Bir gün kendimi aynı şeyi üçüncü kez, bu defa daha doğru kelimelerle anlatmaya çalışırken buldum.
Önce sakin bir şekilde söylemiş, anlaşılmadığımı düşününce daha ayrıntılı açıklamış, sonra da karşımdaki insanın geçmişini ve korkularını hesaba katarak başka bir dil kurmaya çalışmıştım.
İçimden hâlâ aynı cümleler geçiyordu: "Belki bu defa doğru anlatırsam anlar." "Biraz daha sabırlı olursam değişir." "Ben tepkilerimi düzeltirsem aramızdaki sorun da çözülür." Fakat bir noktada kendime şunu sordum: Gerçekten anlatamıyor muydum, yoksa karşımızdaki insanın yapmak istemediği bir şeyi daha iyi anlatarak yaptırabileceğimize mi inanıyordum?
Bazen farkında olmadan iki kişilik bir ilişkinin bütün sorumluluğunu tek başımıza üstlenebiliyoruz. Biz daha iyi iletişim kurmaya çalışırken karşımızdaki insan aynı yerde durabiliyor. Biz kendi payımızı sorgularken o, bütün sorunun bizden kaynaklandığına inanabiliyor.
Biz kırdığımız yerleri onarmaya çalışırken o, kendi davranışının üzerimizde bıraktığı etkiyi merak etmeyebiliyor.
Peki bir insan ilişki kurmayı öğrenebilir mi sizce? Bence öğrenebilir. Peki öğrenmek istemeyen birine öğretebilir miyiz? İşte bu sorunun cevabı çok daha zor.
DEĞİŞME İSTEĞİ
Sevdiğimiz insanın bizim için değişmesini beklemek çok doğal gelebiliyor. "Beni seviyorsa çaba göstermeli." "Kaybetmek istemiyorsa bu davranışını değiştirmeli." Gerçekten de sevgi bazen insanı değişmeye yöneltebiliyor.
Daha önce fark etmediğimiz bir davranışımızın sevdiğimiz insanı incittiğini gördüğümüzde kendimize bakabiliyor, onun ihtiyacını anlamak için yeni bir dil öğrenebiliyor ve bazı alışkanlıklarımızı değiştirebiliyoruz. Fakat sevgi tek başına bir değişim garantisi değil bence. İnsan sevebilir ama kendi davranışına bakmaya hazır olmayabilir. Değişmeyi kişiliğine yönelik bir tehdit gibi görebilir.
Kendisini her zaman haklı bulduğu için ortada değiştirmesi gereken bir şey olduğuna inanmayabilir.
Bazen de ondan beklenen değişim, temel değerlerine veya kimliğine aykırı olabilir. Bu nedenle "Beni seviyorsa değişir" cümlesi her zaman doğru değil.
Olamıyor... Bazı insanlar bizi gerçekten seviyor ama değişemiyor.
Bazıları değişebileceğini biliyor ama istemiyor. Bazıları ise değişmesini istediğimiz konuda kendi gerçeğinden vazgeçerse artık kendisi olarak kalamayacağını düşünüyor. Bu ayrımları görmeden yalnızca sevginin gücüne tutunduğumuzda, karşımızdaki insanın bugünkü hâliyle değil, bir gün dönüşeceğini umduğumuz hâliyle ilişki kurmaya başlıyoruz.
FARK ETMEK
Hepimiz davranışımızın yanlış olduğunu kabul edebiliriz: "Evet, sana bağırmam doğru değildi." "Günlerce konuşmamam seni cezalandırılmış hissettirdi." "Kıskançlığım yüzünden seni kısıtladım." Bunları fark etmek önemli bir başlangıç. Fakat farkındalık tek başına değişim değil. Değişim, benzer bir durum tekrar yaşandığında farklı davranabilmek bence. Yeniden öfkelendiğinde bağırmak yerine konuşmaya ara verebilmek...
Kıskandığında yasak koymak yerine korkusunu anlatabilmek...
Yanlış anladığında hemen suçlamak yerine soru sorabilmek...
Uzaklaşmaya ihtiyaç duyduğunda hiçbir açıklama yapmadan kaybolmak yerine ne zaman geri döneceğini söyleyebilmek...
Bazen ne yaptığımızı çok iyi bilip yine de aynı şeyi yapmaya devam edebiliyoruz. Hatta her olaydan sonra kendimizi son derece doğru biçimde açıklayabiliyoruz:
"Çocukluğum yüzünden böyleyim." "Önceki ilişkimde çok incindim." "Terk edilmekten korkuyorum." Bunların hepsi gerçek olabilir. Fakat davranışın nedenini bilmek, onun sorumluluğunu almak anlamına gelmiyor. "Ben neden böyleyim?" sorusundan sonra başka bir soru gelmeli bence: "Bunu değiştirmek için ne yapıyorum?" Çünkü geçmişimiz davranışlarımızı açıklıyor ama hayatımız boyunca aynı biçimde davranmak zorunda olduğumuzu söylemiyor. Değişmek isteyen insan kusursuz olmaz. Bazen hepimiz eski davranışlarımıza dönebiliriz. Önemli olan bunu fark etmek, sorumluluk almak ve yeniden denemek. Değişmek istemeyen insan ise çoğunlukla yalnızca ilişkiyi kaybetme tehlikesi ortaya çıktığında kısa süreli bir çaba gösteriyor. Kriz geçince eski düzene geri dönebiliyor. Bu yüzden değişimin en güvenilir göstergesi büyük sözler değil, zaman içindeki tutarlılık olmalı.
