CAHİT SÖNMEZ TÜM YAZARLAR
Orta Vadeli Program ne kadar gerçekçi? (II)
3.10.2017 | Arşiv

Orta Vadeli Program ne kadar gerçekçi? (II)

cahit.sonmez@yeniasir.com.tr

Geçen hafta yayınlanan 2018 yılından 2020 yılı sonu dönemi kapsayan Orta Vadeli Programa değinmeye ve kendi içinde ne kadar turalı olduğunu ve belirlenen hedeflerin ne kadar gerçekçi olduğunu sorgulamaya başlamıştık.
Öncelikle ekonominin en önemli sacayakları olan enflasyon, büyüme ve istihdam beklentilerini irdelemiştik. Mali performans, dış ticaret ve cari açık ile devam edelim.
Programın ana hedeflerinden birisi de ihracatın ithalattan daha fazla artmasının sağlanması...
Yani ihracat mümkün olduğunca artırılırken ithalat mümkün olduğunca zorunlu mallarda yapılacağı gibi aynı zamanda ithalata bağımlılık da aşağı çekilecek.
İhracatı yukarı çekmek için şu önlemler ön plana çıkarılmış;
Yüksek teknolojili ürünlerin üretimine yönelik destekler verilmesi planlanıyor. Bu konuyu biliyorsunuz sürekli dile getiriyoruz.
Yüksek teknolojili ürünlerin bugün itibarıyla toplam ihracattaki payı yüzde 3'ü aşmıyor. Bu yüzden uluslararası rekabette Türk firmaları devre dışı kalıyor.
Yüksek teknolojili ürünleri üreten firmalar aslında yükte hafif pahada ağır ihracat gerçekleştirmiş oluyorlar.

RİSKE KARŞI SİGORTA!

Bu konuda gerçekten yenilikçi diye bileceğimiz önlem ihracatçı firmalarının karşı karşıya kaldıkları kur riskleriyle ilgili... İhracatta Döviz Kuru Riski Sigorta Sistemi kurulacak. İhracatçı firmanın kurlar gerilediğinde eline daha az Türk lirası geçiyor. Bu yüzden işçilik, kira, elektrik ve yerli aramal bedellerini karşılamakta zorlanıyor ve bu kur riskini üstlenmek durumunda kalıyor.
Eğer tasarlanan yeni sigorta sistemiyle kurlar sabitlenirse kur riski üzerinden alınmış olur.
İhracatı artırmak için Eximbank kredilerinin genişletilmesi, fuar faaliyetlerinin yaygınlaştırılması ve desteklenmesi, Gümrük Birliği'nin güncelleştirilmesine yönelik görüşmelerin başlatılması da diğer önlemler arasında... Önlemlerin uygulanması ile ihracat önce 169 milyar dolara sonraki yıllarda ise 182 milyar ve 195 milyar dolara çıkacak. İthalatında sınırlı artmasıyla dış ticaret açığı 2020 yılında 77 milyar dolar seviyesinde gerçekleşecek. Turizm gelirlerini de hesaba katıldığında bu dış ticaret açığı sonrası cari açığın milli gelire oranı 4 sınırında kalması öngörülmüş.

MALİ DİSİPLİNE GİDİLECEK

Kamu maliyesinde de sıkı dönem hedefleniyor önümüzdeki üç yılda...
Özellikle harcamalar kısılıyor.
Hem merkezi yönetimin hem de mahalli idareler en az düzeyde diğer bir deyişle zorunlu olmadıkça hizmet alımı ya da kiralaması yapmayacak. Diğer taraftan kamu yatırımlarının da etkinliğini artırmaya çalışacak. Kamu tüketiminin milli gelire oranı gelecek yıl yüzde 10,7'ye, 2019'da yüzde 10,3'e ve programın son yılında da yüzde 9,9'a gerileyecek.
Madalyonun diğer yüzünde ise kamu gelirlerinin artırılması hedefleniyor.
Gelir, kurumlar, KDV gibi önemli vergilerde reform yapılması planlanıyor. Özellikle doğrudan vergi tahsilatının yetersiz düzeylerde olması mali dengeler açısından dolaylı vergilere yüklenilmesini gerektiriyor.
Bu yüzden yapılacak reformlarda bu konu dikkate alınır. Eğer vergi reformu planlandığı gibi yapılırsa kamu yatırımlarının milli gelire oranı da 2018 yılında yüzde 4,1'e, sonraki iki yılda da sırasıyla yüzde 3,9'a ve yüzde 3,6'ya inecek.
Kısacası programdaki temennilere bizde katılıyoruz. Ancak nasıl gerçekleştirileceği, özellikle kaynakların nerelerden sağlanacağı konusunda gri alanlar göze çarpıyor.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ ASIR veya yeniasir.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.