Özellikle, Gazze'de soykırım yapan Siyonistkatil Netanyahu-İsrail'i durduramayan BM'nin işlemez hale gelmesinden sonra, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın Dünya Milletlerine ilham veren, DÜNYA BEŞTEN BÜYÜKTÜR sözü küresel bir boşluğun bir ifadesi olmuştu. ABD Başkanı Trump'ın başkanlığını yapacağı Barış Kurulu tüzüğü imza törenine 19 katılımcı ülke Davos'ta imza attı. Erdoğan'ın kurucu üye olacağı Trump'ın başkanlığında çalışacak BARIŞ KURULU'nun BM'ye alternatif olup olmayacağı dünyada çok konuşulan bir konu haline gelmiş durumda. İşte bu noktada, Erdoğan'ın, DÜNYA BEŞTEN BÜYÜKTÜR mottosu yeniden gündeme taşındı. Gazze'de Netanyahu'nun soykırımını durduran Trump'ın ateşkesi önerdiği 20 maddelik barış planının kurgulanmasında Erdoğan'ın etkili rolü olmuştu. Trump, Türkiye, Katar ve Mısır ile anlaşmayı imzalamışlardı. Barış Kurulu bu imzalamadan sonra gündeme girdi.
EN BÜYÜK LİDERLER
Trump, Barış Kurulu kurucu üyesi olarak Erdoğan'ı davet etti. Gazze idaresini yönetecek kurulda da Dışişleri Bakanımız Hakan Fidan bulunuyor. Trump imza töreninde "dünyanın en büyük liderlerinin" bu kurul bünyesinde toplandığını söyledi. Kurulun faaliyetlerine de değinen ABD Başkanı, "Bence Gazze'de başarılı olduktan sonra başka alanlara da yayılabiliriz" dedi. "Kurul tamamen toplandıktan sonra istediğimiz neredeyse her şeyi yapabiliriz" diyen Trump, bu yapının faaliyetlerini Birleşmiş Milletler ile birlikte yürüteceğini vurguladı ama kurulun BM'nin işlevlerini devralacağı tartışmaları hızlandı. İngiliz Financial Times (FT) ve Reuters'ta yer alan haberlere göre Trump, Barış Kurulu'nun yetkilerini Gazze'den ötesine taşıyarak uluslararası sorunlara çözüm üretecek bir yapı kurmayı amaçlıyor. Bu girişimin Kurul'u Birleşmiş Milletler'e (BM) rakip bir organizasyon haline getirebileceğine dikkati çekiliyor. Barış Kurulu tüzüğünde görevi şöyle ifade ediliyor: "Daha çevik ve etkili bir uluslararası barış inşa kurumuna" duyulan ihtiyacı vurgulayarak başlıyor. Barış Kurulu ise, "çatışmalardan etkilenen ya da çatışma tehdidi altındaki bölgelerde istikrarı teşvik etmeyi, güvenilir ve hukuka dayalı yönetimi yeniden tesis etmeyi ve kalıcı barışı güvence altına almayı amaçlayan uluslararası bir örgüt" olarak tanımlanıyor. ABD medyasına konuşan Beyaz Saray yetkilileri, girişimi "dünyayı etkileyen kararlar alacak, seçilmiş ülkelerden oluşan yeni tür bir BM'ye çok yakın bir yapı" olarak ifade ediyor. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Davos'ta düzenlenen Gazze konulu toplantıya ilişkin açıklamasında, "Gazze'de savaşı sonlandırmayı ve yeniden imarı hedefleyen Barış Kurulu'nun Şartı'nın, Davos'ta düzenlenen imza törenine Sayın Cumhurbaşkanımızı temsilen katıldık. Sayın Cumhurbaşkanımızın da kurucu üye olarak yer aldığı Barış Kurulu, Gazze halkının uzun süredir maruz kaldığı acıların giderilmesi, insani ihtiyaçlarının karşılanması ve bölgede kalıcı, kapsayıcı bir barışın tesis edilmesi açısından tarihi bir imkan sunmaktadır. Barış Kurulu'nun Gazzelilerle omuz omuza çalışarak Gazze'den ötesini ve geleceğini şekillendireceğine, bölgenin yeniden ayağa kalkmasına ve barışın kök salmasına güçlü bir katkı sağlayacağına inanıyoruz. Bu inançla, Gazzelilerin sesinin duyulduğu,
haklarının güvence altına alındığı ve barış içinde yaşayabilecekleri bir geleceğin mümkün olduğuna dair irademizi ortaya koyuyoruz" ifadelerini kullandı.
