Ali Kuşçu'nun gökyüzünü anlamaya adadığı bilimsel mirastan Ay'a ulaşmayı hedefleyen mühendislerimize uzanan yolculuk, Türkiye'nin kökleriyle geleceği arasında güçlü bir köprü kuruyor. Uzay artık teknolojik bağımsızlığın, ekonomik rekabetin ve stratejik gücün belirleyici alanlarından biri. Bu dönüşümün küresel buluşması 77. Uluslararası Uzay Kongresi (IAC 2026), 5-9 Ekim'de Antalya'da gerçekleşti. Uluslararası Astronotik Federasyonu (IAF) tarafından düzenlenen kongreye, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı koordinasyonunda Türkiye Uzay Ajansı ve SAHA İstanbul ev sahipliği yaptı. 108 ülkeden 8.330 bildiri özeti başvurusu alınırken Türkiye, 1.810 başvuru ve kabul edilen 674 bildiri özetiyle ilk sıraya yerleşti. Bu tablo, genç araştırmacılarımız adına umut vericiydi. Ekonomi yazarı olarak yerinde izlediğim kongrede astronotlar, bilim insanları, uzay ajansları ve şirketler; Ay ve Mars görevlerinden yapay zekâya, uzay hukukundan uydu verilerinin ticarileşmesine uzanan geleceği tartıştı. Gündem, yeryüzünün ekonomisini dönüştürmekti.
HAYALLERİMİZ DÜNDEN BÜYÜK
Türkiye Uzay Ajansı Başkanı Yusuf Kıraç'ın "Hayallerimiz dünden daha büyük" sözleri bu vizyonu özetledi. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, "Daha adil bir dünya mümkün" idealini uzay vizyonumuzun pusulası olarak tanımladı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise uzayın insanlığın ortak yararına hizmet etmesi gerektiğine dikkat çekti. Ay uzay aracımızın üretim ve entegrasyonunun tamamlandığını, Somali'deki uzay limanının inşasına başlandığını açıklaması, bağımsız uzaya erişim açısından tarihi bir mesajdı. Peki bu yarışın ekonomik karşılığı ne? Bakan Kacır'ın aktardığı verilere göre küresel uzay ekonomisi 2025'te 686 milyar dolara ulaştı. Dünya Ekonomik Forumu ve McKinsey, 2035 için 1,8 trilyon dolarlık büyüklük öngörüyor. Uydu haberleşmesi, konumlama, veri analitiği ve Dünya gözlemi; tarımdan lojistiğe, sigortadan afet yönetimine yeni pazarlar açıyor. Uluslararası Uzay İstasyonu'nda suyun yüzde 98'ine kadar geri kazanılması, uzay araştırmalarının kaynak verimliliğine katkısını gösteriyor. Uzayda geliştirilen teknolojinin gerçek getirisi, yeryüzünde verimlilik, ihracat ve nitelikli istihdama dönüşmesiyle ölçülecek. Türkiye'nin TÜRKSAT 6A, İMECE ve GÖKTÜRK projeleriyle kazandığı mühendislik birikimi bu yarışın güçlü temeli. ROKETSAN'ın ŞİMŞEK-1 ve ŞİMŞEK-2 fırlatma araçları, uzaya bağımsız erişim hedefini destekliyor. TUSAŞ ile ROKETSAN'ın HÜRSAT-2 sözleşmesi, TÜRKSAT ile China Satcom'un ortak Ar-Ge ve ticarileştirme anlaşması da ekosistemin üretim ve iş birliği kapasitesini gösteriyor.
GÜÇLÜ VE KARARLI ADIMLAR
Kongrede NASA Başkan Yardımcısı Matt Anderson'a Türkiye ile iş birliği fırsatlarını sordum. Organizasyonun yeni bir standart ortaya koyduğunu, Cumhurbaşkanımızın katılımının gelecek kongreler için çıtayı yükselttiğini ifade etti. Artemis kapsamında planlanan Ay üssüne ülkelerin katkı verebileceğine de dikkat çekti. IAF Başkanı Gabriella Arrigo'ya da Türkiye'nin Ay misyonunu ve küresel rolünü sordum. "Türkiye Uzay Ajansının liderliği güçlü ve kararlı. Net bir vizyona sahip" dedi. "Türkiye'nin uluslararası uzay topluluğunda lider olmaya hazır olduğundan, hatta fazlasıyla hazır olduğundan eminim" sözleri de dikkat çekiciydi. Bu güvenin ortak projelere ve üretime dönüşmesi stratejik önemde. Antalya'dan ayrılırken gençlerimizin gözlerindeki heyecan, Türkiye'nin geleceğine dair umutlarımı daha da güçlendirdi. Ali Kuşçu'dan bugüne uzanan bilimsel mirasımız, çağın teknolojileriyle birleştiğinde ülkemiz için büyük fırsatlar barındırıyor. Türkiye'nin uzay ekonomisindeki başarısının anahtarı; bilimsel birikimini teknolojiye, teknolojisini üretime, üretimini küresel rekabet gücüne dönüştüren bir vizyonda saklı. Köklerinden güç alan, gökyüzünde iz bırakan ve geleceğe yön veren bir Türkiye.
