İzmir'de gece geç saatlerde sokakların başka bir dili olur. Gündüz kalabalık olan yerler sessizleşir, ışıklar azalır, insanlar hızlanır. Herkes eve yetişmek ister. Çünkü gecenin içinde küçük bir tedirginlik vardır. Sebebini tam bilmezsin ama hissedersin. Polisiye filmler tam olarak o hissin peşinden gider. Mesela Behzat Ç. Seni Kalbime Gömdüm... Orada suç sadece suç değildir. İnsanların kırılmış taraflarının dışa vurumudur. Kirli sokaklar, yarım kalmış hayatlar, suskun karakterler... Hepsi aynı yorgunluğu taşır. Behzat'ın öfkesi bile aslında bir kaybolmuşluk hissidir.
İNSAN DOĞASI
Bir de Se7en var. Karanlık bir şehir, bitmeyen yağmur ve insanın içini huzursuz eden bir atmosfer... Ama filmin asıl ağırlığı cinayetlerde değil, insan doğasında saklıdır. Çünkü orada kötülük uzak bir şey gibi anlatılmaz. Çok yakınındadır. Belki de içinde. İşte polisiye tam burada etkili olur. Çünkü suç dediğimiz şey, sadece kanunlarla ilgili değildir. İnsan ruhuyla ilgilidir. Bir insanı yanlış yapan ne? Açlık mı, öfke mi, yalnızlık mı? Yoksa herkesin içinde küçük de olsa karanlık bir taraf mı var? Polisiye filmleri bu yüzden sürükleyicidir. Katili bulmak isteriz ama aslında kendimizi anlamaya çalışırız. Çünkü bazen suçlu olan kişi, en normal görünen çıkar. Hayatta da böyledir zaten. En büyük kırılmalar sessiz insanlarda olur.
TAM GERÇEK DEĞİLDİR
İzmir'de kalabalığın içinde yürürken herkes sıradan görünür. Bir kafede oturan adam, vapurda camdan dışarı bakan kadın, gece bankta yalnız oturan genç...Kimsenin hikayesini bilmezsin. Kimin neyle savaştığını da. Polisiye bunu hatırlatır. Gördüğün hiçbir şey tam gerçek değildir. Ve çoğu insan, içindeki karanlığı saklamayı öğrenmiştir. Ama suç filmlerinin en güçlü yanı şu değildir: Katilin kim olduğu. Asıl mesele neden yaptığıdır. Çünkü insan bazen öfkesinden değil, çaresizliğinden yanlış yapar. Bir çıkış bulamadığında, kaybettiğinde, sıkıştığında... İçindeki o karanlık büyümeye başlar. Sinema bunu dramatikleştirir. Hayat ise sessizce yaşatır. Ve belki de en ürkütücü gerçek şudur: İnsan, kötülüğü uzakta arar... Oysa bazen en tehlikeli yer, kendi zihnidir.
