• BUGÜNKÜ YENİ ASIR
  • Namaz Vakitleri
  • VavTv Canlı Yayın
Yüksek büyümenin çağrıştırdıkları

CAHİT SÖNMEZ

Yüksek büyümenin çağrıştırdıkları

cahit.sonmez@yeniasir.com.tr Tüm yazıları
Giriş Tarihi: 13 Eylül 2011
Hafta başında Türkiye İstatistik Kurumu (TUİK) bu yılın ikinci çeyrek büyüme rakamını açıkladı. Yüzde 8.8 büyüme gerçekleştirmiş Türkiye ekonomisi. İlk çeyrekteki yüzde 11.6'lık büyümeyi de hesaba kattığımızda, 2011 yılının ilk yarı itibariyle büyüme oranı yüzde 10.2 seviyesine ulaşıyor. Gelişmiş ülkeler durgunluğun eşiğindeyken, Çin ve Hindistan hariç gelişmekte olan ülkeler hız kesmişken böyle bir büyüme, dile kolay...
Nasıl bir insanının büyümesinin yada kilo almasının kaynağı önemliyse, ülkelerin de büyüme kaynakları önemlidir. Çünkü, kaynağına göre bir bedel ortaya çıkıyor.
Biraz açalım... Büyümenin iki kaynağı var. Birincisi iç talep, diğeri dış talep. Harcama yaklaşımı ile hesaplanan gayrisafi yurtiçi hasılanın (GSYH) ilk üç bileşeni hane halkı harcamaları, firmaların yatırım harcamaları ve kamunun harcamaları iç talebi veriyor. Dış talep ise diğer 2 bileşenler ihracat ve ithalattan oluşuyor. Rakamlara baktığımızda iç talebin büyüme üzerinde ezici bir ağırlığının olduğunu görüyoruz. Yani, büyüme için gereken GSYH'daki pozitif yönlü değişim Türkiye içinde yerleşiklerin yaptığı harcama sonucunda ortaya çıkıyor.

DEĞİRMENİN SUYU

Bu noktada kritik soru şu, hangi gelir ile bu kadar tüketim yapılıyor. Tabii, bu soruyu istihdam rakamlarının iç dinamiklerine dayanarak sorabiliyorum. İşsizlik oranı yüzde 10'larda. Üstelik eksik istihdam gibi tam anlamıyla çalışmayanların da dahil olduğu rakam bu. İkinci gerçek, çalışanların yüzde 44'ünün sosyal güvenlikten mahrum olması. Yani, kayıt dışında olduğundan sadece asgari ücrete talim edenler. Bir o kadar da kayıt içinde olup yine 700 lira civarındaki asgari ücrete talim edenleri hesaba kattığımızda, "Bu insanlar hangi parayla bu kadar mal ve hizmet harcaması yapmış" sorusu geliyor aklımıza.
Yanıt ortada aslında. Bankacılık kesimi verilerinden kredilere ve kredi kartları kullanımlarına göz atmamız yeterli, 'değirmenin suyunun nereden geldiğini' anlamamız için. 1 trilyon liranın biraz üzerinde aktif büyüklüğe sahip bankacılık kesimi 650 milyar lira civarında bir kredi plasmanı yapmış. Bunların yüzde 34'ü bireysel krediler. Açık ifadeyle, konut, otomobil ve ihtiyaç gibi kredilerden oluşan tüketici kredileri, toplam kredilerin üçte birine denk geliyor. Buna bir de kredi kartları kullanımlarını ekleyin. Geçen ay itibariyle, en çok artan ihtiyaç kredileri olmuş yüzde 26 ile. Konut ve otomobil kredilerindeki artış oranları ise sırasıyla yüzde 15 ve yüzde 16 seviyesinde. Diğer can acıtıcı rakam da bankalara borcu olanların sayısının 20 milyona yaklaşmış olması.

ÜRETİM VE MONTAJ
İkinci kritik soruya geçelim... Bu kadar tükettiğimiz mal ve hizmetlerin tamamı Türkiye'de mi üretiliyor? Hayır, yaklaşık yüzde 15'i tüketime hazır ve nazır bir şekilde yurtdışından geliyor. Ara mal ve hammaddenin de büyük kısmı yurtdışından ithal ediliyor. Peki biz ne yapıyoruz? Montaj. Bu argümanımızı da dış ticaret ve cari açıktan rahatlıkla kanıtlayabiliyoruz.
Üçüncü kritik sorumuz, finansman nereden? Tabii ki o da dışarıdan. Özel kesim dış borç verilerine baktığımızda, banka ve banka dışı kesim toplamının dış borcu neredeyse 200 milyar dolara yaklaşıyor. Döviz cinsi borçlar olduğundan ve bir kısmı da açık pozisyon olduğundan, kur riski taşıyarak finansman ihtiyaçları yabancı kaynaklardan geliyor.
Para dışarıdan, ara mal dışarıdan, hammadde dışarıdan, ulaşım ve dağıtımda kullanılan araçların bir kısmı dışarıdan. Ne diyelim...
Dış kaynaklı ve montaja dayalı üretim... İç talebe dayalı tüketim. Sonuç, tabii yüksek büyüme. Ama yeterli istihdam yaratamayan ve yabancı sermaye bağımlılığını artıran yüksek cari açık.
Neyse, sonuç kısmında biraz iyimser olayım. Bu yılın ilk yarısında yüzde 10.2 büyüdük. Eğer kalan çeyreklerde yüzde 4-5 civarında bir büyüme gerçekleşirse, bu yılı yüzde 7'lerden kapatacağız. Ha gayret, Çin'i geçmek üzereyiz.


Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.