Artık gelenek olmuş yılın son yazısının konusunun, tüm yılın değerlendirmesini kapsaması... Biz de geleneği bozmayalım, bu yılın son yazısında ekonomide geride ne bıraktığımıza panaromik açıdan bir bakalım...
Hiç kuskusuz FED vurdu damgasını 2015'e...
Ha bugün ha yarın derken faiz artırımı ancak yılın son ayında gelebildi. O da biraz hatır işi oldu gibi...
FED, 'madem çok istiyorsunuz piyasalar alın size bir 25 baz puanlık faiz artırımı' dedi sanki...
Neyse sonuçta faizi artırmış oldu ve piyasalar üzerindeki yüksek gerilimin birazını aldı. Faiz artırım kararının hemen ardından etkisinin oldukça sınırlı kaldığı sanıldı ancak etki zaten koskoca bir yıla yayılmıştı.
Merkez Bankası'nın yayımladığı
"Uluslararası Yatırım Pozisyonları" verilerine göre yurtdışı yerleşiklerin hisse senedi stoku 2014 yıl sonuna göre yüzde 26.6 oranında azalışla 45.4 milyar ABD doları olurken, borç senetleri alt kalemleri olan yurtdışı yerleşiklerin mülkiyetindeki Hazine kağıtları stoku yüzde 35.1 oranında azalışla 33.9 milyar ABD doları seviyesine kadar indi.
Zaten faiz artırımının beklediğimiz olumsuz etkisi buydu. Yani yabancı sermaye akımlarının gelişmekte olan ülkelere yönelmesiydi.
KUR ETKİSİ YÜKSEK!
Diğer yansıması da kurların tırmanmasıydı. O da hakkını verircesine hissettirdi etkisini... 2.3433 ile yıla başlayan dolar kuru 2.90'ların üzerinde tamamlıyor.
TL yüzde 25 civarında değer yitirmiş dolar karşısında... Tabii bu olumsuz gelişmeleri sadece FED'e bağlamamız doğru olmaz. Siyasi belirsizlik ve Suriye gibi bazı jeopolitik unsurlar da rol oynadılar.
Ama aslan payı FED'indi.
Dışarıyla devam edelim...
Çin de en az FED kadar etkili olan unsurdu yıl içinde. Uzun aradan sonra Çin hız kesti ve yüzde 7'nin neredeyse altında kalacak bir büyüme performansı gösterdi. Dev ekonominin hız kesmesi doğal olarak tüm ülkelerin de, başta emtia üreticilerinin de yavaş büyümelerine neden oldu.
Daha az üretim daha az emtia talebi anlamına geldiğinden emtia fiyatları tabii petrol fiyatları da öngörülmedik şekilde geriledi.
NET İHRACAT KATKISI
Bu arada Avrupa ülkelerinin kısmen toparlanmaları bizim için olumlu bir gelişme oldu. İhracatın neredeyse yarısını gerçekleştirdiğimiz coğrafyanın ayağa kalkması kuşkusuz büyüme hızına yukarı doğru etki yaptı.
Merkez Bankası'nın da vurguladığı gibi bu sayede büyüme kompozisyonunda net ihracatın payı nispeten yükseldi.
İçeriye geçiş yapmışken bizi en rahatlatıcı gelişmeye değinelim...
Petrol fiyatlarının inanılmaz seviyede düşmesi cari açığın makul seviyelere inmesini sağladı.
Türkiye ekonomisinin yumuşak karnı olan cari açık oranı uzun aradan sonra yüzde 5'lerin altına indi. Ne yazık ki aynı rahatlama enflasyon cephesinden gelemedi.
Enflasyon gıda fiyatları ve birikimli kur etkileri yüzünden yüzde 8'ler sınırındaki hareketine son ayda da devam etti.
Bu gerçeği kabullenen Merkez Bankası doğrusunu yaptı, 2016'nın enflasyon hedefinin üst bandını yüzde 7 düzeyinde belirledi.
Enflasyon gibi eksiler hanesinde yer alan bir önemli gelişme de büyüme hızı oldu 2015'te...
Maalesef bu yılda da potansiyel büyüme hızına ulaşamadık.
Bir sonraki yazımda devam edeceğim ama şu gerçeğin de altını çizelim; onca siyasi ve ekonomik çalkantılara rağmen olumsuz etkiler sınırlı kaldı.
Tüm okurlarımıza sağlıklı ve mutlu seneler dilerim.
