kendime.
Öyle ya? Eskisi gibi eğlenmiyorsam ve gelecekle ilgili öyle çok sıkı planlarım yoksa? Durum kötü müydü?

HUZUR VE SÜKUNET

Garip gelecek belki ama, bunun tam tersi. Bu yaşlarımda, gençliğimde olduğumdan çok daha mutlu olduğumu fark ettim. Çünkü huzur vardı. Bu yıllar içinde gerçekte 'kim' olduğumu, hangi malzemeden yapıldığımı fark etmiş, kendimle el sıkışmış, olandan razı olmuştum. Her şeyin tam da olması gerektiği gibi ve 'kendince mükemmel' olduğu gibi bir aydınlanma hissi gelip çöreklenmişti içime...
Hayat bir yetenek yarışmasıydı görünürde.
Ben artık sahnede yarışma heyecanı taşımıyordum belki ama manzaranın keyfini çıkartacak bir mevkiye gelmiş, jüri koltuğuna oturmuştum ve hangi yarışmacıya dönüp hangisine dönmeme kararını verebilecek noktadaydım. Bu yüzden daha sakindim.

SECRET DEĞİL YAŞ

Geçen gün bir öğrencim yeni yılımı kutladı ve 2018'de 'Ne istiyorsam gerçek olmasını' diledi. Gülümseyerek teşekkür ettim ve buna gerek olmadığını, zaten bir süredir istediğim pek çok şeyin olduğunu söyledim. Şaşırmıştı.
'Hocam, 'secret' felsefesi mi? Nasıl yapıyorsunuz?'diye sordu. 'Yok yavrum' dedim. 'Yaşımın felsefesi.' Anlamamıştı, açıkladım.
'Senin yaşlarda insan arzu dolu oluyor, hayattan çok fazla şey istiyor. Eh, öyle olunca doğal olarak bir kısmı gerçekleşmiyor.
Oysa benim yaşımda kendi limitlerini de biliyorsun. Karamsar olmak değil ama beklentilerin azalıyor. Beklentilerin küçülünce her istediğin bir emir haline geliyor. Akşam arkadaşlarla balık yapsak, diyorum, oluyor. Yazın bir yurt dışına çıksam diyorum, genellikle oluyor. Sırrı bu. İstekler ekonomik, tatmin ful.' Demem o ki, 2018'den beklentiyi yüksek tutsanız da yılbaşı gecesinden beklentilerinizi makul tutun, mutlu olun. Kırmızı don konusu önemli. Bunca sene giymedim.
Yani bir onu denemedim. Bu sene ne olur ne olmaz. Haydi hoo hooo ho!'

GÜNÜN YAZARLARI
BİZE ULAŞIN