• BUGÜNKÜ YENİ ASIR
  • Namaz Vakitleri
  • VavTv Canlı Yayın
Dünyada Epstein, Türkiye’de uyuşturucu-fuhuş şokları

BÜLENT ERANDAÇ

Dünyada Epstein, Türkiye’de uyuşturucu-fuhuş şokları

Tüm yazıları
Giriş Tarihi: 08 Şubat 2026

Dünyada Mossad ajanı Epstein'ın ABD CIA-Pentagon içindeki siyonistevanjelist kadrolarla beraber gerçekleştirdikleri KÜRESEL AĞ gizli belgeleri ve Türkiye'de de uyuştucu-fuhuş operasyonları şokları yaşanıyor. ABD'de cinsel istismar suçlamalarıyla yargılanırken 2019'da ölü bulunan mossad ajanı Jeffrey Epstein'a ilişkin milyonlarca belge kamuoyuna açıldı. Yayımlanan dosyalar da ABD eski başkanları, Kral ve kraliçeler, milyarderler, baronlar, diplomatlar ve siyasetçiler bulunuyor. Yaklaşık 3 milyon sayfa belge açıklandı, 3 milyon dosya GİZLİ BELGE AÇIKLANMADI. TÜRBÜN BÜYÜĞÜ AÇIKLANMAYAN EPSTEIN BELGELERİNDE OLABİLİR.

TABLO NETLEŞİYOR

ABD istihbarat servisi CIA, Pentagon içindeki Siyonist- Evanjelist kadrolar, MOSSAD'ın ortaklaşa, Amerika ve Avrupa yönetim kadroları 'dizayn-şantajla yönlendirme' taktikleri ortaya çıkıyor. ABD'de Kasım-2026 ara seçimler yapılacak. O güne kadar Epstein belgeleri üzerinden ULUSALCI Trump'ın KÜRESEL ÇETE mahfillerince kuşatılarak, ABD KONGRESİ'NDE farklar çok küçük, TOPAL ÖRDEK" durumuna düşürülmesine yönelik İSTİHBARAT SERVİSLERİ DERİN AĞLARI mücadelesi yaşanacağı öngörülüyor. (NOT: ABD senatosu Trump-Cumhuriyetçi Parti:52, Demokrat Parti 47 üye, Temsilciler Meclisi'nde, Trump-Cumhuriyetçi parti: 218, Demokratlar: 214 üye) İngiltere'de Starmer Hükümeti istifa noktasına geldi. İstifalar sürüyor.Ünvanlar tek tek alınıyor. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın Ekim 2025'ten bu yana yürüttüğü "ünlülere yönelik uyuşturucufuhuş operasyonu" kapsamındaki soruştumalar derinleşirken, İSTANBUL BEBEK OTELİ önemli bir şifre haline gelmiş durumda. Sabah Daily News Gazetesi Koordinatörü değerli kardeşim İbrahim Altay uyuşturucu-fuhuş operasyonlarının arka planına yönelik KRİTER dergisinde, derin bir analize imza attı. Son dönemde yapılan soruşturmalarda iki mesele ön plana çıkıyor: Bunlar kumar ve uyuşturucu bağımlılığı... Keza bu iki meselenin artık farklı bir çerçevede ele alındığını da müşahede ediyoruz.

TERÖRDEN DAHA ZARARLI

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yaptığı konuşmalarda bu iki meseleye özel bir önem veriyor. Son konuşmasında apaçık bir biçimde şöyle dedi:

