İRAN'DA KORKULAN OLMADI. ABD'nin dün İran'a saldıracağı çok konuşuldu, nefesler tutulmuştu ama Trump saldırı emrini vermedi. Bu gelişme ikinci kez, ABD'nin İran saldırısını ertelemiş olduğunu gösteriyor. Bilindiği gibi, 13 Ocak gecesi de ABD saldırısının kesin olduğunu, meşhur İngiliz haber ajansı bildirmişti. ABD Başkanı Trump'ın ikinci kez, erteleme kararında, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın Suudi Arabistan, Katar, Pakistan liderleriyle yaptığı mekik diplomasisinin çok etkili olduğu belirtiliyor. Çok önemli not: Cumhurbaşkanımız Erdoğan, yarın Suudi Arabistan'a gidecek. Veliaht Muhammed Bin Selman ile kritik bir süreçte baş başa görüşme yapacak. Erdoğan ve Selman, ABD Başkanı Trump'la çok yakın ilişkiler içinde. İki liderin görüşme sonrası ABD Başkanı Trump'la bir daha temas kuracağı, bu nedenle, ABD'nin en azından 4 Şubat'a kadar İran'a bir saldırı emri vermeyeceği belirtiliyor.
1 ŞUBAT'TA NE OLDU?
ABD Başkanı Donald Trump, İran'ın nükleer silah geliştirmesini önlemesi için Tahran'la "ciddi" görüşmeler yaptıklarını söyledi. İran Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Sekreteri Ali Laricani Rusya'da Putin'le görüştükten sonra, müzakereler için bir çerçeve oluşturulduğunu açıkladı. Beyaz Saray'da 30 Ocak'ta gazetecilerin sorularını yanıtlayan Başkan Trump, İran'a anlaşma için bir süre tanındığını söylemişti. Diplomatik çevrelere göre, ABD Başkanı Trump'ın 2. kez İran'a saldırı talimatı vermesini 4 gelişme durdurdu: 1)Cumhurbaşkanımız Erdoğan'ın İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan ile 2. kez, Trump'la görüşmesi ve üçlü (Erdoğan-Trump-Pezeşkiyan) zirvesi müzakere iklimi yaratması. 2)İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani'nin Putin'le görüşmesi, Putin'in telefonla yaptığı görüşmelerin Trump'a iletilmesi. 3) Katar Başbakanı Şeyh Muhammed bin Abdülrahman el-Tani'nin ABD ile görüşmeleri. 4)Cumartesi gecesi aniden Tahran'a giderek, Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan'ın, Laricani ile görüşmesi. ABD İran'a saldırırsa, bundan zararlı çıkacak Katar. Çünkü dünyanın en büyük doğalgaz çıkışını Katar, Hürmüz Boğazı'ndan geçirerek Avrupa'ya gerçekleştiriyor. Hürmüz'ün kapatılması halinde Suudi Arabistan, BAE, Kuveyt, Bahreyn, Irak ve Umman büyük ekonomik kriz yaşama tehlikesi yaşıyor.
7 ÖNEMLİ SENARYO
Peki, Tahran'la son dakika anlaşma sağlanamazsa ve Başkan Trump ABD güçlerine saldırı emri verirse, muhtemel sonuçları neler olabilir? 1953 yılında, İngiltere v Amerika ortaklaşa İran'da petrolleri millileştiren Başbakan Musaddık'ı askeri operasyonla devirmişlerdi. İngiltere'nin dünya çapında yayın yapan dev BBC, ABD'nin İran saldırısına yönelik 7 senaryo yayınladı. 1. Hedefli, hassas saldırılar, minimum sivil kayıp, demokrasiye geçiş. Bu oldukça iyimser bir senaryo. 2. Rejim yaşamaya devam eder ama politikalarını yumuşatır. Buna genel anlamda "Venezuela modeli" olarak adlandırılabilir. Bu modelde ABD'nin hızlı ve güçlü müdahalesi rejimi olduğu gibi bırakır, ancak politikaları yumuşatılır. İran örneğinde bu, İslam Cumhuriyeti'nin varlığını sürdürmesi anlamına gelir. Bu da İranlıların büyük bir bölümünü tatmin etmeyecektir. Fakat Tahran'ın Ortadoğu'daki milislere verdiği desteği azaltmak, nükleer ve balistik füze programlarını durdurmak veya kısıtlamak ve protestoları bastırma yöntemlerini hafifletmek zorunda kalacaktır. Yine de, bu ihtimal düşük düzeyde. 