Küresel krizin çıkış kaynağı olan kredi piyasaları halen sağlıklı çalışmıyor. Doğal olarak banka gibi kreditör kuruluşlar, krize bağlı olarak risk algılamalarını değiştirdikleri için kredi plasmanını durma noktasına getirmişlerdi. Para politikalarının gevşetilmesiyle merkez bankalarından bankalara aktarılan likidite krediye gitmeyince menkul kıymetlere yönelmişti. Ya da "geri ödememe riskinin" yüksek olması nedeniyle yüksek faiz oranları ile kredi vermeyi tercih etmişlerdi.
Bankaların kriz döneminde kredi iştahlarının tamamen kapanmasının bir nedeni de 2009 yılında, firma faaliyetlerinin zayıflaması, işsizliğin artması ve gelirlerin düşmesiyle, daha önce verilen kredilerin geri ödemelerinde sorunlar yaşamaları. 2009 yılında takibe düşen kredi ödemelerinde bir önceki yıla göre yüzde 100 civarında bir artış görünüyor. Bankaların idari takip başlattıkları sorunlu kredi miktarı toplam kredilerin yüzde 1.84'ünü, yasal takipler ise toplam kredilerin yüzde 4.4'üne denk geliyor.
Geri ödemede en fazla sorun yaşanan kredi türü ise yüzde 58 ile ihtiyaç kredileri, yüzde 24 ile konut ve yüzde 17 ile taşıt kredileri.
KREDİ TALEBİ
Önlemlerin etkisini göstermesi, dip noktadan uzaklaşılması ve toparlanmanın belirginleşmesi son günlerde bankaların kredi iştahlarını artırıyor. Geçen yıla çeyrekler itibarıyla baktığımızda, üçüncü çeyrekte bankalarca verilen tüketici kredileri bir önceki çeyreğe göre yüzde 11 oranında artmış. Tüketici kredisi türlerine göre artışta başı ihtiyaç ve konut kredileri çekiyor. Tabii, yatırım araçlarının getirilerinin düşmesi ve konut fiyatlarının dip seviyelere gerilemesi, birçok kişide konut almak için iyi bir zamanlama algısına neden olmuştu. Aynı şekilde ticari krediler de son toparlanmaya paralel olarak yükselmiş.
Her ne kadar bankaların kredi iştahları açılsa da, risk algılamasında temkinli duruşları yüzünden, kredilere uyguladıkları standartları gevşetmemeye çalışıyorlar. Merkez Bankası'nın sektör kredilerinin yüzde 80'ini plase eden 20 banka üzerinde yaptığı "Banka Kredileri Eğilim Anketi"ne göre bankalar kredilere uyguladıkları standartları sıkılaştırma eğilimlerini geçen yılın son çeyreğinde de devam ettirmişler. Ancak, bu yılın ilk çeyreğine yönelik beklentileri sorulduğunda çoğunlukla olumlu yanıt vermişler ve standartları biraz gevşetme eğilimine girebiliriz demişler.
ÇALIŞMAYA DEVAM
Standartları sıkı tutmalarının temel nedeni ise bankaların "genel ekonomiye yönelik beklentileri" ve aynı zamanda "endüstri ve firmaların görünümüne ilişkin" kaygıları. Henüz belirsizlik kalkmadığı için bankalar uzun vadeli kredilere de çok sıcak bakmıyorlar. Bu yüzden kısa vadeli kredilere nazaran uzun vadeli kredilere uyguladıkları standartları sıkı tutmadan yana olduklarını beyan ediyorlar ankette.
Fon maliyetleri, bilanço kısıtlamaları ve rekabet baskısı gibi faktörler bu dönemde krediler üzerinde olumlu etki yapmamış. Daha önceki anketlerde bankalar bu faktörlerin olumlu etkilerini kullanarak kredi uygulama standartlarını kısmen gevşetmişlerdi.
Ticari kredilerde olduğu gibi, bireysel kredilerde de bankalar aynı risk algılamasına sahipler. Bu yüzden, bireysel kredilerde uyguladıkları standartları son çeyrekte de gevşetmemişler. Önümüzdeki dönemde, yani 2010'un ilk çeyreğinde, bankalar, taşıt kredilerinde gevşetme, konut kredilerinde değiştirmeme ve diğer bireysel kredilerde sıkılaştırmaya gideceklerini duyuruyorlar.
İçinde bulunduğumuz yıl gerçekten belirsizliğini koruyor. İşsizlik rakamları ortada. Gelir artırıcı politikalar göremiyoruz. Dolayısıyla, kredilere olan talep artarak sürecek. Lakin, bankaların mevcut risklerden kaynaklanan kredi arzları kısıtlı kalacak. Sonuç çok açık; kredi faiz oranları bu koşullarda beklediğimiz gibi gevşemeyecek. Özetle, kredi yerine iyice kısalan yorgan altında kıvrıldıkça kıvrılacağız.
