Küresel ekonomi zor bir sürece giriyor ekonomi yöneticilerine göre. IMF gibi uluslararası kuruluşlar, hükümetler ve merkez bankaları sürekli uyarılar yapıyorlar. Telaşa baktığımızda, sanki savaş öncesindeyiz de, bazı önlemler almamız gerekiyor kanısına kapılıyoruz. Gelecek yıldan bu kadar umudun kesilmiş olmasının tabi ki baş aktörü "Euro Bölgesi." Avrupa coğrafyası malum sorunlarla boğuşurken, ABD'de de büyüyememenin yarattığı tedirginliği dünyaya yaymakla meşgul. Tüm bunlar yetmiyormuş gibi kervana bir de Japonya ile Avustralya da eklendi. Uzakdoğu'dan da 2012 yılında küresel büyümenin belirgin bir şekilde düşeceği sinyalleri geldi bu hafta içinde.
Avrupa liderleri dün bir araya geldiler ve 2 günlük toplantılarını bugün sonlandıracaklar. Gözler Avrupa'da. Toplantı öncesinde AB Komisyonu Başkanı Barroso gerekli uyarıları yaptı, bir yerde "sorun değil, çözüm üretin" mesajı verdi. Olası önlemleri son yazımda sizlere sunmuştum. Ana tema likitidasyon ihtiyacı. Öyle veya böyle para yaratıp kimsenin almak istemediği sorunlu ülkelerin tahvillerini alıp, borç çevirme sorununu bir nebze aşabilmek. İyileşme sürecinin devam ettirilmesi de ikinci önemli hedef Avrupa için. Formül; kemer sıkma politikaları. Yunanistan ve İtalya hatta Fransa da istikrar programlarını açıkladılar. Kamu harcamaları kısılacak, mümkün olduğunca bütçe gelirleri artırılacak. Tabii özelleştirmelerden gelecek kaynaklar büyük destek olacak.
LOKOMOTİF
ABD'den durgunluğa girmeme umudu veren birkaç veri geldi. Bir tanesi tarım dışı istihdamdaki artış sonucu işsizlik rakamının yüzde 8.6 gerilemiş olması. Diğeri ise Case-Shiller endeksinin yükselmesi. Bu endeks 30 eyaletteki konut piyasasındaki hareketliliği gösteriyor. Perakende satışları da fena değildi ABD'nin Kasım ayı için.
Küresel ekonominin büyüme hızı seneye düşecek. İşte sorunun odak noktası bu. IMF'nin tahmini, yüzde 4 civarında büyümesi küresel ekonominin... Bu yıl büyük olasılıkla yüzde 5 civarında sonlanacak. Gelişmiş ülkelerin büyüme hızları ile ilgili beklentiler doğal olarak karamsar. IMF'nin beklentisi, gelişmiş ülkelerin yüzde 1.9 büyüme hızına ulaşabilmeleri yönünde. ABD'nin yüzde 1.8, Euro Bölgesi'nin yüzde 1.1 büyümesi öngörülüyor yeni yılda.
Kısacası, küresel ekonomi 2012'ye büyüme sorunu, yüksek enflasyon ve yüksek işsizlik sorunları ile girecekler. ABD ve Euro Bölgesi'nin performansı hayati önem taşıyor. Gelişmiş ülkeler borç sorununu aşsalar bile, kemer sıkma politikalarının sonucu olarak, en az birkaç yıl büyüme sorunu yaşayacaklar. Sonuçta, lokomotif yavaşlayınca, vagonlar da yavaşlayacak kuşkusuz.
KAYNAK İHTİYACI
Türkiye'nin sorunlar sepetinde bir de cari açık var. Milli gelire oranı yüzde 9'u aşmış bir sorundan bahsediyoruz. Dile kolay. İkinci yüksek ülkenin oranı neredeyse Türkiye'nin yarısı kadar. Bu hafta değinmiştim enflasyona. Yeniden iki haneye ulaştı. Merkez Bankası şimdilik sorun olarak görmese de, kaygıyla izlemeye aldı. Hem fiyat istikrarına hem de finansal istikrara yönelik uyguladığı para politikası araç kombinasyonu dışarıdan net okunamıyor. Sıcak para akımlarına göre faizleri ve zorunlu karşılıkları ayarlıyor. Eğer sermaye girişi olursa, politika faizini indiriyor, zorunlu karşılıkları yükseltiyor. Bu arada rezervde yükseliyor. Sermaye çıkışlarında ise faizi yükseltip zorunlu karşılığı indiriyor.
Birkaç kurtarıcımız olacak 2012'de. Birincisi, mali disiplinin devam ettirilmesi. İkincisi özelleştirme gelirleri, üçüncüsü bedelli askerlikten gelecek kaynaklar ve dördüncüsü, ödemeler dengesinde arada bir kendini gösteren "net hata ve noksan" kalemindeki kaynaklar. Nereden geldiğini bilmiyoruz ama kaynağı belli olamayan para geliyor arada bir. Hızır gibi de yetişiyor hani. Bakan, af uygulamasında yastık altından geldi demişti. Ama ben böyle büyük yastık göremiyorum.
