Doğu Akdeniz ve Ege'nin yeni jeopolitik denkleminde Başkan Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde Türkiye'nin oyun kurucu özelliği aşama aşama büyüyor.
Ankara'nın Doğu Akdeniz'de 3 deniz parkı ilan etmesi, Kaş deniz alanında NAVTEX hamlesi ve katil-Siyonist Netanyahu-İsrail'in kirli oyunlarını bir bir paçavraya çevirmesi dikkatleri çekiyor.
Erdoğan'ın Yunanistan'a yönelik net uyarılarının ardından Türkiye'nin Kaş açıklarında ilan ettiği yeni NAVTEX, Ankara'nın bölgedeki oyun kurucu ve kural koyucu rolünü bir kez daha tescilledi. Bu hamle, sadece bir seyir duyurusu değil; Mavi Vatan stratejisinin sahadaki kararlı bir uygulaması ve statükoyu tek taraflı değiştirmek isteyenlere verilmiş güçlü bir jeopolitik cevap niteliğinde.
NET UYARILAR YAPILDI
Erdoğan, Yunanistan'ın gayriaskeri statüdeki Ege adalarını silahlandırmaya devam etmesi halinde Türkiye'nin izleyeceği tutuma ilişkin soruyu şöyle yanıtladı: "Ne yapalım? Bize düşen nedir? GEREĞİNİ YAPMAK. Yapıcı davranan taraf olduk. Fakat çoğu zaman iyi niyetimizin karşılığını göremedik. Türkiye'nin serinkanlı ve sağduyulu yaklaşımını her kim bir acziyet olarak okuyorsa, açık söylüyorum, vahim bir hata yapıyor demektir. Yunanistan, girdiği bu yanlış yoldan dönmeli, gayriaskeri statüdeki adaları silahlandırmaktan vazgeçmelidir.
Tarih, ibret alanlar için çok çok iyi bir yol göstericidir." Yunanistan ve İsrail arasındaki askeri ve stratejik yakınlaşma, akıllara şu kritik soruyu getiriyor: Yunanistan, Doğu Akdeniz'de İsrail'in bir ileri karakolu haline mi geliyor? Ankara'dan gelen peş peşe hamleler diplomasi alanındaki net uyarılar, sahada ise NAVTEX ilanları ve askeri varlık bu tehlikeli ittifaka karşı adeta birer NET UYARI niteliğinde. Türkiye, kendi kıta sahanlığını ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin haklarını koruma konusundaki kırmızı çizgilerinin tartışılamayacağını hem Atina'ya hem de onun arkasındaki güç odaklarına net bir biçimde göstermektedir. İsrail, Yunanistan, Güney Kıbrıs Rumları ve bazı Avrupa ülkeleri, enerji ve savunma iş birliklerini geliştirerek Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki hareket alanını daraltabileceklerini düşünüyorlar.
Ancak yaptıkları hesapta kritik bir eksik var: Türkiye artık 20 yıl önceki Türkiye değil. Savunma sanayisi kapasitesi yükselen, insansız hava araçlarından deniz platformlarına kadar kendi teknolojisini geliştiren, Libya'dan Katar'a, Azerbaycan'dan Somali'ye kadar farklı coğrafyalarda askeri ve siyasi ağırlık oluşturmuş bir Türkiye var. Bu nedenle İsrail-Yunanistan yakınlaşmasının Ankara'yı Doğu Akdeniz denkleminden çıkarması asla söz konusu olmadığı gibi, Başkan Erdoğan'ın da net ve açık olarak dile getirdiği "GEREĞİNİ YAPARIZ" sözüne dikkat etmelerinde büyük fayda var. Dolayısıyla İsrail ve Yunanistan'ın alacağı dersler var:
"Türkiye'yi hesaba katmadan bölgesel strateji kurulamaz."
