Çalışma saatlerimiz haricinde boş zamanlarımızı genellikle alış-veriş merkezlerinde geçiriyoruz. Yemek katları, çocuk oyun bölümleri, her çeşit giyim ve teknoloji mağazaları, marketleri, giyim sektörü ve eğlence merkezleriyle tüm ihtiyaçlarımızı karşılayabildiğimiz, hiçbir ihtiyacımız olmasa da uğramadan edemediğimiz AVM ler artık hayatımızın vazgeçilemez parçası oldular. Özellikle, boş masa bulmakta güçlük çektiğimiz yemek katlarında hep dikkatimi çeken nokta, tepsilerde kalan "artan" yiyeceklerdir. İçim acıyarak bakarken, bunlarla doyabilecek nice insanlar gelir aklıma. Küreselleşme ve artan teknolojik gelişmelerle birlikte buna benzer manzaraları dünyanın her yerinde görmek mümkün. İnsanların ihtiyaçlarına yönelik tüketim sektöründe gün be gün artan "ürünlerin çeşitliliği" karşısında bizler gereksiz alışveriş tutkunu olduk. Bu giderek artan tüketim çılgınlığı ve sanayilerde oluşan kimyasal atıklar beraberinde "atık ürünler" problemini getirdi. Doğal kirliliğe neden olan bu ürünler çöplüklere atılarak, yakılarak akarsulara, denizlere, okyanuslara yönlendirildi.
GERİ DÖNÜŞÜM KUTULARI
Atık ürünleri doğaya zarar vermeden yok etmek veya etkisiz hale getirmek için; kağıt, plastik, cam ve metal artıkları türlerine göre ayırarak geri dönüşüm kutularına atmak, pil, elektronik eşya ve atık yağlar gibi ürünleri toplama merkezlerine bırakmak, sebze, meyve gibi organik mutfak atıklarını toprakta çürütmek gibi önlemler uygulanıyor. Dünyamızı mesken edinen bizler; yıllar boyunca havayı kirleterek, doğayı çöplük gibi kullanarak çevreye ciddi zararlar verdik. 2000 li yılların başlarında "atıklarımızı çöp kutusuna atmayarak, geri dönüştürmeliyiz" sloganıyla yola çıkıldı, "Sıfır Atık" projesinin temelleri atıldı. Bu konuda; Cumhurbaşkanlığının, Çevre, Şehircilik ve iklim Değişikliği Bakanlığının da destekleriyle ülkemizde de çalışmalar yapılmaya başladı. Kamu Kurumlarında, yerel yönetimlerde, sıfır atık yönetim sistemleri kuruldu. Birçok yerde "atık toplama noktaları" karşımıza çıkmaktadır. Bu konular da toplum olarak hassasiyetimiz, birey olarak dikkatimiz temiz bir doğanın temellerini atacaktır. Sıfır Atık projeleri de bu düşünceler doğrultusunda hayata geçirildi. Üretimden tüketime bir zincir oluşturan "sıfır atık" çalışmalarında her birimiz bu zincirin birer halkası olma bilinciyle, kendimizi görevli hissetmeliyiz. Günlük yaşamımızın her adımında atık üretime engel olmalı, çocuklarımızı bu anlayışla büyütmeliyiz. Tükettiğimiz ürünlerde atık duruma düşen her türlü malzemenin yeniden kullanılması amacıyla kurulan "toplama noktalarını" mutlaka kullanmalıyız. Örneğin; son zamanlarda birçok yerde, özellikle plastik ve cam ürünlerde geri dönüşümü desteklemek için "plastik ve cam şişe toplama merkezleri" kuruldu ve bizleri özendirmek için bu noktalara, teslim edilen şişe sayısına göre "para veya puan" iadesi veren "akıllı makineler" yerleştirildi. Satın aldığımız bazı ürünlerde ödediğimiz depoziteler de geri dönüşümü teşvik için gerçekleştirilen alış-veriş sisteminin bir parçasıdır.
İSRAFLARIMIZ
En temel besin kaynağımız olan ekmeklerimizde yapılan israfa çoğumuz çocukluğumuzdan beri tanık olmuşuzdur. Evde bir gün önceden kalan ekmek varsa ve gün içinde taze bir ekmek alındıysa büyüklerimiz haricinde hepimiz yeni ekmeği tüketirdik. Günlük yaşamda bu gibi hemen aklımıza gelen ve israf ettiğimiz birçok ürün sayabiliriz. Taze meyveler, sebzeler, süt, süt ürünleri ilk akla gelenler. Yanlış saklama koşulları, fazla miktarda satın almalar gibi basit nedenlerle bozularak çöpe atılabilmektedir. Yaşam kaynağımız suyumuzu da unutmayalım. Bilinçsiz kullanımlar veya musluğun gereksiz yere açılması gibi israf nedenlerini hepimiz yapıyoruz. Yemeklerde büyük tutulan porsiyonlar sonucu tabakta kalan artıklar, gereksiz yanan lambalar ve verimsiz çalışan elektrikli ev aletleri. Oysa bunlar kolaylıkla önüne geçebileceğimiz gereksiz ve boşa giden tüketimlerimizdir. Özetle, "sıfır atık" atık üretimini önlemeyi ve malzemelerin yeniden kullanımını amaçlayan ilkelerdir. Başka bir deyişle; ürünlerin, ambalajların ve malzemelerin yakılmadan, çevreye ve insan sağlığına tehdit oluşturacak şekilde toprağa, suya, havaya salınmadan tüketilmesi, yeniden kullanılmasıdır. Günlük yaşam alışkanlıklarımızı düşünelim. Bir içecekle birlikte pipet alıyoruz. Her market alışverişinde plastik poşetler alıyoruz, sebze meyvelerimizi küçük naylon torbalara koyuyoruz... Sıfır Atık felsefesini kafamızda şekillendirdikten sonra, bazı değişimler hayatımıza girmeye başladı. Her ne kadar yaygınlaşmadıysa da, plastik olmayan yeniden kullanılabilir çantalar kullanmaya, naylon torbalar yerine kağıt kutular kullanmaya başladık. Bizler için bu tür uygulamalar zor gelebilir, alışkanlıklarımızı yenemeyebiliriz. Geri dönüşüme yönelik, doğaya ve bizlere zarar vermeyen bu tür kullanımlar bir gecede olacak değişimler değil. Ancak, günlük hayattaki bu değişiklikler, gelecekte temiz bir doğaya dönüşümüzü sağlayacaktır. Küresel ısınma nedeniyle, önlenemeyen sel baskınları, kuruyan su kaynakları, ürkütücü bir şekilde eriyen devasa buzul kütleleri gibi çevresel değişiklikleri yıkıcı sonuçlarıyla her gün dünyanın değişik bölgelerinde görüyoruz. Sıfır atık projeleriyle belki gelecekte çöp yığınlarının yakılmasından kurtularak atmosfere karbondioksit, metan ve zehirli gazların salınmasını bir nebze de olsa önleyerek "sera" etkisinin azalmasına yardımcı olabiliriz. Hepimiz çevre temizliğinin bir neferi olalım.