3. Rejim çöker, yerine askeri yönetim gelir. Birçok kişi bunun en muhtemel sonuç olduğunu düşünüyor. Rejim birçok kişi tarafından açıkça sevilmiyor ve yıllar içinde yaşanan her protesto dalgası yönetimi daha da zayıflattı. Fakat, statükonun korunmasında çıkarı olan devasa ve yaygın bir güvenlik aygıtı varlığını sürdürüyor. 4. İran ABD güçlerine ve komşularına saldırarak yanıt verir. İran, ABD'nin herhangi bir saldırısına karşılık vereceğini ve "parmakların tetikte olduğunu" açıkladı. İran'ın ABD Donanması ve Hava Kuvvetlerinin gücüyle boy ölçüşemeyeceği açık. Fakat çoğu mağaralarda, yer altında veya ücra dağ yamaçlarında gizlenmiş balistik füze ve insansız hava araçlarından oluşan cephaneliğiyle karşılık verebilir. Basra Körfezi'nin Arap tarafında, özellikle Bahreyn ve Katar'da, ABD üsleri ve tesisleri bulunuyor. İran isterse, ABD saldırısına ortak olduğunu düşündüğü herhangi bir ülkenin, örneğin Ürdün'ün, kritik altyapısını da hedef alabilir. 2019'da Irak'taki İran destekli bir milis grubunun düzenlediği belirtilen, Suudi Aramco'nun petrokimya tesislerine yönelik füze ve insansız hava aracı saldırısı, Suudilere İran füzelerine karşı ne kadar savunmasız olduklarını gösterdi.
KARŞILIK VEREBİLİR
5. İran Körfez'e mayın döşeyerek karşılık verir. Bu olasılık, İran'ın gerçekten 1980- 88 İran-Irak savaşında deniz yollarına mayın döşemesinden bu yana küresel denizcilik ve petrol arzı için potansiyel bir tehdit olarak uzun zamandır gündemde. İran ve Umman arasındaki dar Hürmüz Boğazı, kritik bir geçiş noktası. Dünyanın sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) ihracatının yaklaşık %20'si, petrol ile petrol türevlerinin %20-25'i her yıl bu boğazdan geçiyor. İran, deniz mayınlarını hızla yerleştirmek için tatbikatlar gerçekleştirdi. Tahran böyle bir şey yaparsa, kaçınılmaz olarak dünya ticaretini ve petrol fiyatlarını etkileyecektir. 6. İran karşılık verir ve bir ABD savaş gemisini batırır. Bu senaryoda İran, tek veya birden fazla hedefe o kadar çok sayıda patlayıcı taşıyan insansız hava aracı ve hızlı torpido botu gönderir ki, ABD Donanması'nın güçlü yakın savunma sistemleri bile bunların hepsini zamanında etkisiz hale getiremez. 7. Rejim çöker, yerini kaos alır. Bu çok muhtemel bir tehlike ve Suudi Arabistan gibi komşu ülkelerin en büyük endişelerinden biri. Suriye, Yemen ve Libya'da yaşananlara benzer bir iç savaş olasılığının yanı sıra, kaos ve karışıklık ortamı İran'da da oluşabilir. Ülke çapındaki bir iktidar boşluğunda Kürtler, Beluçlar ve diğer azınlıklar kendi mensuplarını korumaya odaklanırken etnik gerilimlerin silahlı çatışmaya dönüşme riski de bulunuyor. Ortadoğu'nun büyük bir kısmı, özellikle de bölgedeki İran destekli güçlere ağır darbeler indiren ve İran'ın nükleer programı nedeniyle varoluşsal bir tehdit hisseden endişe duyan İsrail, İslam Cumhuriyeti'nin yıkılmasını memnuniyetle karşılayacaktır. Böylece sonucu öngörülemeyen ve potansiyel olarak yıkıcı sonuçlarla dolu bir savaş başlayabilir. BAŞKAN ERDOĞAN'IN 3 ŞUBAT S.ARABİSTAN VE 4 ŞUBAT'TA MISIR SEFERLERİNİN, ABD'NİN İRAN SALDIRISINI ÖNLEME VE MÜZAKARE MASASI KURULMASINDA ROL ALMASI
BEKLENİYOR.
