Bugün bu yazıyı okuyabiliyorsanız, takvimlerde 2023'ü gördünüz demektir. Dün geceyi ailenizle, arkadaşlarınızla, evde ya da dışarıda eğlenerek geçirmişsiniz demektir. Hiçbiri olmadıysa, yalnız kalmış ve erkenden uyumuş olsanız bile bugün sabah sevdiklerinizi tekrar görebilme umudunuz, şansınız var demektir.
TESELLİ DEĞİL!
Pek çok insan yeni yılı göremedi...
Hani birbirimize anın değerini anlatırken, hep "Yarına çıkabilecek miyiz acaba?" deriz ya... Ya da birine teselli verirken şu sözleri kullanırız, "Yolda yürürken kafana bir şey düşse hayat bitti, ne gerek var bunları kafaya takmaya"... Çoğu zaman bu cümleleri çok da inanarak kurmayız aslında, pek ihtimal vermeyiz yarını göremeyeceğimize.
Ancak yılın bitmesine son iki gün kala yaşanan iki facia beni derinden etkiledi...
Hepimiz yeni yıl planları yaparken gelen bu iki haber derin bir keder yaşatırken bir yandan da 'anın kıymetini' bilmek ifadesinin gerçekliğini hatırlattı.
Nazilli'deki restorana yemek yemeye gelmiş insanların bir kısmı belki yılbaşı hazırlığı için alışverişe çıkmış, acıktıkları anda o dönercide bir yemek molası vermişti.
Bornova'daki inşaatta çalışan vinç operatörü, işçiler hatta yoldan geçen iki vatandaş, yılbaşı akşamı için yaptıkları planı düşünüyordu. Belki de telefonda son kez planın üstünden geçiyordu sevdikleriyle...
DERİN BİR NEFES
Bunlar gerçek! Teselli cümlesi değil.
Eğer gözlerimizi yeni bir güne, yeni bir yıla açabiliyorsak şanslıyız. Bu yüzden para, nefret, kin, iş stresi gibi fani şeyleri kendimize yük etmek yerine yeni yılda sevdiklerinize sarılmak olsun ilk işiniz. Küs olduklarınıza gidin, kalbini kırdıklarınızdan özür dileyin...
Hayatta olmanın kıymetini bilerek derin bir nefes çekin içinize...
Sevgiyle, mutlulukla, sağlıkla gelsin yeni yıl... Anda kalabileceğiniz, anın tadını çıkarabileceğiniz, elinizdekinin kıymetini kaybetmeden anlayacağınız bir yıl olsun hepimiz için!
