Merkez Bankası Para Politikası Kurulu dün kritik bir toplantı yaptı. Yazımı kaleme alırken toplantı sonlandı. Bu yüzden alınan kararları sağlıklı yorumlayabileceğim. Piyasalar açısından da oldukça anlamlı olan bu toplantıda yine Merkez Bankası ince ayar yaptı. İnce ayar derken, bir taraftan faiz koridorunu gevşetirken diğer taraftan kredi hacmini baskılamaya devam edecek. Kısacası, rota değiştirmedi, sıkılaştırıcı politikalarını sürdürme kararı verdi.
Politika faiz oranı olarak kullandığı 7 gün vadeli repoyu değiştirmedi, yüzde 5.5 seviyesinde tuttu beklediğimiz gibi. Faiz koridorunu geçen ay olduğu gibi 25 baz puan hem koridorun alt bandından hem de üst bandından aşağı doğru gevşetti. Kredi hacmindeki artışı yüzde 15'lerde tutmak için zorunlu karşılıkları vadelere göre 25 baz puan yükseltti.
Alınan kararların anlamından önce daha doğrusu piyasalara yansımasından önce, Merkez Bankası'nın hangi araçları hangi amaçla kullandığını hatırlayalım...
HANGİ ARAÇLAR?
2010'un sonlarından itibaren yaklaşık 2.5 yıldır finansal istikrarın da ön plana çıkmasıyla Merkez Bankası araç bileşimini çeşitlendirdi. Tabii, finansal istikrarı gözetirken fiyat istikrarından hiçbir şekilde ödün vermeyeceğinin altını çizelim. Bu hassas bıçak sırtı dengeler içinde finansal istikrarı da desteklemek amacıyla 2011 başından bu yana faiz koridoru ve Rezerv Opsiyonu Mekanizması araçlarını da eklemiştir mevcut araçlar içine. Faiz koridorunun iki temel misyonu var. Aslında öncelikle şu vurguyu yapalım. Merkez Bankası, enflasyon hedeflemesi rejimini benimsemiş diğer merkez bankalarından farklı olarak, piyasa faizlerinin politika faizlerinden sapmalarını engellemekten öte, gerek kısa vadeli yabancı sermaye hareketlerindeki oynaklığı azaltmak gerekse kredi büyümesi üzerinde baskı kurmak amaçlı kullanıyor.
Rezerv Opsiyonu Mekanizması da faiz koridoru gibi kısa vadeli sermaye oynaklığının önüne geçmek hedefi içeriyor. ROM ile bankalar Merkez Bankası'na olan TL yükümlülüklerini döviz ve altın cinsinden karşılayabiliyor. Tamamen isteğe bağlı. Ben TL yükümlülüğümü TL ile karşılayacağım diyen bir bankaya "hayhay" diyor Merkez Bankası. Ancak, bugüne kadar bankalar kendilerine tanınan opsiyonu oldukça yüksek oranda kullanmış. Merkez Bankası ROM'u döviz kurlarını otomatik ayarlamada da devreye sokuyor. Kurlar yükseldiğinde bankalar döviz vermeyip TL ile yükümlülüklerini yerine getiriyor, böylece Merkez Bankası döviz satmak zorunda kalmıyor bankalara.
PİYASALARA ETKİSİ
Gelelim kararların piyasalara olası etkilerine...
Mevcut konjonktürde yabancı sermeye girişleri güçlü seyrediyor Merkez Bankası'na göre. İşte bu yüzden kredilerde çok güçlü olmasa da bir ivmelenme görülüyor. Söz konusu süreçte, reel efektif döviz kuru endeksinden de izleyebiliyoruz, TL değer kazanıyor. Zaten faiz koridoru sınırlı aşağı çekildi, zorunlu karşılıklar yükseltildi. Faiz indirimi ile yabancı sermayenin risk iştahı azaltılırken, zorunlu karşılıklar ile kredi hacmindeki artış baskılanmaya çalışılıyor. Eğer, faizi indirirken zorunlu karşılıkları eşanlı olarak yükseltmezse, düşük faiz sayesinde kredilerde patlama olur.
Merkez Bankası kontrolündeki faizlerin aşağı çekilmesi, faiz geçişkenliği faktörüne bağlı olarak diğer piyasa faizlerinin de inmesine katkı yapacak. Tahviller dahil. Dolayısıyla, tahvil faizlerinin aşağı gelmesi tahvil pozisyonundaki banka ve fonların kar yazmasını sağlayacak. Buna karşın, kısa vadede hisse senetleri için benzer pozitif etkiyi söyleyemeyiz. Çünkü, yabancı sermayenin baskılanması, borsaya kaynak girişinin sınırlanması anlamına gelir. Ancak, Merkez Bankası'nın iç ve dış talep dengelemesi ile cari açığın önüne geçmesi ve bu kararlılığından taviz vermemesi orta vadede borsayı olumlu etkiler hiç kuşkusuz.
Sözün özü, son toplantıdan sürpriz çıkmadı. Belki dediğimiz noktalarda da ne kadar istikrarlı olduğunu ve kalan aylarda da izlediği patikadan çıkmayacağını gösterdi Merkez Bankası.