SURİYE'DE İSRAİL KAYBETTİ
Ortadoğu ifadesi Derin İngiltere'nin imal ettiği bir sözdür. Bu bölge, aslında Yakın Asya'dır. Kavramın ortaya çıkışı kendini merkeze koyan Batı'nın coğrafi olarak Doğu'yu uzak olarak tanımlamasıyladır. Orta Doğu'nun her taşının altında bulunan, İsrail'i Müslüman dünyaya bir hançer olarak yerleştiren İNGİLTERE'nin dünya çapında yayın yapan medya gücü BBC, "Suriye'de SDG'nin güç kaybetmesi Türkiye'yi nasıl etkileyebilir?" başlıklı bir analiz yayınladı. Bu analize dikkat: "20 Ocak'ta Haseke'de Suriye ordusu ile (PKK) SDG arasında dört günlük ateşkes ilan edildi. 18 Ocak'ta Suriye hükümeti ile SDG arasında imzalanan 14 maddelik anlaşma, SDG güçlerinin birlikler olarak değil bireysel olarak Suriye ordusuna katılmasını öngörüyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 21 Ocak'ta yaptığı açıklamada, "Tam entegrasyonun sağlanmasıyla orada da yeni bir dönem başlayacak. Suriye'nin istikrara kavuşması en çok Suriye Kürtlerini rahatlatacak" dedi. Peki Suriye'deki son gelişmeler Türkiye'yi nasıl etkileyebilir? Suriye uzmanı Prof. Joshua Landis, ülkedeki son gelişmelerin Cumhurbaşkanı Erdoğan için büyük bir başarı olduğunu söylüyor. Joshua Landis, Erdoğan için, "Neredeyse tek başına Suriye'de devrime, Sünni muhalefete ve iktidarı ele geçiren İslamcı muhalefete oynadı. Ve bugün vizyonu, tamamen tamamlanmamış olsa da kazanmış görünüyor" diyor. Landis, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın muhaliflerinin onu uzun süredir milyonlarca Suriyeli mültecinin Türkiye'ye gitmesi ve IŞİD'in Türkiye'deki varlığını artırması nedeniyle eleştirdiğini ancak Erdoğan'ın Suriye politikasından taviz vermediğini vurguluyor. Uzmanlar, Suriye'deki son gelişmelerin, Hamas'ın İsrail'de 7 Ekim 2023'te düzenlediği saldırılar sonrası jeopolitik dengelerin sarsıldığı Ortadoğu'ya etkisi açısından önemli olduğuna da dikkat çekiyor. İran'ın bölgedeki etkisini büyük ölçüde azaltan bazı gelişmeleri de tetikledi. 8 Aralık 2024'te de İran'ın en büyük müttefiki Suriye'de 61 yıllık Baas rejimi son buldu ve ülkenin devlet başkanı Beşar Esad Rusya'ya kaçtı. Mak Kasapovic, Türkiye için, "Artık Şam'da bir müttefiki var, İran da aynı şekilde zayıfladı" diyor. Kasapovic, SDG'nin dağılmasının, Türkiye- ABD ilişkilerinde de "önemli bir engeli" ortadan kaldıracağı görüşünde. Prof. Joshua Landis de Hamas'ın 7 Ekim saldırısı sonrası Ortadoğu'ya yaşananları şöyle yorumluyor: "İran'a bölgede büyük güç veren Şii üstünlüğü fikri artık tuzla buz oldu." Prof. Landis'e göre Suriye'de yeni dönemde "direksiyonun başında artık Türkiye var. İsrail'de hükümet komisyonunun Ocak 2025'te yaptığı bir değerlendirmede, Türkiye'nin Suriye'deki artan nüfuzunun tehdit oluşturabileceği sonucuna vardığı bildirilmişti. Prof. Landis, "Türkiye, hem askeri hem de ekonomik açıdan İran'dan çok daha güçlü ve bu nedenle bu durum İsrail'in gözünde birçok tehlike arz ediyor" diyor.
SONUÇ
SURİYE SINIRINI 100 YIL CETVELLE İNGİLİZ BAŞBAKANI CHURCHILL FRANSIZLARLA BERABER GİZLİ SYKESPICOT ANLAŞMASIYLA ÇİZMİŞTİ. ERDOĞAN LİDERLİĞİNDE TÜRKİYE, 100 YILLIK SYKES-PICOT ANLAŞMASINI ÇÖPE ATTI. EMPERYALİSTLERİN 2. SYKES-PICOT PLANLARINI DA PARÇALADI. EVET. SURİYE'DE TÜRKİYE KAZANDI. KATİL-SİYONİST NETANYAHU- İSRAİL KAYBETTİ.