İLİŞKİ ÖĞRETMENİ
Bir noktaya kadar birbirimize neye ihtiyacımız olduğunu öğretmemiz doğal. Kimse bizi doğuştan tanımıyor. Sevilme biçimimizi, hassasiyetlerimizi ve sınırlarımızı paylaşmamız gerekiyor.
Fakat duyulmak için aynı temel şeyleri sürekli anlatmak zorunda kalıyorsak ilişkideki roller değişmeye başlıyor. Birimiz yetişkin bir partnerken diğerimiz onu sürekli yönlendiren kişi hâline geliyor. Zamanla romantik yakınlık da azalabiliyor. Çünkü karşımızdaki insanı partnerimiz gibi değil, davranışlarını yönetmemiz gereken biri gibi görmeye başlıyoruz. Belki sorun, kendimizi yeterince iyi anlatamamamız değil; karşımızdaki insanın anladığı şeyi uygulamak istememesidir. Karşımızdaki insanın değişmesini sağlayamayız.
Ama kendi davranışımıza bakabilir, ihtiyacımızı daha açık anlatabilir, sınırımızı belirleyebilir ve öfkelendiğimizde zarar vermemeyi öğrenebiliriz.
En önemlisi de bize sunulan ilişkinin gerçekte ne olduğunu görebiliriz. Bazen bütün enerjimizi "Onu nasıl değiştiririm?" sorusuna verdiğimiz için şunu sormayı unutuyoruz: "Bu insan hiç değişmezse ben bu ilişkiyi yine de seçer miyim?" Bu çok zor bir soru. Çünkü cevabımız "Hayır" olduğunda yalnızca ilişkiyle değil, beklediğimiz gelecek ihtimaliyle de vedalaşmamız gerekiyor. Ben de kendi hayatımda bu soruyla yüzleştim.
Sevginin varlığına rağmen bazı temel gerçeklerin değişmeyeceğini gördüm. Bir süre, daha iyi anlatırsam aramızdaki farkın aşılabileceğini düşündüğüm zamanlar oldu. Fakat sonra şunu anladım: Karşımdaki insanın inanmadığı bir şeyi yalnızca benim için kabul etmesini beklemek ona haksızlık olacaktı.
Kendi inancımı ve kurmak istediğim hayatı dışarıda bırakmak ise bana haksızlıktı. Daha fazla açıklamak bu farkı değiştirmiyordu.
Çünkü mesele birbirimizi anlamamamız değil, aynı hayatı seçemememizdi. İnsan bazen sevdiği kişiyi değiştirmeye çalışmaktan vazgeçtiğinde onu gerçekten görmeye başlıyor. Ve bazen gördüğü insanı sevmesine rağmen onunla aynı yolda yürüyemeyeceğini anlıyor.
SORUYA DÖNERSEK...
İlişki kurmak öğrenilebilir bence. Dinlemeyi, sınır koymayı, duygularımızın sorumluluğunu almayı, özür dilemeyi ve onarmayı öğrenebiliriz.
Çocukken yanlış şeyler öğrenmiş olabiliriz ama onları hayatımız boyunca tekrarlamak zorunda değiliz. Fakat ilişki kurmak yalnızca bir beceri değil. Aynı zamanda bir istek.
Kendi payımıza bakma cesareti.
Haklı çıkmak yerine ilişkiye ne yaptığımızı görebilmek... Ve bunu yalnızca bir kişinin istemesi maalesef yetmiyor. Bir insan tek başına daha sağlıklı olabilir, kendi duygu örüntülerini değiştirebilir ve sınırlarını koruyabilir.
Ama iki kişilik bir ilişkiyi tek başına sağlıklı hâle getiremez.
Bir taraf sürekli anlatıyor, diğeri dinlemiyorsa... Biri onarıyor, diğeri aynı yeri yeniden kırıyorsa...
Biri kendisini sorguluyor, diğeri bütün sorumluluğu ona bırakıyorsa... Orada tek kişinin iki kişilik bir cümleyi tamamlamaya çalışması vardır. Oysa hiçbirimiz iki kişilik bir cümleyi tek başımıza tamamlayamayız.
İlişki kurmak öğrenilebilir. Yeter ki iki insan da öğrenmek istesin.
