• BUGÜNKÜ YENİ ASIR
  • Namaz Vakitleri
  • VavTv Canlı Yayın
Merkez Bankası enflasyonu kovalayacak

CAHİT SÖNMEZ

Merkez Bankası enflasyonu kovalayacak

cahit.sonmez@yeniasir.com.tr Tüm yazıları
Giriş Tarihi: 22 Mart 2012
Enflasyondaki yükselişin geçici olduğunu ve yıl içinde kademeli olarak gerileyeceğini savunan Merkez Bankası, bir anda enflasyonu dert etmeye başladı. İki gün önce yaptığı sunumda, Başkan Başçı yüzde 5'e düşene kadar enflasyonla mücadele edileceğini net olarak vurguladı. Böyle bir açıklamanın gelmesinin en büyük nedenlerinden birisi enflasyonun, 3 ayı geride bırakmamıza rağmen halen iki hanelerde kalması. Tabii, son aylardaki petrol fiyatlarının beklentilerin üzerinde artış göstermesi faktörünün yarattığı paniği eklemeyi de unutmayalım.
Şubat ayı itibariyle enflasyon yüzde 10.43 seviyesinde bulunuyor. Bir önceki ayda ise yüzde 10.63 idi. Görüldüğü gibi gerileme hızı çok düşük. Merkez Bankası, enflasyonun iki hanelerde olmasının 3 nedeni olduğunu ileri sürüyor. Birincisi, işlenmemiş gıda fiyatlarındaki baz etkisi, ikincisi vergi ayarlaması ve son olarak kur artışının etkisi. Dolayısıyla, bu faktörlerin geçici olduğu 2012'de etkisini kaybedeceğini, zamanla aşağı doğru geleceğini savunuyordu Merkez Bankası. Bu tezini aynı zamanda bu yıl büyüme hızının gerilemesi ve iktisadi faaliyetlerin yavaşlamasıyla da destekliyordu. Doğru, iktisadi faaliyetler hız kaybederse, bir yerde daha az tüketim olursa, başta tüketici fiyatları olmak üzere tüm enflasyon göstergeleri düşmeye başlar.

HANGİ AKSİYONLAR?
Merkez Bankası'nın son aylarda aldığı aksiyonlara kısaca göz atalım...
Üç araç bileşimi ile hem fiyat istikrarını hem de finansal istikrarı sağlamaya çalışıyor. 7 gün vadeli repoyu politika faiz oranı olarak kullanıyor. Bunun yanına zorunlu karşılıkları ve faiz koridoru araçlarını ekliyor. Temel yaklaşımı şöyle, yabancı sermaye girişi olduğunda, faizi düşürüyor, zorunlu karşılıkları yükseltiyor ve faiz koridorunu daraltıyor. Sermaye çıkışı olduğunda kumanda kollarını diğer yöne doğru çeviriyor. Yani politika faiz oranını yükseltiyor, zorunlu karşılıkları düşürüp koridoru açıyor. Nitekim, geçen yılın üçüncü çeyreğinde kısa vadeli borç verme faiz oranını diğer bir deyişle faiz koridorunun üst sınırını yüzde 9'dan yüzde 12.5'e çıkarmıştı. Mevduat, repo ve tahvil faiz oranlarının zıplaması da bu döneme denk geliyor. Gelişmiş ülke merkez bankalarının yeniden piyasaları likiditeye boğmaları, aynı zamanda, küresel belirsizliğin azalması ve risk algılamalarının düzelmesiyle yabancı sermaye girişleri artınca Merkez faiz koridorunu yüzde 11.5 ile yüzde 5 seviyesine getirdi.

FONLAMA MALİYETİ
Merkez Bankası'nın rotayı aniden değiştirmesine alıştık. Ancak, şu anda tam anlamıyla bir rota değişikliği yok. Sadece, enflasyonu ön plana çıkararak bankaları yüksek maliyetle fonlamamaya hem de bağlantılı olarak kur istikrarı sağlamaya çalışacak. İlk adımı dün attı, piyasaya 7 gün vadeli repo ile para vermedi. Oysa bir süredir bankalara genellikle 30 milyar ile 45 milyar TL arasında verdiği parayı yüzde 5.75 ile yüzde 11.5 bileşiminde tutarak maliyeti yaklaşık yüzde 10'larda tutuyordu. Dün 40 milyarın tamamını kısa vadeli borçtan verdi, repoyu kullanmadı. Bunun sonucunda paranın maliyetini artırarak piyasa faizlerini etkileyecek. Daha açık ifadeyle, bir taraftan, TL getirilerini yükseltip döviz girişi ile kurların tansiyonunu düşürecek ve iç tasarrufların yükselmesine katkı yapacak, diğer taraftan kredi faizlerini hareketlendirip tüketimi dolayısıyla enflasyonu baskılayacak.
Nasıl olsa düşer deyip ciddiye almadığımız enflasyon bu yıl baş ağrıtabilir. Daha önceki yazımda altını çizmiştim, şu anda enflasyon sıralamasında Venezuella ve Vietnam'dan sonra üçüncü sıradayız. Başkan "Yüzde 5'e indirene kadar para politikalarını bu yönde kullanacağız" diyor. Beklenti yüzde 6.5 ki, o da orta noktası. Merkez Bankası'nın son yaptığı beklenti anketinde ise yıl sonu enflasyon tahmini yüzde 7.2 düzeyinde.
Rakamları bir kenara bırakalım, enflasyonun ne kadar yüksek seviyelerde olduğunu vatandaş zaten yakından hissedebiliyor. Zira, gerçek enflasyon ölçüsünde gelirler artmadığı gibi TL'nin bir süredir değer kaybetmesi alım gücünün ciddi şekilde düşmesine neden oluyor.


Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.