BİRKAN YÜKSEL TÜM YAZARLAR
Bir kapı kapanır
30.9.2017 | Arşiv

Bir kapı kapanır

'A Ghost Story', Wirginia Woolf'tan bir alıntıyla başlıyor; "Gece ne zaman uyanırsan uyan hep bir kapı kapanır." Bir hayalet hikayesi için daha uygun bir aforizma düşünülemez.
Ama filmin alameti farikası, uyananın tedirginliğinden çok kapıları açıp kapatanın hüznüne bakıyor olmasında elbete.
David Lowery'nin ilk gösterimi Sundance'ta yapılan sıra dışı filminde ölümünün ardından sevgilisini ve birlikte yaşadıkları evi terk edemeyen bir hayaletin öyküsünü izliyoruz. Filmi benzersiz kılan birçok unsur içinde ilki, 'hayalet' olma haline kurduğu empati köprüsü olmalı. Korkunç yahut komik formlarına aşina olduğumuz bir varlığı, yaşama edimiyle birlikte sahip olduğu tüm kıymetleri yitirmiş, üzgün ve yalnız bir gezgin olarak kurmak her şeyden önce ilgi çekici bir yenilik. Ama film yalnızca iyi bir fikrin konforu ile yetinmiyor.
Lowery, görsel efektlerin altın çağında, bir hayaleti, onun en naif temsiliyle; beyaz bir çarşafla perdeye taşımak gibi riskli bir tercih kullanıyor. Hikayeyi rahatlıkla gayrı ciddi bir berzaha taşıyabilecek bu tercih, aksine filmi güçlendiriyor. Saf sinemaya, yoğun bir atmosfere, eşsiz plan sekanslara sırtını dayıyor yönetmen ve her dakikasında etkisini artıran unutulmaz bir öyküye imza atıyor.

GİTMEK Mİ ZOR?

Çizginin, düşünme alışkanlıklarımız ve inançlarımızla kalınlaştırdığımız sınırların öte yanına bakıyor film. Zaman geçişleri ve üst üste binen yoğun katmanlı sekanslar eşliğinde, her şeye rağmen doğal olarak sürmekte olan hayata, öyküsüne devam edememiş, bir yerlerde takılıp kalmış ruhların gözünden bakıyoruz. Bu sayede, yaşayanların ödünü koparan bir takım paranormal hadiselerin, öten döşemelerin, kendiliğinden açılıp kapanan kapıların ya da havada süzülüp duvarlarda parçalanan bardakların; dayanılmaz bir yalnızlığın, bir fark edilme ihtiyacının neticesi olabileceği fikriyle şaşkınlığa uğruyoruz.
'A Ghost Story', zamanın varlığı hiçleştiren kudretinin, ayrılığın, terk edilmenin, değişimin, velhasıl, kaçınılmaz yaşam aşınmalarının üstesinden gelemeyen, fasit dairesinden bir türlü taşamayan bir form olarak hayaleti koyuyor öyküsünün merkezine.
Ancak bu çarpıcı fikirle ayaklandırdığı dikkatlerin ve sorduğu soruların hedefi, yine yaşayanların dünyası.

KALMAK MI?

Casey Affleck'i filmin büyük bölümünde üzerindeki çarşafla görüyoruz. Bu durum öyküye katkısı üzerine çok şey söylemeye olanak vermiyor. 'Vendetta'daki Hugo Weaving'den çok 'Halloween'in Michael Myers'ı ile yakın, mat ve donuk bir duruşu var. Son olarak 'Carol'da hayranlıkla izlediğimiz Rooney Mara ise yas sürecindeki sevgili rolünde birinci sınıf bir performans koyuyor ortaya. Yaklaşık 10 dakika süren 'turta yeme sahnesi' uzun süre hafızalardan silinmeyecek türden. Komşu pencerelerden birbirine bakan iki hayaletin sessizce konuştuğu muhteşem sekans da öyle;
- Birini bekliyorum
- Kimi?
- Hatırlamıyorum
Anımsanmayışlar ve anımsamayışlar ile gerçek bir ölüm arasında bağıntı kuran cümleleri sıkça işitiriz. 'A Ghost Story'; kainat sonsuza devinirken herkes için bazen unutmaktan, geride bırakmaktan başka bir yolun olmadığını da ekliyor onlara.
Hayaletlerin de yaşayanların da yola devam etmek zorunda olduklarını bir parça hüzünle hatırlatarak.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ ASIR veya yeniasir.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.