• BUGÜNKÜ YENİ ASIR
  • Namaz Vakitleri
  • VavTv Canlı Yayın
Kılıçdaroğlu, Özel’in planlarını bozdu

BÜLENT ERANDAÇ

Kılıçdaroğlu, Özel’in planlarını bozdu

Tüm yazıları
Giriş Tarihi: 28 Ekim 2026

Ankara kulisleri dün içte ve dışta çok hareketli gelişmelere sahne oldu. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Beştepe'deki Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde bir araya geldi. Bu kritik görüşme, iki liderin bu yıl içindeki beşinci yüz yüze buluşması olarak kayıtlara geçti. Her Cumhur İttifakı zirvesinin ardından ülke siyasetinde taşların yerinden oynadığı düşünülürse dünkü randevunun da yeni bir dönemin kapısını aralayacağı muhakkak. Külliye'deki görüşmenin sıcak başlıkları olduğu değerlendiriliyor.

ESKİMİŞ ZİHNİYET
TBMM Dışişleri Komisyonu Mekke Savunma Anlaşmasının birinci ayağını tamamladı. İkinci ayak, TBMM Genel Kurulu son kararı verince icraat başlayacak. TBMM Dışişleri Komisyonunda Özgür Özel'in Yeni Partisi sarsıldı. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Gaziantep'te yaptığı ezber bozan çıkışla hem "Erkene alınmış seçime varız" demesi hem de milli çıkarları önceleyerek Mekke Anlaşması'na Meclis'te "Evet" diyeceklerini ilan etmişti. Buna karşın, CHP'yi bölerek YENİ Parti'yi kuran Özgür Özel'de eski zihniyet yine hortladı, bu tarihi pakt karşısında "Hayır" safına geçmesi şaşırtmadı. Lakin aziz milletimizin makul çoğunluğunun gönül tellerini titreten bir rahatsızlık yarattı. İç siyasetteki çekişmeleri milli meselelerin ve bölgesel güvenlik stratejilerinin önüne koyan bu olumsuz tavır, muhalefetin yapısal krizini bir kez daha ifşa etti. Doğu Akdeniz'den Orta Doğu'ya kadar Türkiye'nin etrafında kurulan jeopolitik kuşatmayı yarmayı hedefleyen stratejik adımlara Özgür Özel ve arkadaşlarının körü körüne karşı çıkması "Nasıl bir siyaset anlayışıdır?" eleştirilerine konu oldu. Kılıçdaroğlu gerçekleri görerek milli meselelerde olumlu bir değişime imza atmaya başladı. Özgür Özel hayırcı tavır aldı. Yeni Parti ve Özgür Özel dışındaki siyasi partiler, Ankara'nın kararlı adımlarla geleceği inşa etmesinin yanında yer alıyorlarken Özgür Özel'in milli güvenlik meselelerinde bile ortak bir asgari müşterekte buluşamaması yanlış yolda olduğunu ortaya koyuyor. Özgür Özel'in milli meselelerde "Ne işimiz var?" yaklaşımının doğurduğu sakıncalara karşı şu soruları akıllara getirdi: Türkiye'nin Libya ile imzaladığı Deniz Yetki Alanları Sınırlandırma Anlaşması; Yunanistan, Güney Kıbrıs, Mısır ve Fransa'nın Türkiye'yi Antalya Körfezi'ne hapsetme projesini (Sevilla Haritası) boşa çıkaran en stratejik hamledir. Libya ve Doğu Akdeniz'deki askeri varlığa karşı çıkmak, Türkiye'nin milyarlarca dolarlık hidrokarbon rezervlerinden ve deniz egemenlik haklarından vazgeçmesi anlamına gelmiyor mu? Bu durum, bölgeyi tamamen Türkiye karşıtı bir koalisyona terk ederek yabancı güçlerin Akdeniz'deki harita dayatmalarına yol vermek riski taşımıyor mu? Türkiye, Somali'de en büyük askeri eğitim üssüne (TURKSOM) sahiptir ve yakın dönemde Somali deniz karasularının güvenliğini sağlamak amacıyla tarihi anlaşmalar imzaladı. Kızıldeniz ve Aden Körfezi, küresel ticaret rotalarının ve enerji hatlarının kalbi. Burada fiziki olarak bulunmamayı savunmak, küresel aktörlerin (ABD, Çin, Fransa) Afrika Boynuzu'ndaki mutlak hakimiyetini kabullenmek manasına gelmiyor mu? Türkiye'nin insani ve askeri diplomasiyle kazandığı stratejik derinliği "macera" olarak nitelendirmek, ülkeyi küresel oyunun dışına itmek manasına gelmiyor mu? Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında gündeme gelen üçlü savunma paktı, bölgesel güvenliği Batılı güçlerin inisiyatifine bırakmamayı amaçlayan jeopolitik bir hamledir. Mekke Savunma İttifakı'na peşinen "Hayır" demek, Türkiye'nin İslam dünyasındaki ve bölgesel güvenlik mimarisindeki kurucu rolünü reddetmek manasına gelmiyor mu? Mekke Savunma İttifakı'na karşı çıkma yaklaşımı, bölgenin istikrarsızlaştırılmasından beslenen küresel silah sanayisinin ve bölge dışı aktörlerin ekmeğine yağ sürmek manasına gelmiyor mu? Milli savunma ve dış politika hatlarında "içe kapanmacı" bir dil kullanmak jeopolitik bir boşluk yaratır ve uluslararası ilişkilerde boş bırakılan her alan anında rakip güçler tarafından doldurulur. Bu doğrultuda, KARŞI ÇIKIŞ bir siyaset değildir. Kılıçdaroğlu yeni süreçte gerçekleri görüyor ve buna göre siyasetini yürütüyor, Özgür Özel - Yeni Parti'nin oyun planlarını bozuyor. Kılıçdaroğlu'nun erkene alınacak seçim çıkışı, Özgür Özel'in oyun planını sarsan stratejik bir hamle olarak değerlendiriliyor. Bu hamlenin Özgür Özel'i köşeye sıkıştırdığı ve iç siyasetteki yansımaları şöyle değerlendiriliyor: Özgür Özel, erkene alınmış seçim senaryolarına ve anayasa düzenlemelerine sert bir şekilde karşı çıkıyordu. Erkene alınacak bir seçim için Meclis'te gerekli nitelikli çoğunluk rakamı 360'ı Cumhur İttifakı'nın mevcut rakamlarına bakarak bulamayacağını hayal ediyor ve iktidarı mevcut anayasal sınırlar içinde kilitlemeyi planlıyordu. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yeniden cumhurbaşkanı adayı olabilmesi için Meclis'te erken seçim kararının alınması gerekiyor. Cumhur İttifakı TBMM milletvekili sayısı:

AK Parti: 281 milletvekili
MHP: 46 milletvekili
HÜDA PAR: 4 milletvekili
DSP: 1 milletvekili
TOPLAM: 332

360'A ULAŞILIYOR
CHP erkene alınmış seçime "evet" dediği takdirde erken seçim için gerekli olan 360 milletvekili sayısına rahat bir şekilde ulaşılıyor. Fire olmazsa CHP ile birlikte 376 ediyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan yine de erken seçim işini şansa bırakacak bir lider değil. AK Parti'ye gelmek için bekleyen milletvekilleri var. AK Parti'ye yeni katılımlar da olacak. Sayı 360'a doğru gidiyor. EVET. Kemal Kılıçdaroğlu "Biz seçime hazırız, kaçmıyoruz" imajı çizerken erkene alınmış seçime kapıları kapatan Özgür Özel'i SEÇİMDEN KAÇAN MUHALEFET PARTİSİ konumuna getiriyor. Kılıçdaroğlu, erkene alınacak seçim restiyle "seçimden korkmayan dinamik ana muhalefet" lideri rolünü pekiştirdi hem de anayasa ve erken seçim kartını kapatarak siyaset yapmaya çalışan Özgür Özel'in alanını daralttı. Siyasetteki bu esnek ve hamleci tavır, Yeni Parti'yi politika üretemez ve sadece "hayır" diyen bir pozisyona sokmuş görünüyor. Ayrıca CHP kulislerinde ve Gürsel Tekin gibi isimlerin açıklamalarında, "Özgür Özel, Kılıçdaroğlu'ndan özür dilerse ancak partiye dönebilir" denilerek psikolojik üstünlüğün tamamen Kılıçdaroğlu kanadına geçtiği konuşuluyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.