Küresel ekonominin lokomotifi ABD ekonomisinin kriz sonrası çıkışının durması hatta yeniden durgunluğa doğru yönelmesi diğer ekonomileri de kaygılandırıyor. Bu yüzden Başkan Obama'nın gündemindeki ekonomi paketini açıklaması dört gözle bekleniyordu. Obama hem ABD ekonomisini hem de kendi siyasi geleceğini kurtarmak için hazırlanan paketi geçen hafta nihayet açıkladı.
Önce paketinin içeriğine bir göz atalım... Ardından paketin küresel ekonomiye katkısının ne derecede olabileceğini analiz edelim.
Obama'nın 447 milyar dolar büyüklüğündeki paketinin ana ekseninde beklendiği gibi "büyüme ve istihdam" yer alıyor. Yeterli büyüme oranına ulaşmak için bir taraftan Fed, sıfır seviyesindeki faiz oranı ile gevşek para politikası kapsamında katkı yapacak, diğer taraftan kamu harcamaları ve vergi araçları ile hükümet maliye politikası cephesinden devreye girecek. Bu kapsamda, her ne kadar Obama detaylara girmese de başlıklar halinde vergi indirimlerine, eyalet yönetimlerine bazı teşviklere ve altyapı harcamalarına vurgu yaptı.
UYGULAMADA ZORLUK
Kağıt üzerinde iyi görünen önlemler dizinin uygulama aşamasında üç temel sorun bekliyor açıkçası. Birincisi, hukuki düzenlemeler aşamasında kumanda Cumhuriyetçilerin elinde olacak. Dolayısıyla, Cumhuriyetçiler 14 ay sonra yapılacak seçimlere odaklanıp, bu paket ile Obama'nın ve Demokratların siyasi prim elde edeceği algılaması yaparlarsa, uygulama sürecinde rahatlıkla köstek olabilirler ya da yokuşa sürerek olumlu sonuçların elde edilmesini geciktirebilirler. Bu gerçeğin bilincinde olan Başkan Obama deyim yerinde ise biraz "vatan millet Sakarya" yaklaşımı ile Cumhuriyetçilere ince mesaj vererek paketin uygulaması aşamasında destek vermelerini istedi. Toplum olarak tek yumruk olursak ekonomiye meydan okuyabiliriz açıklamasını da ekleyelim.
İkincisi, 447 milyar doların zamana yayılarak kullanılması da, büyüme hedefine ulaşmasının en az 2-3 yılı alacağını gösteriyor. Daha açık bir ifadeyle, küresel ekonominin lokomotifi hemen ivmelemeyeceğinden, hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkeler önümüzdeki birkaç yılı düşük büyüme oranlarıyla geçirmek zorunda kalacaklar. ABD ekonomisi son çeyrekte yüzde 1,5 büyüdü, son çeyrekte deki büyüme beklentisi ise yüzde 1 seviyesinde kalıyor. Eğer, beklenti gerçekleşirse ABD yüzde 1.6 büyüyecek 2011 yılında. Gelecek yıl için öngörü paket sonrasında biraz yukarı doğru revize edildi. The Economist'in tahmini yüzde 2.
Gelelim üçüncü soruna... Başkan Obama'nın paketi maliye politikasının da gevşetilmesini gerektiriyor. Yani, kamu harcamalarının artırılması ve vergilerin aşağı çekilmesi, kamu açıklarının ve borçların finansmanı sorununun yukarı doğru baskı altına girmesi anlamına geliyor. Bugün itibarıyla, ABD'nin bütçe açıkları yüzde 9 seviyesinde. Toplam borç stoku ise 15 trilyon doların üzerinde. Anımsayacağınız gibi, Standart and Poors mali performans yüzünden ABD'nin notunu AA düzeyine indirmişti.
ETKİSİ OLUR MU
Başkan Obama'nın paketinin mali piyasalara etkisi ancak saman alevi gibi oldu. Hisse senedi piyasaları fırsat bu fırsat deyip biraz yükseldi, sonra gerçeklerle yüzleşerek normale döndü. Önemli olan mali piyasalar değil, reel sektörler. Paketin küresel ekonomiye etkisi ise ancak zaman içinde görülecek. Siyasi çekişmeler bir kenara bırakılıp, sorunsuz uygulama süreci yaşanırsa ABD ekonomisi 2012 yılı itibarıyla kısmen ivmelenir ve vagonları çekmeye başlar. Tabi, Fed'in kritik katkısını da unutmayalım.
Zaten Fed Başkanı Bernanke iki yıl daha düşük faiz oranı sözü vererek pakete desteğinin olacağı sinyali vermişti. İzleyip göreceğiz.
