• BUGÜNKÜ YENİ ASIR
  • Namaz Vakitleri
  • VavTv Canlı Yayın
Özgür Özel’in stratejik körlüğü

BÜLENT ERANDAÇ

Özgür Özel’in stratejik körlüğü

Tüm yazıları
Giriş Tarihi: 14 Ekim 2026

Türkiye'nin Orta Doğu'da ve küresel jeopolitikte yeniden oyun kurucu bir aktör olarak öne çıktığı, bölgesel kader tayin edici hamleler yaptığı kritik bir tarihsel eşikten geçiyoruz. Böyle bir dönemde, muhalefet lideri Özgür Özel'in Türkiye'nin imzaladığı "Mekke Savunması" ve hamlelerini hedef alan açıklamaları, sadece siyasi bir eleştiri olarak geçiştirilemeyecek kadar derin sorunlar barındırıyor. Türkiye'nin bu coğrafyadaki askerî, diplomatik ve güvenlik eksenli hamleleri doğrudan beka ve sınır güvenliği meselesidir. Özgür Özel'in sınırlarımızın ötesinde başlayan bu güvenlik kuşağını eleştirmesi, Türkiye'yi kendi kabuğuna çekilmeye zorlamak ve yaklaşan tehditleri sınır kapılarımızda karşılamaya mahkum etmek demektir.

İSTİKRARIN ÖNEMİ
Özgür Özel ve Yeni Parti'nin çıkışları, iç kamuoyuna yönelik sığ bir popülizm ve "iktidar ne yaparsa karşı çık" refleksinin ötesine geçmiyor. Özel'in bu hamleleri gereksiz bir "macera" gibi gösterme çabası, küresel siyaset okumasının ne kadar zayıf olduğunu ortaya koyuyor. Bu coğrafyanın istikrarı, Anadolu'nun istikrarıdır. Türkiye'nin bölgedeki varlığını sorgulamak, kendi tarihsel misyonunu ve jeopolitik gerçekliğini reddetmek demektir. Demokrasilerde ekonomi, eğitim veya iç politika sonuna kadar eleştirilebilir; ancak dış politika ve millî güvenlik meseleleri partiler üstüdür. Özgür Özel'in takındığı bu tavır, millî meselelerde ortak bir duruş sergilemesi gereken ana muhalefetin, devletin uzun vadeli stratejileriyle taban tabana zıt bir yere savrulduğunu gösteriyor. Açıkça sormak gerekir: Türkiye'nin Orta Doğu'da alan kazanmasından, savunma ve güvenlik anlaşmalarıyla bölgesel bir kalkan oluşturmasından kimler rahatsızdır? Bölgeyi bölüp parçalamak isteyen küresel sömürgeci- Siyonist güçler, Türkiye'nin İslam dünyasındaki lider ve koruyucu rolünü hazmedemeyen hasım odaklardır. Siyasi ihtiraslar, millî çıkarların önüne geçtiğinde ortaya çıkan tablo ne yazık ki budur. Türkiye, Özgür Özel ve Yeni Partisinin bu vizyonsuz ve engelleyici tavrına rağmen, kendi kaderini ve bölgesinin geleceğini inşa etmeye, tarihî sorumluluğunun gereğini yapmaya kararlılıkla devam edecek. Türk siyaseti, her dönem kendine has krizlere, beklenmedik yol ayrımlarına ve sert polemiklere sahne oldu. Ancak son günlerde İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay'ın AK Parti saflarına geçişinin ardından Özgür Özel'in sergilediği hırçın ve ne yapacağını bilemez haldeki tutumuna ilk kez tanık olunuyor. Hatırlanacağı üzere, yerel seçimler öncesinde bizzat Özgür Özel, Cemil Tugay'ı göklere çıkarıyor, "Sütte leke var, onda yok" diyerek arkasında duruyordu. Ancak Tugay, huzur bulmak ve İzmir'e hizmet etmek için AK Parti rozetini takınca, Özel'in dilindeki o övgülerin yerini akılalmaz hakaretler ve öfke patlamaları aldı. Parti grubunda kürsüye çıkıp, eski çalışma arkadaşı Tugay'a siyasi nezakete sığmayan sıfatlar savuran Özel portresi izliyoruz. Peki, Özgür Özel'i bu kadar kızdıran asıl neden neydi? Bir siyasi parti genel başkanının ekranlar önünde bu denli amiyane ve kontrolsüz bir üslup tercih etmesi, yalnızca bir hayal kırıklığının değil, aynı zamanda ciddi bir siyasi sıkışmışlığın ve ne yapacağını bilememenin dışa vurumudur. Bugün gelinen noktada, Özel'in siyasi öngörüsü ve liderlik otoritesi tartışmaya açıldı. Yeni Asır Gazetesi'ne özel demeç veren Cemil Tugay, AK Parti'ye geçiş kararını savunarak merkezi yönetimin desteğiyle İzmir'i yeniden inşa etmek istediğini belirtti. Özel'in "kalemiz" dediği İzmir'in makus talihinin, büyük belediyecilik tecrübesine sahip Erdoğan'ın bir marka haline getirdiği "AK PARTİ modern belediyecilik sistemi" ile değişecek olmasıdır. Bu durum, Özel için ağır bir stratejik yenilgidir.

TUGAY ÇOK SAKİN
Bugün gelinen noktada Cemil Tugay, "Kem söz sahibine aittir" diyerek sakin ve soğukkanlı bir duruş sergilerken, Özel'in her geçen gün dozajı artan bu agresifliği Türk siyasetinde absürt bir dönemin kapısını aralıyor.
Liderlik, kriz anlarında sükuneti korumak ve strateji üretmektir; kürsülerden "ulaaan" diye bağırıp hınç çıkarmak ve ileri geri konuşmak değil. Siyasette rota değişiklikleri ve transferler her dönem yaşandı ve yaşanacak. Ancak Özel'in görevi, kriz anlarında sükuneti korumak, kurumsal akılla hareket etmek ve güven vermektir. Özgür Özel'in grup toplantısında seviyeyi ve üslubu bu denli düşürerek hakaret raddesine varan sözler sarf etmesi, Cemil Tugay'a kızgınlığını gölgede bıraktı.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.