• BUGÜNKÜ YENİ ASIR
  • İkindiye 23:55:00
  • BIST 78.384,78
    EURO 4,4760
    USD 3,8608
    GBP 3,8608
    CHF 3,8608
    JPY 3,8608
İçine bakanlar ARZU GÜNAYDIN İçine bakanlar arzu.gunaydın@yeniasir.com.tr Tüm yazıları
Giriş Tarihi: 03.07.2021, 00:00

Her şeyin gereğinden fazla ortalıkta; herkesin dışa dönük göründüğü bu dönemde yalnızlığın da doruklarındayız aslında.
Üstelik ihtiyaç duyulan, kalitelik yalnızlık değil bahsettiğim... Bu, herkesin diğerine ama en çok da kendine yabancılaştığı yalnızlıktan...
Öyle bir yabancılaşma ki; kendi duygularını, fikirlerini bile görmezlikten gelerek çoğunluğa ya da karşıdakine uyum sağlama çabasında olan... İlk uyum sağlamamız gerekenin kendi içimizde olduğunu unutarak, oradaki uyumsuzluğun tüm hayatımızın armonisini bozacağını göz ardı ederek uğraştığımız beyhude çaba yani.
Halbuki farkında olmasak da, çok derinlerimizde kalan, üstünü türlü katmanlarla örttüğümüz özümüze ulaşmak için aslında tüm çabalarımız.
Ama nedense neyi aradığımızın çok da farkında olmadan, o özün peşinde çok uzaklarda, dışarılarda koşmaktayız...
Elbette, insan insana şifadır.
Birbirine aynadır... Fakat, tüm sırlar da kendinde, özündedir. Yeter ki görmeyi, duymayı, dinlemeyi bilelim.
Önce kendine ulaşmalı kişi, ondan sonra gönülden gönüle köprüler kurulabilecektir.

FAZLALIKLARDAN ARINMAK
İnsanın en temel görevlerinden biri, her türlü olumluluğu ve güzelliği koruma hatta ihya etmektir. İşte sırf bu sebeple, derinlerde uyuyan özümüze ulaşmak onu yeniden canlandırmak zorundayız.
Var olabilmek çabasında olan insan, bunu özüne uygun davranarak gerçekleştirebilecektir sadece. Bu ise, özümüzün üzerine örttüğümüz tüm katmanlardan, yani fazlalıklardan sıyrılmakla mümkündür. Statü, makam, zenginlik, hırslarımız, sosyal endişelerimizle başlayan fazlalık listesini uğruna çaba harcadığımız her olgu, düşünce ya da hareket ile uzatabiliriz.
Bizi bizden uzaklaştıranların listesi de diyebiliriz buna bir başka deyişle.
Yani, herkesin birbirine benzediği ya da bunun için çabaladığı bugünlerde, özündeki yeganeliği görenler ve gösterme cesaretinde bulunanlar asıl birliği yaşayacaklardır. Zaten ikiliğe düşmemeyi başardığımız noktada hayatın tadına varabileceğiz.

UYANMA VAKTI
İnsan bir bütünün parçası... Özümüz ise bu bütünlüğü sağlayan faktör.
Öyleyse; kaçtığımız, yüzleşmekten korktuğumuz belki de bu sorumluluğumuzun büyüklüğü...
Dışarıda aradığımız güç tam da içimizde aslında. Öyleyse, ilk iş, meşguliyetlerimizin gerekliliği üzerine tefekkür etmek olmalı.
Bizi ne kadar kendimizden ayrı düşürdüğü ile yüzleşmeli yani önce.
Bu, öyle bir yüzleşme olmalı ki, dertlendirmeli, derin yaralar açmalı ya da görmezden geldiğimiz yaraları kanatmalı. Gerekiyorsa; içimize, o yaralara akabilmeli gözyaşlarımız.
Kızgınlığımızın, öfkemizin bazen de sevgimizin sebebini dışarıda aradığımız için ve dahi bu yüzden yaşadığımız hayal kırıklıklarımıza ağlamalıyız mesela.
Öfkenin, kızgınlığın hatta acı veren yalnızlığın sebebinin özümüzden uzaklaşmak olduğunu görüp yaralarımızı gözyaşlarımızla temizlemeye çalışmalı yani...
O gözyaşları bizi arındırdıkça, içimizdeki sevginin gerçek sahibini de görme şansımız olacak... Gafletten uyanma fırsatı bulacağız yani. Ve göreceğiz ki, her şey içimizde:
Aradığımız cevaplar, sebepler ve hatta sonuçlar... Özetle, dışa bakan rüya görür, içe bakan uyanır... Artık uyanma vakti gelmedi mi?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
GÜNÜN YAZARLARI