Türk Devletleri Teşkilatı'nın (TDT) 13. Zirvesi, 29-30 Ekim 2026 tarihlerinde Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın ev sahipliğinde Ankara'da yapılacak. Türk dünyası, tarihsel ve kültürel bağlarını kurumsal bir çatı altında birleştirerek küresel siyasetin en dinamik aktörlerinden biri haline geldi. Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) 13. Liderler Ankara Zirvesi, entegrasyon sürecinin taçlanacağı tarihi bir virajı temsil ediyor. "Türk Yüzyılı: Dilde, Fikirde, İşte Birlik" temasıyla Ankara'da bir araya gelecek Türk Devletleri liderleri teşkilatın küresel bir güç odağına dönüşmesindeki kararlılığı tüm dünyaya bir kez daha ilan edecek.
İLMEK İLMEK AKIL
Bugün kurumsal gücüyle uluslararası arenada ağırlığını hissettiren TDT, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın uzun vadeli stratejik vizyonu ve diplomatik çabalarıyla ilmek ilmek işlendi. Türkiye'nin liderliğinde savunma, lojistik, enerji ve ticaret hatlarının birleştiği devasa bir iş birliği havzasına dönüştü. Kafkasya'nın jeopolitik çehresi, Erdoğan ve İlham Aliyev arasındaki sarsılmaz kardeşlik ve stratejik ortaklık ile yeniden şekillendi. Karabağ Zaferi ile taçlanan bu omuz omuza duruş, yalnızca iki devletin değil, tüm Türk dünyasının özgüven kaynağı oldu. Ankara Zirvesi, 7 Türk Devleti liderinin Kafkasya'da inşa ettiği bu stratejik gücün, Orta Asya içlerinden Adriyatik'e uzanan bir güvenlik ve refah koridoruna nasıl tahvil edileceğini bir daha gösterecek özellıkler içeriyor. Azerbaycan ile Türkiye'nın Karabağ Zaferi ile taçlanan Kafkasya jeopolitiği, Türkiye'nin stratejik derinliği ve Akdeniz-Hazar hattındaki lojistik gücüyle birleşmesi anlamına geliyor. Zirvenin ana omurgasını oluşturan "Türk Yüzyılı: Dilde, Fikirde, İşte Birlik" vizyonu, Orta Asya enerji kaynaklarının Batı'ya taşınmasından Hazar geçişli Orta Koridor'un tam kapasite çalıştırılmasına kadar küresel dengeleri değiştirecek bir potansiyel taşıyor.
NİFAK TOHUMLARI
Türk dünyasının kalbi Ankara'da atarken küresel şer odakları da boş durmuyor. Bir haftadan beri, Türkiye ile Azerbaycan arasında bir takım suni kriz iddiaları ve sosyal medya manipülasyonları üretilmeye çalışılıyor. Karabağ'ın kurtuluşu ve Zengezur Koridoru projesi ile Güney Kafkasya'daki haritaların yeniden çizilmesinden rahatsız olan emperyalist güçler ile bazı bölge ülkeleri, Bakü ile Ankara'nın arasını açmaya yönelık kırlı tezgahları içindeler. Hazar'ın Batı ile doğrudan entegre olmasını ve Türk dünyasının bir blok olarak yükselmesini engelleme çabaları emperyalist-işgalci siyonist odaklar tarafından kurgulanıyor. İşgalci Siyonıst odaklar ve ardındakı Batı desteklı karanlık odaklar, dini, kültürel veya siyasi hassasiyetleri kaşıyarak "Azerbaycan Türkiye'den uzaklaşıyor mu?", "Bakü eksen mi değiştiriyor?" algısı yaratmaya yönelik dijital manipülasyon ağlarını kullanıyor. Emperyalist-işgalci siyonistlerin ciğerini biliyoruz. Ankara ile Bakü arasındaki askeri, siyasi ve ekonomik güven iklimini zedelemek iki büyük Türk Devlet adamı Cumhurbaşkanı Erdoğan, can kardeşimiz İlham Aliyev arasındaki güçlü kardeşliği sabote etme hayali içindeler. Türk Devletleri Birliği'nin arasına nifak sokarak kardeşlik bağlarını zayıflatacaklarını düşünüyorlar. Avuçlarını yine yalarlar. Kafkasya Güvenliğini sarsmaya yönelik kirli sinsi oyunlara karşı Ankara'dan yükselen sert barikat. Türk devlet aklı, üretilmeye çalışılan suni fitneye en üst düzeyden, sert ve net yanıtlar vererek nifak girişimlerini kaynağında kuruttu. MHP Lideri Devlet Bahçeli'nin net uyarısı: Bahçeli, TDT Ankara Zirvesi öncesinde yaptığı stratejik açıklamada, "İstikametimiz açıktır: Başta Azerbaycan olmak üzere Türk dünyası arasındaki kardeşlik hukukunu ve gönül bağını zedeleyecek hiçbir nifak tohumunun aramıza ekilmesine müsaade etmeyiz" diyerek