• BUGÜNKÜ YENİ ASIR
  • İkindiye 23:55:00
  • BIST 78.384,78
    EURO 4,4760
    USD 3,8608
    GBP 3,8608
    CHF 3,8608
    JPY 3,8608
Adını sen koy FİLİZ ÖZKOL

Adını sen koy

filizozkol@yeniasir.com.tr Tüm yazıları
Giriş Tarihi: 04.04.2022, 00:00

Son yıllarda bir rahmetli özlemi başladı ki, sormayın gitsin. Tv ve beyazperdede bir nostalji cümbüşü var. Keşfedilecek hiçbir şey kalmadı.
İnsanoğlunun arsız yapısı ve tükenmişlik sendromu ile bit pazarına sahiden nur yağdı. Hem de gümbür gümbür. "Ne varsa eskilerde var" sloganıyla geçmişin yaşanmışlıklarını onarıp düzeltip hatta aslından çok daha fazla derinine inerek yeni paketler yaratmaya devam ediyoruz.
Geçtiğimiz dönemlerde namı diğer Müslüm Baba'nın hayatı beyazperdeye aktarılırken, şimdilerin taze konusu rahmetli sanatçı Bergen'in dramatik yaşam öyküsü. Takdir ve tenkitler arasında gösterime devam ediyor.

AŞKIN FELSEFESİNİ ÇÖZENLER
Sanatçı kimliği görünüşte birçok kişiye kolay gelebilir. Sahne ve beyazperdede görülmek ve salına salına dolaşmak.
Milyonları peşinden sürüklemek. Kimin hoşuna gitmez. Hele ülkemiz; öyle sanatçılar yetiştirmiş ki, üzerinden yıllar geçse, çoğalan bir değer haline gelmiştir. Oysa sanatçı olmak farklı bir ekol gerektiriyor.
Toplumun hangi kesiminde olursanız olun, sanatçı doğuluyor sonradan olunmuyor.
Yazımına rahmetli Müslüm Baba'nın bir zamanlar dillerden düşmeyen şarkısıyla girmek istedim.
Yozlaşmış duygulara şekil vermeye çalıştığımız bu dönemde aşk felsefesini çoktan çözmüş arabesk sanatçılarımızı bir kez daha rahmetle anmak istiyorum.
Aşk kuvvetli ve derin bir yürek ister.
Ömür boyu bağlılıktır. Sığ denizlerin küçük kulaçlarıyla bu derin duyguyu hissetmeniz imkansızdır. Mevlana'nın aşkı anlatma biçiminin mutasyonlardan geçip bugüne gelişinin altındaki sırrı çözmemiz mümkün değil. Sanki laboratuvarda üretilmiş salgın duygular her tarafta. Kalbinizde çarpıntılar yaratacak aşk kahramanları da kalmadı. Al gülüm ver gülüm misali.
Adımlar hesaplı atılıyor.
Konularımızın dibine daha çok inersek, olaylar daha da vahim hal alıyor. Toplumsal ve kültürel yapımızın ilişkilerimizi potansiyel olarak etkilediği, sosyologların da onayıyla tescillenmiş durumda. Duyguların yeterince olgunlaşmadığı durumlarda, karşımızdaki kişinin bize nasıl davrandığı, bizim ona ne hissettiğimiz gibi konuları irdelememiz daha da zor.
Yeni trend ilişkilerimizin adı "Seviyeli bir arkadaşlığımız var" sloganı. Aynı evi paylaş, en mahrem hayatın içinde ol. Sokaklarda öpüş koklaş, restoranlarda sille tokat kavga et, daha sonra Cem Yılmaz'a komedi konusu ol.

BATTI BALIK YAN GİDER
Eski Türk filmlerini hatırlayalım. Kibar naif bir şekilde birbirlerine hitap şeklini.
Şairlerin şiirlerinde aşklarına duyduğu saygıyı görmek artık bir halüsinasyon.
Zamanla her şey dumura uğruyor ve şekil değiştiriyor. Huzursuz aşk sendromu başladı.
İlacı yok, tedavisi imkansız. Beynimize bir şeyler oldu. Bazen uzaylıların işgali altındayız da haberimiz mi yok gibi saçma düşünceler gelmiyor değil. Android düşünce tarzının hangi duyguya hitap ettiğini anlamak için yorulmaya bile değmiyor.
Battı balık yan gider modundayız.
Ah Müslüm Baba, toprağın bol olsun.
Ne güzel söylemişsin. Ne yaşıyorsanız yaşayın, ilişkinizin adını yaşadığınız şekline göre siz koyuyorsunuz. Herkes kendi duygusunun hikayesinde. Eros'un yanlış aşk okları her yerde.. Sevgide kalalım mı?

Saygı kayığına binmeden sevgi denizi geçilmez.
(anonim)

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
GÜNÜN YAZARLARI
  • SON DAKİKA