Acılı, yürek yangını günlerde ne yazılır ki? Ne paylaşılır? Edep susturmaz mı insanı kimi zaman? Büyüğü küçüğü fark etmez. Önemli olayların, travmaların sonrasında memleket büyük bir turnusol kâğıdına dönüşür. Bazıları şiddetin niye hiç bitmeyeceğini bize her fırsatta kanıtlar. Bayram olur, en büyük bayrağı o paylaşır sosyal medyada. Altında hamasi sözler. Yaz olur, en iyi beach club'lardan selfie yapar. Tabağındaki şekilli yemeğin de fotoğrafını paylaşır. Maçta takımı yenilir, hemen teknik direktöre bağlar; ne olması, ne olmaması gerektiğini bir güzel açıklar. Gereken yerlere ayarı verir, fırçayı kayar. Mültecilerin karıştığı bir olay duyulur, dış politikaya soyunur. Artık arada kim kaldıysa! Verir veriştirir. Çocuk ölür. Cansız bedeni vurur kıyıya.
İNSANLIK GÖNÜLLÜSÜ
En büyük insanlık gönüllüsü bu olur. Akbabalar gibi çöker merhumun başına. Bölgesel bir gerginlik, çatışma olur. Bu durur mu? Malkoçoğlu olur, Polat Alemdar olur; vurur, keser. Ölüm duyarlılığını kullanan bu trend avcısı hep kendi çıkarının peşindedir. Barış zamanında maçta, savaş zamanında çatışmada serbest bırakır içindeki şiddeti. Tarafı, maskesi, kimliği değişir; içi değişmez. Sosyal medya, içimizdeki canavarların en sıradanından makam mevki sahibine kadar teşhirine de yarar. Madenci olur, yedi kat toprağın altında kalır, eziliriz biz. Anasından yeni ayrılmış Memed olur, hain pusuda can veririz. Mülteci çocuk olur, suda boğulur, karaya vururuz. Hasta bir sanatçı olur, evimizde yalnız başımıza son nefesimizi veririz. Yine de yaranamayız akbabalara. Çünkü onlar ölü bedenler üzerinden geçinen, siyaset yapan, kendi çıkarını ölüm üzerinden kanıtlamaya çalışan leşçil canlılardır. Veysel'i, Yunus'u, Mevlânâ'yı, Hacı Bektaş'ı anlamamış; sözlerini işlerine yarayacak birer kaldıraç olarak kullanmış fırsatçılardır. İki şartta kıymetlisin burada. Dirin laf yapacak, ölün prim yapacak. Çok değerli bir aktörü, Serhat Kılıç'ı yitirdik bu hafta. Yok yalnızmış, yalnız ölmüş... Toplumdaki yalnızlığı naaşı üzerinden konuştuk, hayatındaki insanları suçladık. Özetle; bize bıraktığı onca dipdiri karakter dururken, cansız bedenini kemirdik hafta boyu. Herkes bu gündemden bir pay kopardı. En az konuşulan harika oyunculuğu, en çok konuşulan yalnızlığı oldu. Oysa kim kalabalık yürümüştü ki Hakk'a? Hangimiz yalnız olmayacaktık o anda? Kılıç'ın yaşamını ya da çevresini eleştirenler, kılıçla yaşayanlardır. Oysa kimse yaşattığını yaşamadan ölmez. Unutmayalım ki kılıçla yaşayan, kılıçla ölür.
