Gün geçmesin Euro Bölgesi'nden bir ülkenin adı ile kriz anılmasın. Yunanistan'dan kurtulduk, şimdi İspanya "hiç sevinmeyin size rahat nefes aldırmayacağım" der gibi çıktı ortaya. Aslında, bu da nereden çıktı diyemeyiz, yani sürpriz değil İspanya ekonomisinin içinde bulunduğu kötü koşullar. Hiç merak etmeyin, yardım mekanizmaları ile "İspanya enkazı" da kaldırılır, bir süre bunlarla oyalanırız. Sonra, Portekiz ve İrlanda girer devreye.
Daha önce yüksek kredi derecelendirme notuna sahip ülkeler yüksek borç stoklarına rağmen Euro Bölgesi'nde olduklarından ve euro kullandıklarından, düşük faiz oranlarında tahvil ihraç edip borçlarını çevirebiliyorlardı. Ancak, son yıllarda rakamların tamamen su üzerine çıkmasıyla bozulan risk algıları Yunanistan, İspanya, İtalya, Portekiz ve İrlanda'ya göz açtırmıyor.
Öncelikle İspanya'nın durumuna bakalım, ardından piyasaları yakından ilgilendiren AMB ve FED'in açıklamalarını değerlendirelim...
İSPANYA'NIN SORUNLARI
İspanya, Yunanistan gibi 2008 krizi sonrasında bir türlü toparlayamıyor. Çünkü, küresel piyasalarda risk algısının değişmesiyle yüksek oranlı borç stokları çevrilemez noktaya geldi. İspanya'nın en büyük sorunu bütçe açıklarının kontrol edilemez hale gelmesi. Mart ayı itibariyle bütçe açıklarının milli gelire oranı yüzde 6.5 seviyesinde. Avrupa Birliği ekonomi kriteri olan yüzde 3'ün 2 katından fazla. Oysa İspanya hükümetinin hedefi yüzde 4.5'lerde idi. Geçtiğimiz hafta İspanya 3-3.5 milyar euro tahvil ihracı yapmaya çalıştı, faiz oranı yüzde 4.40 seviyelerinden. Ne yazık ki, ihraç sonrası ulaştığı rakam ancak 2.5 euro oldu, üstelik 5 yıllıklarda yüzde 4.51 faiz vererek. Başarısız diyebileceğimiz ihraç sonrası İspanya tahvilleri CDS'leri (Kredi Temerrüt Takası) de zıpladı, 457 seviyesine ulaştı. Yani, İspanya tahviline sahip bir yatırımcı eğer geri ödememe riskine karşı sigorta yaptırmak isterse, her 100 euro nominal değer için 4.57 euro ödemesi gerekecek. Aynen, araba sigortası gibi, kaza riski yüksekse sigorta primi de yükseliyor.
İspanya Başbakanı Rajoy, sanki itiraf edercesine bir açıklama yaptı kamuoyuna; "Çok zor durumdayız, radikal tasarruf önlemleri gerekebilir." Zaten piyasaları kaygılandıran da bu açıklamalar oldu. Çok büyük olasılıkla yakın zamanda AMB istikrar fonları ve belki IMF sirenleri çalarak olay yerine gelecekler, Yunanistan'ı kurtardıkları gibi.
Peki, İspanya geçici de olsa kurtarıldığında rahat nefes alabilecek mi piyasalar? Hayır, heveslenmeyelim. Sıra uzun...
BAŞKANLAR NE DEDİLER?
Euro Bölgesi ülkelerinin sorunları yeterince piyasaları rahatsız etmiyormuş gibi bir de Avrupa Merkez Bankası Başkanı Draghi ve FED Başkanı Bernanke'nin açıklamaları da deyim yerindeyse tuz biber ekti. Finansal istikrardan yana olan ve Kasım'dan bu yana politika faiz oranını yüzde 1'e çeken Draghi bugünlerde enflasyon vurgusu yapmaya başladı. Draghi'nin son açıklaması şöyle; "enflasyon yukarı yönlü risk altında, enflasyon patikası fiyat istikrarı paralelinde olmalı. Aksi takdirde tüm araçları devreye sokarız." Gelin açıklamayı okuyalım. Önceliğimiz fiyat istikrarı. Enflasyon şu anda yüzde 2.6 seviyesinde. Yükseldiği takdirde parasal sıkılaştırmayı kaçınılmaz olarak uygularız.
Gelelim FED'e. Bernanke de, "büyüme yavaş da olsa devam ediyor. Dolayısıyla, büyüme sürerse ve enflasyon tehlike sınırı yüzde 2'yi aşarsa parasal genişlemeyi düşünmeyiz."
Aslında Bernanke son toplantı sonrası bu konuları telaffuz etmemişti. Herhalde piyasaları panikletmek istememiş olsa gerek.
Toparlayalım... Piyasaların iki merkez bankasından da beklendiği 3. genişleme programları yakın zamanda gelmeyecek gibi görünüyor. Bir yerde piyasalara yeni likidite girişi olmayacak. Bunun yanı sıra Euro Bölgesi ülkeleri sıraya girmiş, sıralarının gelmesini bekliyorlar adeta. İspanya sahne aldı şimdi. Bakalım mikrofonu kime bırakacak. Para sihirbazlarına da gün doğuyor bu arada. Kurtların puslu havayı sevmeleri misali.
Sözün özü, hava yeniden bulutlandı. Temkinli duruşumuzu korumaya devam edelim...
