• BUGÜNKÜ YENİ ASIR
  • Namaz Vakitleri
  • VavTv Canlı Yayın
Hiçbir şey pyasaların moralini düzeltemiyor

CAHİT SÖNMEZ

Hiçbir şey pyasaların moralini düzeltemiyor

cahit.sonmez@yeniasir.com.tr Tüm yazıları
Giriş Tarihi: 15 Aralık 2011
Bu hafta Türkiye ekonomisine yönelik pozitif veriler ardı ardına geldi. Avrupa'dan AB liderlerinin anlaştığını gösteren mutabakat metni yayınlandı, ABD'den durgunluğa girmeme olasılığının arttığı sinyali geldi. Ama nafile. Bu kadar içsel ve dışsal pozitif gelişmelere rağmen piyasalar bana mısın bile demiyor. Hisse senetlerinde aşağı yönlü hareket sürüyor. Kafasını biraz kaldırsa bile İMKB-100 Endeksi 55 binlerin üzerine bir türlü çıkamıyor. Faizler tedirgin, bir bakıyorsunuz yüzde 11 sınırına dayanmış. Güvenli liman olarak tanımladığımız altın dahi dışarıdan ve içeriden gelen haberlere olumlu tepki vermiyor, zikzaklara devam ediyor.
Hatırlayacağınız gibi ilk üç çeyrekte Türkiye ekonomisi yüzde 9.6 büyüdü ve Çin'den sonra ikinci en yüksek büyüme gösteren ülke oldu. Dün, yüksek büyümeyi destekleyen istihdam rakamları açıklandı. Yüzde 8.8 ile 7 yılın en düşük seviyesinde işsizlik. Hem büyümeden dolayı kişilerin geliri artıyor hem de yeni işe alımlarla istihdam edilenler gelire kavuşuyor.

AB DE YETMEDİ

AB liderlerinin yaptığı toplantı sonuçlarını ve analizlerini geçen yazımda sizlere sunmuştum. İtalya, İspanya ve Yunanistan gibi sorunlu ülkelerin tahvillerinin alınması için bazı çarelere başvurulacak ve sonuçta domino etkisi azaltılması planlandı. Piyasa aktörleri gözlerini dikmiş, kulaklarını açmış benzer önlemleri gözlemlemek istiyorlardı. Ancak, gelmesine rağmen piyasalar neredeyse hiç tepki vermedi.
Neden?
Çünkü, güven unsuru tamamen kayboldu ve ciddi bir panik havası var. Böyle bir süreçte gerek kurumsal gerekse bireysel yatırımcılar mümkün olduğunca likit kalmayı tercih ediyor. Bu aşamada likit ihtiyacını karşılayacak en güçlü aday kuşkusuz dolar. 2011 başı itibariyle "İsviçre Frangı" bir taraftan likit ihtiyacını karşılıyordu diğer taraftan güvenli liman görevi görüyordu. Ta ki, İsviçre Merkez Bankası önlem alana kadar. İsviçre Frangı'na talep artınca, diğer para birimleri karşısında hızla değer kazanmaya başlamıştı. Tabi, frangın değerlenmesi sonucunda İsviçre'nin ihracatı olumsuz etkilenmiş dış ticaret fazlasında bir gerileme olmuştu. Aynı şekilde Japon Yeni'nde de benzer değerlenme süreci olunca deprem felaketi sonrası, Japonya Merkez Bankası devreye girerek ihracatın daha fazla olumsuz etkilemesinin önüne geçmişti. Bu arada euro da istenmeyen para birimi olunca tek aday dolar kaldı.

KRİTİK SEVİYE
Şimdi likit kalmak isteyen kurum ve bireyler altını tercih ediyor. Neyin karşılığında? Daha önceden pozisyonlarındaki kıymetli maden, emtia, hisse senedi ya da tahvil bonoyu dolar ile swap işlemine tabi tutuyorlar. Şimdi herkesin zihnin de doların değer kazanmaya devam edeceği beklentisi var. Uzun aradan sonra euro dolar kuru 1.30'un altına indi. Zaten 1.32-1.33 seviyesi dolar TL kuru için oldukça kritik. Bu düzeyin üzerine çıkmaz ise dolar da 1.85'in altına inmez. Şimdilik Merkez Bankası sınırlı müdahale ile bekleme pozisyonunu tercih ediyor cephanelerini düşünerek. Agresif davranırsa döviz rezervi hızla aşağı iniyor Merkez'in.
Altın da dolara kurban gitti bu aralar. Daha önceki yazılarımda belirttiğim gibi, uzun vadede güvenli liman koltuğunu yeniden alacak olmasına karşın son aylarda sanki hisse senedi gibi riskli bir enstrümanmış gibi aşırı dalgalanıyor. Birkaç hafta önce onsu 1800'lerden 1610 dolarlara kadar geriledi. Teknik analize göre 1570 dolarlara kadar inebilir. Ama, altında en önemli dayanak noktamız, fiyatın daha da aşağılara inmemesi yönünde, gerçek altın yatırımcılarının halen pozisyonlarını koruyor olmaları. Yani, altın fiyatları tamamen spekülatörlerin işlemleri sonrası aşırı oynaklaşıyor.
FED'in bu haftaki toplantısından yeni bir likidite enjekte etme planlarının olmadığı tamamen netleştirildi. Aynen Almanya gibi ABD'nin de vatandaşlarının vergileri ile Avrupa'yı kurtarma niyetleri yok.
Sözün özü, piyasalar belirsizliğin yoğun olduğu şu günlerde kısa süre içinde toparlanacak gibi görünmüyor. Dolayısıyla, risk almadan temkinli durmaya devam...



Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.