fitne odaklarına rest çekti. Bahçeli, her bir Türk devletinin egemenliğine saygının esas olduğunu belirterek Ege'den Hazar'a uzanan bu gönül bağının siyasi manipülasyonların çok üzerinde bir halk hafızasına dayandığını vurguladı. AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik kirli sinsi oyunlara karşı sert tepki gösterdi. İlişkilerde kriz olduğunu iddia eden üçüncü ülkelere ve sosyal medyadaki manipülatörlere set çeken Çelik, "Türkiye ile Azerbaycan arasına girmeye çalışan bazı ülkeler var, bu ülkelere kesinlikle müsaade etmeyeceğiz" dedi. Ömer Çelik, Azerbaycan'ı hedef alan bazı marjinal gruplara tokat atarak "Türkiye ve can Azerbaycan'la aramızdaki ilişki tek kelimeyle kardeşliktir" açıklamasıyla provokatörlerin oyununu deşifre etti. Türkiye ve can Azerbaycan, Şuşa Beyannamesi ile müttefikliğini en üst askeri ve siyasi düzeye çıkaran "2 DEVLET TEK MİLLET" Türk Devletler Teşkilatı "7 DEVLET 1 MILLET" gerçeğidir. Prof. Dr. Aygün Attar'ın başkanı olduğu Türkiye-Azerbaycan Dostluk İşbirliği ve Dayanışma Vakfı (TADİV) "Bir Millet, İki Devlet: Ortak Tarih, Ortak Vicdan, Ortak Gelecek" başlıklı bildiri yayınladı. Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ilişkiler, iki bağımsız devletin diplomatik münasebetlerinin çok ötesinde, ortak tarihimizin, dilimizin, kültürümüzün, milli hafızamızın ve nesiller boyunca sınanmış kardeşliğimizin en kıymetli miraslarından biridir. Bu kardeşlik, birbirinin acısını kendi acısı, sevincini kendi sevinci bilen iki halkın ortak vicdanıyla bugünlere taşınmıştır. Çanakkale'den 1918 yılında Bakü'nün kurtuluşuna, Azerbaycan'ın bağımsızlığını yeniden kazanmasından Karabağ'ın işgalden kurtarılmasına, 6 Şubat depremlerinde Azerbaycan halkının Türkiye'ye gösterdiği eşsiz dayanışmadan ortak kalkınma ve savunma projelerine kadar tarihimizin her kritik döneminde bu kardeşliğin ne kadar güçlü olduğu defalarca görülmüştür. 15 Haziran 2021 tarihinde Cumhurbaşkanlarımız Recep Tayyip Erdoğan ve İlham Aliyev tarafından imzalanan Şuşa Beyannamesi, bu tarihi birlikteliği müttefiklik düzeyinde pekiştirmiş; siyasi, askerî, ekonomik, kültürel ve insani alanlarda ortak geleceğimizin güçlü hukuki ve stratejik dayanaklarından biri olmuştur. Son dönemde özellikle sosyal medya mecralarında iki kardeş ülke arasındaki ilişkileri tartışma konusu hâline getiren, dini ve milli hassasiyetler üzerinden karşılıklı yanlış anlamalara yol açabilecek, kimi zaman gerçekleri çarpıtan ve toplumlarımızın birbirine duyduğu güveni zedeleme potansiyeli taşıyan söylemleri endişeyle takip ediyoruz. İki kardeş devlet arasındaki ilişkilerin tarihinin en güçlü dönemlerinden birini yaşadığına, devlet başkanlarımızın ortaya koyduğu ortak iradenin ve stratejik müttefikliğimizin sağlam temeller üzerinde yükseldiğine inanıyoruz. Türkiye ile Azerbaycan arasındaki güçlü ilişkilerin yalnızca iki kardeş devlet açısından değil, Türk dünyasının bütünleşmesi, Güney Kafkasya'nın barışı, bölgesel istikrar ve uluslararası iş birliği bakımından da büyük önem taşıdığının bilincindeyiz. Türkiye ile Azerbaycan, iki devlet değil, birbirine emanet edilmiş iki kardeş vatandır. Bu emanete sahip çıkmak, geçmişimize duyduğumuz vefanın, bugünümüze karşı sorumluluğumuzun ve geleceğimize beslediğimiz umudun gereğidir. Türkiye ile Azerbaycan'ın kardeşliği geçmişimizin emaneti, bugünümüzün güvencesi, yarınlarımızın ortak sorumluluğudur.
SONUÇ
BATI'NIN istihbarat servisleri kontrolünde olan sosyal medyadaki yapay dalgalanmalar veya üçüncü ülkelerin kapalı kapılar ardındaki diplomatik operasyonları, kökleri tarihin derinliklerine uzanan TÜRKİYE- AZERBAYCAN VE TÜRK DEVLETLER TEŞKİLATI stratejik çınarını sarsmaya yetmeyecek. Türk dünyasının yükselişi, nifak ekenlerin hesaplarını bozarak 21. yüzyılın yıldızı olarak parlamaya devam edecek.