"Uyuşturucu ve sanal bahis bağımlılığı milli bünyemiz açısından terör kadar, hatta terörden daha zararlı boyutlara ulaşmıştır." Kanaatimce bu ifadelerdeki "bahis" kelimesini "kumar" olarak değiştirmek sorunun mahiyetini bütün boyutlarıyla kavramamıza yardımcı olacaktır. Zira çevrim içi sitelerde yasa dışı olarak oynanan kumarın, bahis oyunları dışında da türleri var. Ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın son derece net bir şekilde ifade ettiği gibi: "Neredeyse her telefon bir çeşit kumarhane haline geldi." Ancak burada asıl dikkat çekilmesi gereken husus, Cumhurbaşkanımızın konuşmasındaki "terörden daha zararlı" ifadesidir. Savcılığın başlattığı ve yürüttüğü soruşturmaların da ortaya koyduğu üzere bu iki bağımlılık türü artık bireysel zaaflar ya da münferit suçlar olarak değerlendirilemeyecek bir noktaya ulaşmıştır. Yaygın, örgütlü ve yıkıcı bir "ulusal tehdit" haline gelmiştir. Özellikle meşhur ve varlıklı kişilerin hayatına özel bir alaka duyarız. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmanın kamuoyunda hayli geniş akisler uyandırmasının sebeplerinden biri de budur... Soruşturma çerçevesinde gözaltına alınan, bir kısmı tutuklanıp bir kısmı adli kontrol ve yurt dışı çıkış yasağı gibi tedbirlerle, şimdilik, salınan bu ünlü, zengin ve güçlü insanların kamusal özellikleri, gündemin özel hayatları da kapsayacak şekilde genişlemesine sebep oluyor. Bir cemiyette zenginleşmenin nasıl gerçekleştiği sorusunun cevabı umumiyetle iktisadi olmaktan ziyade içtimai bir sorgulamayı elzem kılar. Bir başka deyişle paranın nasıl kazanıldığı ve nasıl harcandığı, daha geniş bir ifadeyle "nasıl dolaştığı" sorusunun cevabı, sadece ekonominin temel ilkeleri tarafından verilmez; toplumsal yapıyla ve işleyişle yakından alakalıdır. Benzer şekilde mahkemelerde görülen davaları sadece "adli süreçler" olarak ele almak da bizi yanıltabilir. Resmi veriler, uyuşturucu ve kumardan elde edilen suç gelirlerinin milyarlarca dolar büyüklüğünde olduğunu gösteriyor. Haliyle bu tablo, ciddi bir "kara para" sorununu da beraberinde getiriyor ve çok katmanlı bir mücadeleyi zorunlu kılıyor. "Baronlara dokunulmuyor" şeklindeki haksız ve yanlış eleştirilere rağmen bu soruşturmalar yargı ve güvenlik birimlerinin tehdit tanımlamasını çok önce yaptıklarını ve bu alanda yoğun bir mücadele verdiklerini gösteriyor.

VİTRİN İŞLEVİ GÖRÜYOR

Soruşturmaların ortaya çıkardığı bir diğer husus da kara paranın yalnızca suçtan elde edilen gelirin aklanmasıyla sınırlı kalmayıp piyasa mekanizmalarını tahrif eden bir unsur olarak işlev gördüğü iddiasıdır. Soruşturmalarda elde edilen veriler, bu durumların belirli aktörler tarafından organize edilen kayıt dışı finansal gelirlerle bağlantılı olabileceğini düşündürüyor. Bu bağlamda sözünü ettiğimiz suçlardan elde edilen kara paranın aynı zamanda bir tür ekonomik sabotaj aracı olarak da değerlendirilmesi mümkündür. Kara paranın mümkün kıldığı tek şey sınırsız sefahat olmayabilir. Sosyal medya uzunca bir süredir özellikle gençlere hızlı şöhret ve kolay zenginlik vaat eden bir vitrin işlevi görüyor. İhtiyaçların yerini lüks ve gösterişin, çalışmanın yerini görünürlüğün aldığı bu vitrin topluma farklı bir insan ve dünya tasavvuru aşılıyor. "Yolunu bulmak" ve "kolay yoldan para kazanmak" özendiriliyor. Soruşturmalar gösteriyor ki sosyal medyadaki bu yapıların önemlice bir kısmı kurgulanmış varlıklar... Kişisel yeteneklere dayanan organik başarılardan ziyade örgütlü bir takım organize işler söz konusu. Sosyal medya kullanıcılarına "mümkün hayatlar" olarak sunulan o ışıltılı dünyaların arkasında kirli ekosistemler, suçtan kaynaklanan ya da manipülasyona dayanan gelirler, kadın bedeni başta olmak üzere değerlerin istismarı, suistimaller, tavizler ve bağımlı ilişkiler varmış. Söz konusu süreçler, soruşturmalar ve davalar yalnızca suçla mücadele çerçevesinde değil; milli güvenlik başta olmak üzere toplumsal yapı, değerler ve işleyiş çerçevesinde de düşünülmeli."

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.