İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca fon soruşturması resmi olarak 19 Ağustos 2026'da Sermaye Piyasası Kurulu'na (SPK) yazılan bir yazıyla başladı. SPK'ya gönderilen yazıda özellikle soruşturmanın GİZLİLİĞİNE işaret ediliyordu.
SPK, 17 Eylül'de yedi portföy yönetim şirketinin yönettiği fonlara müdahale ederek bu şirketlere ait fonları TEFAS'ta alım satıma kapattı ve toplam 131 fonun tasfiyesine karar verdi. Bu fonlardaki tekil yatırımcı sayısı 455 bin 758 kişi olarak açıklandı. Fon soruşturması kapsamında savcılığın 19 Ağustos'ta SPK'ya gönderdiği yazıyla 17 Eylül'deki tasfiye kararı arasındaki zamanda gizli soruşturmayı kimlerin haber aldığı sorusu titizlikle araştırılıyor. Bu çalışmaları Başkan Erdoğan'ın anında görevlendirdiği Devlet Denetleme Kurulu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın başkanlığında çalışan Fon Kriz Kurulu yürütüyor.
YOL HARİTASI BELLİ
AK Parti MYK toplantısında Cumhurbaşkanımız Erdoğan'ın çok önemli bir konuşma yaptığı öğrenildi. Erdoğan, "Ortada bir sorun var. Bu konuda en ufak bir tereddütünüz olmasın.
Gereğinin yapılması için bütün talimatları verdim. Bunun İDARİ VE SİYASİ tarafını ben yöneteceğim" diye konuşuyor.
Başkan Erdoğan 25 yıllık devlet yönetiminde birçok krizi çözdü.
Fon krizini kontrolü altına aldı, neşter atıldı. Bir taraftan 17 Eylül'de 131 fona tedbir getirildi, 8 Ekim'de ise fonlara 1 milyonun altında para yatıran 350 bin fon mağduruna ödemeleri başlattı. Diğer taraftan Devlet Denetleme Kurulu'nun titiz çalışmalarını takip ediyor. Kamu maymuncuklarının tespiti ve hesap vermesi sağlanacak.
Cumhurbaşkanımız Erdoğan'ın bu konuda üzerinde önemle durulması gereken şu sözlerini tekrar tekrar değerlendirmekte büyük fayda var: "FETÖ'cü alçaklardan öğrendikleri taktiklerle ellerine ne tutuşturulsa önüne arkasına bakmadan, doğruluğunu yanlışlığını araştırmadan bize saldırıyorlar. Sadece çamur atmanın, sadece iftira atmanın peşindeler." Erdoğan'ın milletvekilleriyle yaptığı toplantıdaki ifadeleri de çok önemli: "Kimilerinin başı döndü, kimileri kibir tuzağına düştü, kimileri şahsi davasını milletin ve ümmetin davasının önüne koydu. Kimileri yolunu şaşırdı, kimileri nefsinin esiri oldu, kimilerini şeytan aldattı.
Ajandası farklı olanlar gidebilir. Biz yanlış yapanla, nefsine yenik düşenle vedalaşır, yolumuza güçlenerek devam ederiz." Bu sözlerin satır aralarına bakıldığında fon krizinde kamu ve özel maymuncukların varlığı anlaşılıyor.
Köstebeklerin, muhalefete servis yapanların ortaya çıkarılması gerekiyor. AK Parti tarafından fon krizi ve tasfiye sürecindeki fonlarla ilgili hazırlanan ve 9 maddeden oluşan kanun teklifi TBMM Başkanlığına sunuldu.
Önümüzdeki hafta perşembe günü kanunlaşması hedeflendi.
Düzenlemenin çizdiği yol haritası şöyle: İlk etapta fon krizinden etkilenenlerin büyük çoğunluğunu oluşturan 350 bin mağdurun korunması hedeflendi. Tasfiye sürecindeki fonlarda parası olan yatırımcılara, net yatırım tutarı esas alınarak kişi başına en fazla 1 milyon TL'ye kadar ara ödeme yapılacak. Net yatırım tutarı 1 milyon TL'nin altında olanların parası tamamen ödenecek, bu tutarın üzerinde yatırım yapanlara ise ilk etapta en fazla 1 milyon TL ara ödeme gerçekleştirilecek. Düzenleme, fonların tamamen nakde dönüştürülmesini beklemeden mağduriyetleri hızlıca gidermeyi amaçlamaktadır. Ancak bu ödeme nihai bir tazminat veya koşulsuz bir hibe değil; fonun kendi varlık durumuna göre yapılacak bir "ara ödeme" niteliğinde. Fon tasfiye süreçlerinde ve yapılacak ödemelerde asla hiçbir şekilde Hazine veya kamu kaynağı kullanılmayacak.
