Cambazın ip üzerinde tuttuğu adına terazi denen sırık gibi futbolun diğer tarafına bir şeyler koymak gerekiyor ki onca kavga gürültüyle kafa kafaya gelsin. Ön bahçede top oynayan Hababam Sınıfı gibi futbolun ta kendisinden zevk almak gerekiyor
Meşin yuvarlağın peşinden, yüksek gerilim hattındaki bir cambaz gibi yürürken, düşmemek için bir denge arıyor insan. Cambazın ip üzerinde tuttuğu adına terazi denen sırık gibi sevdiğimiz bu güzel oyunun diğer tarafına bir şeyler koymak gerekiyor ki onca kavga gürültüyle kafa kafaya gelsin. Pek sık olmuyor ama birinin demeci, ötekinin sevinci, berikinin hareketi yetiyor gülümsemeye. Yani arada ön bahçede top oynayan Hababam Sınıfı gibi futbolun ta kendisinden zevk almak gerekiyor.
Oyun sınırlarını ihlal edip sahaya dalmak değil, asıl Melo ve Chedjou'nun "Ufo gören masum köylü" bakışı yaklaştırıyor sahaya. Binlerce kilometre uzaklıktaki İzlanda'nın Stjarnan takımının oyuncularının bizim ülkemizde haber olması ve sosyal medyada paylaşma rekoru kırması da bu yüzden. Farklılıkları. Bu farklılıktaki haklılıkları. Deivid ve Carlos'un yengeç dansı, Roger Milla'nın korner direğinin dibindeki kıvırışı, Bellamy'nin golf oynar gibi sopa sallayışı, Crouch'un robot dansı, timsah yürüyüşü ve diğerleri. Yani sevinçte bile gerilim patlamasına dönüşen damarların patladığı futbolcu fotoğraflarının arasında böyle renkler de gerekiyor. Sadece sevinçte de değil demeçte de iki nokta üst üste kapa parantez anları yakalamak rahatlatmıyor mu daha fazla? (Teknoloji dünyasında gülücüğü böyle anlatmam gerektiğini düşündüm)
Şota gibi bir adamın bizi bırakıp gitmesinden korkmamız biraz da bu yüzden değil mi? Mimiklerin yarıştığı basın toplantılarının arasında Şota'nın tavrı gibi tavırlar düzeltmez mi olanı biteni? Geçen hafta Hamza Hamzaoğlu'nun, bir basının mensubunun "Gekas'ı arıyor musunuz?" sorusu karşısında "Aramıyorum telefonu yok bende" diyebilmesi ve gülümsetebilmesidir mühim olan.
Mourinho'nun Benzema'nın yedek oturmasıyla ilgili "Ben de 90 dakika yedek kulübesindeyim" demesi veya Alex Ferguson'un "Ronaldo'nun golünde Evra'ya neden zıplayıp müdahale etmediğini sordum. Daha sonra videoyu izleyip 'ne diyorum ben' dedim" tarzı açıklamalarıyla alırız asıl lezzeti.
"Sıkıcı ve renksiz oyunla kazananlar tarihe yazılır ama hafızalara yazılmaz'' diyen Frank Rijkaard gibi hafızalara kazınacak enstanteneleri fazlalaştırmalı o halde.İyi haftalar.
