Geçen yılın Mart ayından bu yana soluk almadan yükselen borsalar son günlerde Avrupa'dan gelen kötü haberleri gerekçe göstererek geriliyor. Uzun süredir varlık fiyatlarının şiştiğini biliyoruz. 2009 yılı Şubat ayında dip gören küresel ekonomiler olağanüstü önlemlerin etkisini göstermeye başlamasıyla toparlanma sürecine girmiş, piyasalar da bu gelişmeleri olumlu algılamıştı.
Ayı piyasası rallisi ile başlayan çıkış öylesine hızlı ve momentumlu oldu ki, kısa süre içinde borsalarda yüzde 40-50 seviyelerinde yükselişlere tanık olduk. Derin olan ABD ve Avrupa borsaları bile daha önce rastlanmamış artış gösterdi.
Bu gelişmeyi tetikleyen temel faktörlere kısaca değinelim.
Birincisi merkez bankalarının faiz oranlarını "serbest düşüş (free fall)" şeklinde aşağı çekmeleri sonucunda, bankalar mevduat hesaplarına uyguladıkları faiz oranlarını da paralel olarak aşağı çektiler. Hem de kısa süre içinde. Dolayısıyla, önemli bir alternatif yatırım aracı olan mevduatlar cazibesini yitirdi.
FAİZ CAZİP DEĞİL!
İkincisi, aynı şekilde risk almak istemeyen yatırımcılar için oldukça uygun olan tahvil ve bonolara aşırı bir talep başladı. Bunun sonucunda tahvil ve bono faiz oranları gerildi. Tahvil ve bono faizlerinin yüksek seviyelerden düşük seviyelere gelmesi sürecinde pozisyonda bulunan yatırımcılar kazandı. Ancak yeni düşük seviyelerde başlayan ihraçlar ve faizlerin düşük seviyelerde demirlemesi tahvil ve bononun da cazibesinin kaybolmasına neden oldu.
Üçüncü faktör ise, tahvil ve bonolarla bağlantılı olan fonlar. Bu enstrümanların büyük çoğunluğunda devlet tahvili ve Hazine bonoları bulunuyor. Hisse senetlerinden oluşan fonlar hariç diğer yatırım fonları da getiri açısından yatırımcısını tatmin etmez hale geldi.
Dördüncü faktör için en temel faktör diyebiliriz. Merkez bankalarının para politikalarını gevşetmesi ile piyasalara yoğun likidite çıktı. Zaten, kriz yüzünden defter değerinin de altına düşmüş hisse senetleri hem yerli yatırımcıların hem de yabancı sermayenin hışmına uğradı. Başlarda risk seven yatırımcılarla inanılmaz yükselen borsalara yukarıda saydığımız cazibesini yitirmiş enstrümanlara sahip risk sevmeyen yatırımcılar da katıldı. Tabi balonda şiştikçe şişti.
"Piyasalarda neler oluyor?" paniği yaratan son bir haftadaki gelişmelere ve sonuçlarına bir göz atalım...
AVRUPA BAHANE
İMKB yıl sonuna doğru hız kesmiş, hatta 46 binler seviyesine gerilemişti. Sonrasında merkez bankalarının para politikalarını bir süre daha sıkılaştırmayacaklarını ve bu bağlamda kısa vadeli faiz oranlarını düşük düzeyde tutacaklarını duyurmaları ile yeniden yükselişe geçmişti. Şu gerçeği hatırlatalım... Borsa yatırımcıları aldıkları hisse senetleri ile o hisse senedinin ihracını yapan şirketin mali yapısı ve tabloları arasında bağlantı kurmuyor, "gözü kapalı" alıyor, nasılsa yükselir düşüncesiyle. Bir de ilginçtir, bu yükselişin sonu gelmeyecek, uçuş pistinde yükselen uçak gibi gözden kaybolana kadar artacak sanıyor.
İMKB'nin 45 bin ve yukarısını bilimsel gerekçelerle açıklayamadığımızın altını bir kez daha çizmek istiyorum. Sadece aşırı talep endeksi 50-55 binin üzerine taşıdı. Krizi en iyi şekilde atlatan banka hisse senetleri de endeksin 55 binin üzerine çıkışının zor olduğunu gösteriyor.
Geçen cuma ve bu hafta başı itibariyle endeks yüzde 10 civarında düşüş yaşadı. Gerekçe Avrupa'daki gelişmeler! Tamamen bahane... Nasıl açıklayamadığımız çıkışlarda bazı olumlu gelişmeler bahane ediliyorsa, bu tuhaf düşüşlerde de bahane aranıyor. Gazeteler de alıştı artık, hangi gün aşırı düşüş olursa o günün başına "kara" kelimesi koyup haberi veriyorlar. Sonuncusu "Kara Cuma" idi.
Sadede geleyim... Borsa yatırımcılarının kesinlikle panik yapmamaları gerekiyor. Özellikle 50 binin üzerinde hisse almış olanların...
Zira, finansın altın kuralı şöyledir; menkul kıymetler fiyatları düştüğünde alınır, yükseldiğinde satılır.
Dövizin yükselişinin de geçici olduğunu, çoğunlukla euro dolar paritesinden çıkan yabancı yatırımcılardan kaynaklandığını hatırlatalım. Yani dolar daha da yükselir beklentisine lütfen kapılmayın.
Sözün özü, para sihirbazları düzeltme hamleleri yapıyor. Bizim gibi sığ piyasalar bundan daha fazla etkileniyor. Birkaç olumlu veriden sonra piyasalar kaldığı yerden devam edecektir, hiç kuşkunuz olmasın. Çünkü, aşırı likidite piyasalarda duruyor.
