• BUGÜNKÜ YENİ ASIR
  • Namaz Vakitleri
  • VavTv Canlı Yayın
Ankara Bağdat hattında tarihi trafik

BÜLENT ERANDAÇ

Ankara Bağdat hattında tarihi trafik

Tüm yazıları
Giriş Tarihi: 18 Ekim 2026

Jeopolitik yeni haritaların çizilmekte olduğu Ortadoğu'da Başkan Recep Erdoğan liderliğinde Türkiye, güney sınırlarında adeta satranç ustası titizliğiyle çok katmanlı, vizyoner ve stratejik hamleler zinciri yürütüyor. Son bir haftadır Ankara ile Bağdat arasında yaşanan yoğun trafik, "Terörsüz bir Türkiye ve İstikrarlı bir Irak" vizyonunun sahada ete kemiğe bürünmesini işaret ediyor.


DÖNÜM NOKTASI FOTOĞRAF
Kerkük'ten Bağdat'a uzanan tarihi eşik tablosunda, en çarpıcı kare, 16 Ekim 2026'da Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde kayda geçti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Irak Meclisi'ndeki güven oylamasıyla federal hükümette Devlet Bakanlığı görevine seçilen Irak Türkmen Cephesi Başkanı ve Kerkük Valisi Mehmet Seman Ağa'yı kabul etti. Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi liderliğindeki yeni kabinede Türkmenlerin yüzyıl sonra kazandığı bu üst düzey temsil, Ankara- Bağdat ilişkilerinde tarihi bir dönüm noktası özelliğinde.
Bu hamle, Türkiye'nin Irak'taki soydaşlarının haklarını koruma noktasındaki güçlü diplomatik ağırlığının ve bölgesel istikrar arayışının en somut sonucudur.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) 52. Dışişleri Bakanları Konseyi Toplantısı için Irak'ın başkentine çıkarma yaptı. Irak Cumhurbaşkanı Nizar Amedi ve Iraklı mevkidaşı Fuad Hüseyin ile kritik ikili görüşmeler gerçekleştiren Fidan, hem bölgeyi tehdit eden Soykırımcı-Katil Netenyahu- İsrail saldırganlığına karşı İslam dünyasını ortak iradeye çağırdı hem de Suriye ve Lübnan'ın toprak bütünlüğünün altını çizdi.

BAĞDAT DEKLARASYONU
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 17-18 Ekim 2026 tarihlerinde gerçekleşen bu kritik zirvede BAĞDAT DEKLARASYONU imzalandı. Bağdat Deklarasyonu, Türkiye ile Irak'ın bölgesel barışı inşa etmedeki ortak kararlılığının diplomatik manifestosu niteliğinde. Deklarasyon ve zirve gündeminde ayrıca terörizmle mücadele, İslam düşmanlığı (İslamofobi), BM reformu, KKTC üzerindeki izolasyonlar, Suriye ve Lübnan'daki gelişmeler ile Körfez Bölgesinin seyrüsefer güvenliği yer aldı. Bakan Fidan, Bağdat mesaisi kapsamında Irak Cumhurbaşkanı Nizar Amedi, Irak Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin, Irak Yüksek Yargı Konseyi Başkanı Faik Zeydan ve Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdülati ile de önemli ikili görüşmeler gerçekleştirdi.

MİT BAŞKANININ DİPLOMASİSİ
MİT Başkanı İbrahim Kalın'ın hem Bağdat hükümeti hem de Erbil, Süleymaniye ve Kerkük hattındaki kesintisiz temasları sessizce devam ediyor. Kalın'ın yürüttüğü derin diplomasi; terör örgütü PKK'nın silahları bırakması, mağaraların boşaltılması, istihbarat paylaşımı, terör örgütlerinin Irak topraklarındaki hareket alanının kurutulması ve sınır aşan tehditlerin bertaraf edilmesi üzerine kurulu.
Evet. Türkiye ve Irak, tarihlerinde hiç olmadığı kadar stratejik bir ortaklığa doğru ilerliyor. Bu yeni dönemi şekillendirecek üç ana sütun var:

KALKINMA YOLU:
Basra Körfezi'ni Türkiye üzerinden Avrupa'ya bağlayacak olan bu devasa küresel ticaret koridoru, iki ülkenin ekonomik kaderini birleştiriyor. Kabineye Türkmen bir bakanın girmesi ve Bağdat'taki siyasi istikrar, bu projenin takvimini hızlandıracağını gösteriyor.

ORTAK GÜVENLIK:
Terör örgütü PKK başta olmak üzere yasaklı tüm silahlı unsurların Irak topraklarındaki varlığına son verilmesi, Sincar'da devlet otoritesinin tesisi konusunda tam bir mutabakat oluşuyor. Güvenlik mekanizmaları geliştikçe, "terörden arındırılmış" koridorların ticaret yollarına dönüşmesi hedefleniyor.

