Salı günü Para Politikası Kurulu olağan toplantısını yaptı ve bir kısmını beklediğimiz, bir kısmını ise pek beklemediğimiz kararlar aldı. Beklenen kısımda, araç bileşimlerinden faiz oranlarının, zorunlu karşılıkların ve faiz koridorunun değişmemesi vardı. Beklenmeyen kısımda ise aylık repo ihalelerinin fonlama üst sınırının değiştirilmesi ve bankaların TL yükümlülüklerinde kullandıkları altın oranının yükseltilmesi yer aldı.
Merkez Bankası'nın yeni aksiyonlarının gerek ekonomi gerekse piyasalar açısından ne anlama geldiğinin analizini yapalım... Ama öncesinde Merkez Bankası penceresinden Türkiye ekonomisinin nasıl göründüğüne kısaca değinelim...
EKONOMİK GÖRÜNÜM
Merkez Bankasına göre:
- Enflasyon öngörülerle paralel bir patika izliyor. Beklentisi yüzde 6.5 bu yıl sonunda. Tabii orta noktası. Mademki enflasyonda bir sorun yok, her şey kontrol altında, o zaman Başkan Başçı'nın geçen haftaki çıkışı neydi sorusunu haklı olarak aklınızdan geçirebilirsiniz. Yanıtı toplantı özetinde: "Maliyet unsurlarındaki gelişmelerin beklentiler üzerindeki olumsuz etkilerini azaltmak amacıyla ek parasal sıkılaştırmaya gittik." Açıklama böyle. Peki, ne diyelim, öyle olsun.
- İç ve dış talepteki asimetri azalmaya başladı. İki talebin dengelenmesi önümüzdeki dönemde cari açığın düşeceği sinyali veriyor bize.
- Tüketim talebi azalıyor. Bir yerde, kullanılan tüketici kredileri ve kredi kartları kullanımı artış hızı geriliyor. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu'nun verileri böyle söylemiyor. Aralık ayında artış hızı yüzde 1.49 iken Ocak'ta yüzde 0.2'ye gerilemiş. Ancak Şubat'ta yeniden yüzde 44'e çıkmış artış hızı. Benzer resim, kredi kartları için de geçerli.
- İhracat istikrarlı artışını sürdürüyor. Geçen yılın Şubat ayına göre 2012 Şubat'ta ihracat yaklaşık yüzde 10 yükseldi. Aylık 10 milyar dolardan 11 milyarlara ulaştı. İhracat artış hızının ithalat artış hızından fazla olması cari açık açısından önemli.
- Son aylarda petrol fiyatlarının yükselmesi cari açığa yukarı yönlü baskı yapabilir görüşümüze Merkez Bankası katılmıyor. Petroldeki artışa rağmen cari açık gerilemeye devam edecek görüşünü öne sürüyor. Umarız, yıl sonu itibareyle Merkez Bankası bu konuda haklı çıkar.
- Son tespiti şöyle: İkinci çeyrekte iktisadi faaliyetlerde ılımlı toparlanma gözlemlenecek. Eğer, Merkez Bankası yüzde 5'lik sınır koyduğu enflasyon faktörünü ön planda tutar ve arada bir ek parasal sıkılaştırmayı devreye sokarsa yüzde 4'ler civarında bir büyüme hızı görülebilir yıl sonunda.
Yukarıda özetlemeye çalıştığım resim karşısında şu aksiyonları aldı:
- Bankalar TL yükümlülüklerinin yüzde 20'lik kısmını altın ile karşılayabilecekler. Daha önce yüzde 10 idi bu oran. Temelde 3 hedef var bu aksiyonun; birincisi, Merkez Bankası'nın altın rezervlerinin güçlendirilmesi. İkincisi, bankalara likidite yönetiminde daha esneklik sağlanması ve son olarak 5 bin ton civarında olduğu tahmin edilen yastık altı altınların bir kısmının mobilize edilerek mali sisteme çekilmesi. İlk hedef amaca ulaşır. Yüzde 10 imkan tanındığında bile 87 ton altın rezerve eklenmişti. Ancak, yastık altı altınların oradan çıkarılması için yeni yatırım araçlarına ve mevcutlara da yeni teşvikler gerekiyor.
- Döviz yükümlülüklerinde yüzde 10 kullanılan altın oranı sıfıra indi. Yani, bankalar döviz yükümlüklerinin tamamını döviz ile karşılamak zorundalar. Her iki önlem sonrasında Merkez Bankası rezervi 1.3 milyar dolar, altın rezervi de 2.2 milyar dolar artacak. Sonuçta TL yerine altın ve döviz geleceğinden piyasaya 6.1 milyar TL para bırakılmış olacak.
- Aylık repo ihalelerinde fonlama tutarı üst limiti 6 milyar TL'den 5 milyar TL'ye çekildi. Normal fonlama 1 ile 6 milyar TL arasında kalırken, yeni başlayan 1 ay vadeli fonlama tutarı biraz düşürüldü.
Yukarıdaki parçaları yan yana getirdiğimizde, Merkez Bankası ekonominin gidişinden memnun görünüyor. Yinede, küresel belirsizlik fazla olduğundan "esnek para politikalarını" tercih edip temkinli duruşunu da bozmuyor.
