Vazgeçemediğimiz alışkanlığımız. Olmazsa olmazımız. İletişim tutkunluğumuz. Son yüzyılın kitlesel zehirlenmesi. Şehrinkalabalık caddelerindenbirindebir randevumayetişebilmek içinyürürken fark ettim yoğuntelefon trafiğini. Araçlarımızla giderken aşırı trafik olur ve ağır aksak ilerleriz ya, özellikle kalabalıkların olduğu cadde de yaya olarak ilerlerken takıldım, kimseye aldırmadan konuşanlara. Gözleri ekranda yürüyen insanların yanında bir de telefonuyla konuşarak gidenler sizi gerçekten duraksatıyor. Bunlar, halka açık mekanlarda gözleri ve parmakları telefon ekranına odaklanmış halde garip bir şekilde yavaş yürüyen insanlar. Yaya akışını engelledikleri gibi, bir yerlere çarpma riski ile karşı karşıya oluyorlar. Yine ekranına hipnotize olmuş gibi ilerleyerek karşıdan gelen kişinin size çarpmasın diye yana çekildiğimizi sıklıkla yaşıyoruz. Binlerce insan, yatağında gözünü açar açmaz ilk iş olarak telefonu eline alıp sosyal medya ile güne başlıyor. Uyuyana kadar gerekligereksizyüzlerce içeriğemaruz kalıyoruz. Sadeceuykumuzda kendimizlebaş başa kalıyoruz. Fakat, bu süreler de sanıyorum giderek kısalacak. Yatağa girdikten sonra da bizi uyutmamak için yeni içerikler her gün artacak.
'ŞARJLARI MI BİTTİ?'
Şehirlerarası veya şehir içi ulaşımlarımızda artık dışarıyı seyreden veya kitap okuyan kalmadı. Geçenlerde metro ile başka bir semte giderken vagonda bulunan 35-40 kişiden telefonuna bakmayan sadece ben vardım. Akıllıtelefonlar; iletişim, navigasyon,konum bildirme,eğlence, sağlık gibi günlükyaşamda insanın ihtiyaçduyduğu her alandabizi esir alarak hakimiyetinikurdu. Yine bir çok insanın başına gelen "telefonun bir şekilde arızalanarak devre dışı kalması" olayı. Böyle bir durumda, sudan çıkmış balık gibi oluyoruz. Günlük iletişimlerimiz, bankacılık hizmetlerimiz, fatura ödemelerimiz, randevularımız hepsi bir anda duruyor. İstem dışı panik havalarına giriyoruz. Akıllı telefon teknolojisinin toplum ve bireyler adına birçok fayda sağladığı tartışılmaz bir gerçek. Ancak, yaşamımızı kolaylaştıran bu cihazlar, zihinsel ve sosyal yaşamlarımız için bazı bedelleri beraberinde getiriyor. Giderek daha fazla dikkatimiz dağılıyor, gerçek yaşamdan uzaklaşarak, sanal dünya içine çekiliyoruz. Telefonların üzerimizdeki gücü, günlük alışkanlıklarımızda ve davranışlarımızda apaçık ortada. Daha önce defalarca ziyaret ettiğimiz yerlere bile, bize rehberlik eden telefonlarımıza bağımlı bir şekilde gidiyoruz. Havaalanlarında, üniversite kampüslerinde, alışveriş merkezlerinde, trafik ışıklarına kadar aklımıza gelecek her kamusal alanda günümüzün en yaygın görüntüsü olarak, "başları öne eğik ve ekrana kilitlenmiş" insanları görüyoruz.Bir kafede sessizce dışarı bakarak kahvesini yudumlayan ve anın tadını çıkaran çok az kişiyle karşılaşıyoruz. Onların da "şarjları mı bitti, acaba?" diye esprili bir şekilde düşünmekten kendimizi alamıyoruz. Çağımızın "olmazsa olmaz" bu tatlı bela cihazlarımızın fonksiyonlarının kapsamı ve hızı arttıkça, daha çok hayatımızın bir parçası oluyorlar. Bununla birlikte, bu cihazların aşırı kullanımı yalnızca bazı fiziki rahatsızlıklara değil, ayni zamanda yalnızlık, kaygı ve depresyon duygularına neden olabilir. Yapılan bir deneyde, iki gruba ayrılan öğrencilere bir metin hazırlanıyor. Gruplardan birine metni yazılı bir kağıt halinde, diğer gruba da ayni metni telefon ile veriyorlar. Okuduğunu anlama testinde; yazılı metin okuyanlar, ekrandan metin okuyanlara göre çok daha iyi performans gösteriyorlar. Bu tür olaylara kendimizden de örnekler verebiliriz. Her gün sıklıkla yaşarız benzer olayları. Arkadaş grubumuzla gittiğimiz bir akşam yemeğinde, çoğumuzun telefonu önümüzde durur ve sürekli bir gözümüzle onu kontrol ederiz. Hatta, yemekte konuşulanlara aldırmadan telefonumuzla konuşuruz. Her türlü dikkatimizin dağıldığı ve sohbet keyfinin bittiği bir noktadır bu an. Okul çağındaki çocuklar ise; önlenemez bir şekilde iç içe yaşadıkları medya ortamında, ders çalışma, kitap okuma gibi dikkat gerektiren eylemlerde zorlanıyorlar ve öğrenme güçlüğü çekebiliyorlar. Bu arada ebeveynler, telefon kullanımının tamamını çocuklar için zararlı olarak görmemeli, cihazları kullanma nedenlerini araştırmalı ve yapıcı olacak şekilde yaklaşmalıdırlar. Akıllı telefonlarımızla; farkında olmadan İçinde yaşadığımız depresyonlardan bir kaçış yolu mu buluyoruz kendimize. Bu da zamanla bir bağımlılığa mı dönüşüyor? Ne sebeple olursa olsun, gelişen bu alışkanlıklar fiziki olarak da boyun bölgelerinde kas ve iskelet sisteminde olumsuz etkiler yaratabilir. Bu arada, bizi dünyaya açan en değerli organımız "göz sağlığımızı" da unutmayalım. Uyumayahazırlanırken bile yanımızdanayırmadığımızbu cihazlarımızdan hiçolmazsa geceleri ayrılalım. Cep telefonlarının yaygınlaşmaya başladığı 80'li yıllardan sonra herkesi rahatsız eden "kansere neden olur mu?" sorusu vardı. Yıllardır yapılan kapsamlı araştırmalar ve deneylere göre kansere neden olmaması sevindirici bir sonuçtur. Yayılan radyo frekansları nedeniyle canlı dokularda meydana gelen ısınma, hücrelere zarar verecek kadar güçlü değildir.
EGZERSİZLERİN ÖNEMİ
İnsan yaşamının ihtiyacı olan her türlü bilgiyi karşılamaya yönelik yeni gelişmeler hızla devam ederken, karşı koyamayacağımız bir çekim gücü içine girmemiz kaçınılmaz gibi görünüyor. Hatta, çoğumuz 2.bir telefona da sahibiz. Bu teknolojiksürüklenme içindeaz bir zaman da olsa, buyeni hayat arkadaşımıztelefonumuzu bırakarak,günlük egzersizlere başlayalım. Ara sıra yapacağımız yürüyüşler veya yorucu olmayan koşular bile bizi bir nebze olsun sanal dünyadan çıkaracaktır. Telefonlarımız bizi değil, biz telefonlarımızı yönetelim...