Tasfiye süreci ve yatırımcılara yapılacak ödemeler tamamen fonların kendi nakitleri, menkul ve gayrimenkul varlıkları, hisse senetleri veya teminatları üzerinden finanse edilecek. Bu madde bundan sonra bir daha fon krizi yaratmanın önüne geçecek.
Oluşan zarar, kayıp veya eksik tasfiye bakiyesinden öncelikle fonun kurucusu ve/veya yöneticisi konumundaki portföy yönetim şirketi sorumlu tutulacak. Finansal yönetim hatası veya suiistimallerden kaynaklanan açığın kapatılmasında ilk muhatap profesyonel yöneticiler olacak. Bu maddeyle piyasa aktörlerine caydırıcı bir sorumluluk yükleniyor.
Portföy yönetim şirketlerinde görev yapan kişilerin daha sonra görevden ayrılmış olması, görev dönemlerindeki işlem ve kararlardan doğan sorumluluklarını ortadan kaldırmayacak. "Görevi bıraktım, sorumluluktan kaçtım" algısının önüne geçilerek kriz döneminde usulsüz işlemlere imza atan yöneticilerin hukuki ve mali olarak hesap vermesi güvence altına alınıyor. Dağıtılabilir nakdin yapılacak ara ödemelerin tamamını karşılamaya yetmemesi durumunda mevcut nakit, fon pay sahipleri arasında oranları korunarak dağıtılacak.
Geri kazanım hesabına aktarılan paraların birden fazla fonla bağlantılı olması halinde dağıtım usul ve esaslarını belirleme yetkisi Sermaye Piyasası Kurulu'na (SPK) veriliyor. Paranın adaletsiz dağıtılmasını önlemek amacıyla likidite yeterlilik oranı ve yatırımcının korunması gibi kriterler baz alınarak adil bir paylaşım mekanizması kuruluyor.
Kanunun uygulanmasından doğan işler, açılacak dava ve takipler için SPK ve Yatırımcı Tazmin Merkezi (YTM) tarafından dışarıdan avukatlık, muhasebe ve yazılım geliştirme hizmetleri satın alınabilecek.
Tasfiye sürecindeki 131 fonun takibi ve hukuki süreçlerine yönelik operasyon gerektirdiğinden kamunun operasyonel hızını artırmak adına dışarıdan uzman desteği alınmasının önü açılıyor.
Düzenlemenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar belirlenirken Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'nun (TMSF) görev alanına giren hususlarda TMSF'nin görüşü alınacak. Kanunda hüküm bulunmayan hallerde Sermaye Piyasası Kanunu, CMK ve Bankacılık Kanunu hükümleri geçerli olacak. Finansal kurumların tasfiyesinde uzmanlaşmış olan TMSF ile SPK arasında kurumlar arası bir eş güdüm ve hukuki belirlilik hedefleniyor.
SUÇLUYA ÖDEME YOK
Borsa hisselerinde veya fonlarda objektif piyasa ölçütlerini aşan gerçeğe aykırı kazanç elde edenlere, aşan kısımları SPK'nın genel hisse iade hesabına veya fonlara rızaen iade etme imkanı tanınacak. Ancak sermaye piyasası mevzuatına aykırı fiiller işlediği, manipülasyona veya piyasa dolandırıcılığına karıştığı SPK tarafından tespit edilen kişi ve kurumlara tasfiye ve geri kazanım hesabından kesinlikle hiçbir ödeme yapılmayacak.
Fon Krizi Kanunu piyasa güvenini yeniden tesis etmeye ve sermaye piyasalarını risklerden arındırmaya odaklanıyor. Düzenleme genel bir tasfiye rejimi oluşturmamakta, sadece mevcut kriz kapsamındaki fonların tasfiye sürecini hızlandırmak amacıyla çıkarılıyor.