ENERJİ VE SU KORİDORU:
Petrol taşımacılığının ötesine geçerek doğal gaz, elektrik ve sınır aşan suların adil yönetimi, iki ülkeyi Orta Doğu'nun yeni enerji ve refah merkezi haline getirecek çalışmalara konu oluyor.

GÖRÜŞMENİN ŞİFRELERİ:
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Irak'ın başkenti Bağdat'ta düzenlenen İslam İşbirliği Teşkilatı 52. Dışişleri Bakanları Konseyi Toplantısı marjında Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati ile kritik bir ikili görüşme gerçekleştirdi. Orta Doğu'da kartların yeniden karıldığı, soykırımcı-işgaşci siyonist Netenyahu İsrail'in saldırganlığı ve Husilerin Körfez güvenliğini tehdit eden adımları karşısında şekillenen bu görüşme, bölgesel istikrar ve 7 Ağustos 2026'da imlanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması açısından büyük bir stratejik öneme sahip olduğu değerlendiriliyor.
Resmi açıklamalar iki ülke arasındaki ikili ilişkiler ve bölgesel krizlere odaklansa da, sahadaki gelişmeler masadaki ana dosyaların başlıklarının sinyalini veriyor. Husilerin Suudi Arabistan'a yönelik devam eden saldırıları ve Hürmüz ile Babülmendep boğazlarındaki seyrüsefer serbestisinin bozulması hem Türkiye hem de Süveyş Kanalı gelirlerine bağımlı olan Mısır için doğrudan bir güvenlik tehdidi olduğu biliniyor. Bakan Fidan, Suudi Arabistan'ın savunmasına teknik ve kolektif caydırıcılık desteği sağlayan Mekke Paktı'nın vizyonunu Abdulati'ye aktardığı düşünülüyor.
Katil-soykırımcı Netenyahu İsrail'in yayılmacı politikalarına karşı Türkiye ve Mısır'ın diplomatik ortaklığı, Gazze'ye insani yardım ve Lübnan'ın egemenliğinin korunması meselelerinın muhakkak değerlendirildiği ifade ediliyor.

MEKKE SAVUNMA ANLAŞMASI
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan tarafından imzalanan Mekke Paktı'nın, diğer bölge ülkelerinin katılımına açık, "savunma ve kolektif caydırıcılık" odaklı bir Doğu NATO'su modeli olduğu bir gerçek. Mısır'ın bu pakta dahil olma olasılığını artıran dinamiklerden bahsediliyor.
Mısır'ın katılımının, Mekke Paktı'na Kızıldeniz'in kuzey kapısını ve Süveyş Kanalı'nın ekonomik-stratejik ağırlığını kazandıracağı belirtiliyor. Husilerin saldırıları karşısında Suudi Arabistan ile ortak hareket etmek Mısır'ın 'kendi hayati çıkarlarını koruması anlamına da gelir' deniyor. Pakistan ve Türkiye gibi iki nükleer/askeri gücün yanına Mısır gibi Arap dünyasının köklü ve büyük ordusunun eklenmesi, ittifakın "bölgesel çözümleri bölgesel ülkelerle sağlayacağı" iddiasını pekiştiriyor. Mekke Savunma İttifakının kurumsallaşma adımları arasında ortak teknoloji geliştirme ve üretim yer alıyor.
Mısır'ın "Türkiye'nin gelişmiş savunma sanayii ekosisteminden (İHA/SİHA ve hava savunma sistemleri) bu pakt kanalıyla daha yapısal bir şekilde faydalanabıleceği' değerlendiriliyor.
Bu dinamikler ışığında, Bakan Hakan Fidan'ın Bağdat'ta Bedr Abdulati ile görüşmesinın, Mısır'ın 'Mekke Ortak Savunma Anlaşması'na kısa vadede üye olacağı anlamına gelmeyebilir' deniyor.

SONUÇ
BAKANLAR Hakan Fidan ve Abdullah arasındaki bu son temasın, Mısır'ın pakta "stratejik ortak", "gözlemci üye" ya da "istihbarat/lojistik destek sağlayıcısı" olarak da eklemlenmesinin zeminini hazırlayan bir ön diplomatik ıklımı yarattığı ifade ediliyor. EVET. Bakan Fidan'ın yürüttüğü mekik diplomasisi, bölgenin güvenliğini Batılı güçlerin inisiyatifinden çıkarıp bölgesel ülkelerın eline teslim etme projesinin en kritik adımları olduğu vurgulanıyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.