Krizden çıkış sürecinde coştukça coşan piyasalar sanki yolun sonuna gelmiş gibi zikzaklar çiziyor. Ortada hiçbir olumsuz veri yokken yükseliyor, dünya ekonomisinin lokomotifi konumunda olan ABD son 6 yılın en yüksek büyümesini, yine son 5 buçuk yılın en yüksek kapasite kullanım oranlarına ulaşıyor, borsalardan tık yok. Aslında tüm bu zikzak hareketler borsaların ne kadar kontrolsüzce tamamen bilimsel zeminden uzak hareket ettiğini gösteriyor.
Borsalarla ilgili bir gerçeğin daha altını çizelim... Borsaların tamamında yüzde 50-100 aralığında gerçekleşen yükselişler çok düşük işlem hacimleri ile ortaya çıktı. Sadece Mart ve Nisan ayları hariç, ki bu aylarda çıkış ivmesi kazanmıştı borsalar, diğer aylarda sığ diyebileceğimiz işlemlerle rekor düzeylerde yükselişler geldi. Örneğin dünyanın en derin borsalarından biri olan New York Borsası (NYSE) Dow Jones Endeksi yüzde 30-40 düzeyindeki yükselişlerde geçerli olan işlem hacimleri son 20 yılın günlük ortalama işlem hacminin altında kalmış. NYSE için alışık olduğumuz yaklaşık 20-25 milyar dolar günlük işlem hacmine çok az günlerde ulaşılmış.
DÜŞÜK İŞLEM HACMİ
Aynı şekilde İMKB'de de oldukça düşük işlem hacimleri endeksin zıplaması için yeterli oluyor. Önce mali sektörde faaliyet gösteren hisse senetleri çıkış yapmış, ardından reel sektör hisse senetleri gelmişti. Mali sektörde etkin olan banka hisse senetlerinin kısa sürede aşırı yükselmesini kısmen makul karşılayabiliyoruz. Tabi çıkışın tamamını değil. Banka bilançoları ve açıkladıkları karlar zaten bu gerçeği ortaya koyuyor.
27 Ocak - 3 Şubat tarihleri arasında İMKB 100 Endeksi yüzde 1.84 yükselmiş. Endeks yükselirken işlem gören hisse senedi adedi yüzde 31.51 gerilemiş. Diğer ilginç bir veri de, sadece bir hafta gibi kısa süre içinde bazı hisse senetlerinin fiyatlarının yüzde 50 civarında yükselmiş olması. Örneğin, bir firmanın, şirket ismini vermeyelim, hisse senedi fiyatı sadece 160 bin adet işlem ile yüzde 51.18 artmış. Ne güzel at koşturuyor para sihirbazları değil mi?
Borsaların coşmasının temel nedenini bir kez daha hatırlatmak istiyorum... Krizden çıkmak için uygulanan gevşek para politikaları sonucu piyasalara enjekte edilen aşırı likidite menkul kıymet olarak hisse senetlerine, tahvil ve bonolara yöneldi. Menkul kıymet dışında, likiditenin yönlendiği diğer varlık ise altın oldu. Bu yüzden, hisse senetlerinde, tahvil bonolarda ve altında "yoğun köpük" bulunuyor.
VİRAJLARA DİKKAT!
Köpüğün yanı sıra, kritik virajlara doğru yaklaşıyor küresel ekonomiler. Önümüzdeki en keskin viraj, aşırı likiditenin nasıl ve hangi süreçte kademeli olarak çekileceği. İkinci alınması zor viraj ise yüksek kamu borçları finansmanındaki zorluklar nedeniyle oluşacak faiz baskısı. Son enflasyon verileri merkez bankalarının biraz huzurunu kaçırıyor.
İki tarafı keskin bıçağın diğer tarafında da göz ardı edemeyeceğimiz bir gerçek var. Durgunluktan çıkabilmek ve bir kez daha söz konusu olabilecek dip olasılığını düşürmek için bazı mevcut önlemlerin devam etmesi ve aynı zamanda yeni önlemlerin devreye girmesi gerekiyor.
Zaten doyum noktasına ulaşmış olan borsalar, bugünlerde bir de bu ikilem yüzünden belirsizlik yaşıyor. Piyasa aktörleri bir taraftan küresel makroekonomik verileri takip ediyorlar bir taraftan ileriye yönelik olumsuz faktörleri dikkate alıyorlar. Kafalar karışık açıkçası...
Yazımı kaleme aldığım saatlerde önemli 35 borsadan sadece Tayland, Güney Kore ve Filipinler borsaları yükselişteydi. Avrupa ekonomisinin, özellikle euro bölgesinin, pek tadının olduğunu söyleyemeyiz. ABD, Obama'nın kararlı ve ekonomi yönetimine destek veren duruşu, Bernanke'nin başkanlığının uzatılması Avrupa karşısında ABD'yi bir adım öne taşıdı. Dolayısıyla kur dengeleri de hassaslaşıyor diyebiliriz.
Belirsizliklerin artmasıyla, Mart ayından bu yana son sürat yol alan piyasalar biraz sisli bir süreçten geçecekler... Hatırlatmakta fayda var, özellikle küçük yatırımcılara... Yarın bu yazımı okurken borsalar yükselmiş olabilir. Yinede siz yükselişin verdiği huzurla bu gerçekleri yabana atmayın.
