Son bir yıldır tasarruf sahipleri seçenekler arasında sıkışıp kaldı, rasyonel kararlar alamıyorlar. Nedeni küresel belirsizlik yüzünden önlerini görememek. Medya deseniz bir alem. Bilgi kirliliğidir gidiyor. Bir de arada bir bilgiler manipülasyon sosuyla sunulunca birçok yatırımcı ağız tadıyla yiyor ve tasarrufları para sihirbazlarının cebine gidiyor.
Türkiye İstatistik Kurumu, Şubat ayı ve geriye doğru 3, 6 aylık ve yıllık yatırım araçlarının nominal ve reel getirilerini yayımladı. Verilere göre, TÜFE arındırıldıktan sonra ortaya çıkan reel getiriler bazında, Şubat ayında hisse senetleri en fazla kazandıran enstrüman olmuş. Endeks bazında bakarsak, İMKB 100'ün reel getirisi yüzde 11.96 düzeyine çıkıyor. Aynı zaman diliminde külçe altının reel getirisi yüzde 0.17'de kalmış. Dövizi sormayın, bırakın getiriyi geriye gitmiş. Dolar yüzde 5.08, euro yüzde 2.73 yatırımcısına kaybettirmiş.
3 aylık getirilerde enflasyon arındırıldıktan sonra bir tek hisse senedi yatırımında ortaya pozitif getiri çıkıyor. İMKB 100 Endeksi Şubat dahil geriye doğru 3 ayda TÜFE çıktıktan sonra yüzde 9.45 kazanç getirmiş. Diğer tüm alternatif yatırım araçları pozitife ulaşamamış 3 ayda. Durum 6 aylıkta değişmiyor. Ama yıllık bazda, geçen yılın müthiş performansı sonucu, külçe altının reel getirisi ilk sırayı alıyor. Faiz getirileri hep negatifte.
GETİRİLER NE OLUR?
Enflasyon konusunu ele aldığım son yazımda, işte bu gerçeğin altını çizmeye çalışmıştım. Enflasyonun yüksek olması ve faiz oranlarının paralel gitmemesi yüzünden uzun süredir risksiz yatırım araçlarındaki birikimler yavaş da olsa eriyor. Ücret artışlarında TÜFE seviyesinde bir zam oluyor ki, bu da gerçek pazar enflasyonunu yakalayamıyor. Sonuçta alım gücü kaçınılmaz olarak geriliyor. Sonra da vatandaş geçmiş günlerdeki yüksek enflasyondan kurtulduk diye seviniyor.
Biz kritik soruyu yanıtlamaya çalışalım, yatırım araçlarının getirisi bundan sonra nasıl bir seyir izler?
Yanıt büyük olasılıkla iki faktöre göre verilecek. Birincisi, ABD ve Çin ekonomilerinin büyüme hızları kalan aylarda hangi düzeyde olacak, ikincisi, Euro Bölgesi borç sorunu nasıl gelişecek? Yunanistan batacak mı?
Çin'in son ihracat rakamları açıklandı. Özellikle Çin'in en büyük dış ticaret partneri Avrupa ülkelerinin büyüme hızlarının tamamen düşmüş olması, Çin'in ihracatının beklentilerin altında bir hızla artmasına neden oluyor. Şubat ihracat verileri sonrası Çin'in dış ticaret fazlası 177.6 milyar dolara indi. Cari işlemler fazlası ise 201 milyar dolar civarında. Hatırlasanız geçen haftaki yazımda, Çin'in perakende satışları ve fabrika sipariş rakamları, ekonominin yavaşladığı sinyallerini verdiğini vurgulamıştım. Çin hız kestikçe küresel hisse senedi piyasaları tedirginliklerini artıracaklar gibi görünüyor. Aralarında böyle pozitif bir korelasyonun ve nedensellik ilişkisinin ancak küçük bir kısmı bilimsel zeminde açıklanabilir. Büyük kısmının Çin'in küresel ekonomideki yeri göz önünde bulundurularak kurgulanan irrasyonel beklentiler olduğunu söyleyebiliriz.
ZİKZAKLARA DİKKAT!
Yunanistan, Standard and Poors'dan aldığı tercihli temerrüt (SD) sonrası gözden çıkarıldı. Her ne kadar borç tıraşı yapsın, IMF'den ve troykadan para gelsin pek iflah olmayacak. Sırada Portekiz ve İrlanda bekliyor. Yunanistan öyle bir gündeme oturdu ki, bu iki ülkenin dosyalarını kenara itmiştik. Ama kısa süre içinde yeniden dosyaları açılacak.
Borsa yılbaşından bu yana yüzde 20 nominal yüzde 15 reel getiri ile kar marjını bu belirsizlik ortamında iyi doldurdu. Yukarı yönlü pek marj görünmüyor. Zaten, bu yüzden para sihirbazları arada bir biraz indirip kendilerine kar marjı açıyor. 20 günlük hareketli ortalama şimdilik borsada yeni pozisyon açılması sinyali vermiyor. Risk alırım getiri için diyorsanız, endeks hareketi ortalamanın altında kaldığında hisse senedi alabilirsiniz. "Aman risk benden uzak dursun" diyorsanız mevduat ve tahville boşa kürek çekmeye devam edin. Altın yine aradan sıyrılıp yeniden parlamaya başlar mı? Ne dersiniz?
