Haziran ayı bütçe verileri yılın ilk 5 ayında iyi giden mali yapının biraz bozulduğunu gösteriyor. İlk 5 ayda verilen açığın neredeyse tamamı sadece Hazirana ayında ortaya çıktı. 2012 yılının ilk 6 ayındaki bütçe açığı Haziran'daki zıplama sonrası 6.7 milyar TL'ye ulaştı. Aslında çokta paniklenecek bir durum yok şimdilik, çünkü yıl sonu toplam bütçe açığı hedefi 21.1 olduğundan, yılın ilk yarısında hedefin sadece üçte birine ulaşıldı.
BÜTÇE PERFORMANSI
Maliye Bakanlığı'nın açıkladığı Haziran ayı bütçe performans raporundan önemli sinyaller geliyor:
- Öncelikle dikkat çeken bozulmanın altını çizelim, sürekli faiz dışı veren bütçe ilk kez geride kalan ayda faiz dışı açık vermiş. 2011'in aynı döneminde faiz dışı fazla 4.7 milyar TL iken bu yıl Haziranda oran 4.4 milyar TL açığa dönüşmüş. Türkiye ekonomisinin 2001 krizinden çıkmasında ve sonrasında makul performans yakalamasında en hayati katkıyı yapan, maliye politikasının çıpası konumundaki faiz dışı fazlada ne yazık ki geriye gidiş var. İşte bu nokta çok kritik.
- Bütçe açığı ortaya çıkarken, bütçenin her iki tarafında da bozulma görülüyor. Yani, sadece bütçe gelirlerinin azalmasından ya da gelirler mevcut seviyesini korurken giderlerin yükselmesinden kaynaklanmıyor bütçe açığı. Buraya da dikkat.
- Gelirlerin satır aralarına bakalım... Bütçe gelirleri Haziran'da yüzde 7.1 gerilemiş bir önceki yılın aynı dönemine göre. Haziran ayında vergi ve vergi dışı gelirlerin toplamı 24,8 milyar TL'de kalmış. Vergi gelirlerinin detayları da şöyle: Hem gelirden alınan doğrudan vergiler hem de tüketimden alınan dolaylı vergiler aşağı gelmiş. Gelir vergisinden gelen para 8.2 milyar dolarda kalıyor. Kurumlar vergisi geliri ise neredeyse sıfırlar seviyesinde. Zaten geçen yıla göre kurumlar vergisi geliri yüzde 98.7 oranında düşmüş. Toplamını alırsak doğrudan vergilerin tüm vergi gelirleri içindeki payı yüzde 30'larda kalıyor.
- Gelirlerin tam tersi giderlerde de artış söz konusu Haziran ayında. 2011 yılının aynı ayında bütçe giderleri yüzde 31.7 yukarı çıkmış ve 31.1 milyar TL'ye tırmanmış. Giderler içinde en dikkat çeken kalemlerin başında cari transferler geliyor. Bu kalemdeki artış oranı yüzde 51. İkinci sıradaki en fazla artış gösteren kalem personel giderleri. Personel harcamaları için bütçeden giden kaynak miktarı 2011 yılına göre yüzde 36.7 artmış. Üçüncü sırada Sosyal Güvenlik Kurumu'na yapılan transferde de yüzde 31'in üzerinde bir yükseliş olmuş.
Yukarıda özetlediğim parçaları yan yana getirdiğimizde karşımıza çıkan resim mali performansın bozulduğunu, mali konudaki yapısal reformun bir an önce yapılması gerektiğini ve gelecek yılın bütçesinde ek önlemlerin alınması zaruretini söylüyor.
KAYIT DIŞI EKONOMİ
Standart and Poor's Türkiye'nin kredi derecelendirme görünümü birkaç ay önce pozitiften durağana çevirirken bütçe ile ilgili bir gerçeğe vurgu yapmıştı. Türkiye ekonomisinin yumuşak karnı "dolaylı vergi" bağımlılığının yüksek olması demişti. Dikkat ederseniz 1994 ya da 2001 yıllarında bütçenin en kötü olduğu yıllarla en iyi olduğu bu yıllar arasında vergi kompozisyonu arasında maalesef hiç fark yok. O zaman da vergi gelirlerinin yüzde 30'u doğrudan vergi gelirlerinden, yüzde 70'i dolaylı vergilerden oluşuyordu, şimdi de aynı şekilde dolaylı vergi gelirleri çoğunluğa sahip.
Peki çözüm nedir? Kayıt dışı ekonomi oranının makul düzeylere çekilmesi ve etkin vergi denetimi ile gelir ve kurumlar vergisi gelirlerinin yükseltilmesi. Özetle kapsamlı yapısal reformun yapılması. Tansu Çiller'in başbakan olduğu dönemde, asgari ücretin gelir vergisinden muaf tutulması planlanmıştı. Yaptığımız çalışmada karşımıza özel sektörde çalışanların, hangi pozisyonda olursa olsun, asgari ücretle çalışıyormuş gibi gösterildiği sonucuna ulaşmıştık. Dolayısıyla, bu projeden vazgeçilmişti. Bugün aynı noktadayız.
Sözün özü, Türkiye ekonomisinin en büyük artısı olan mali performansın yeniden hızla toparlanması gerekiyor.
