Zaman zaman bu köşede gezi yazıları paylaşıyorum.
Son yıllarda gezmek, en büyük hobim haline sessiz sedasız yerleşti. Belki de pandemi etkisiyle, bilmiyorum ama durum bu.
Tabii bu esnada, seyahat hakkındaki fikirlerim de şekillenmeye başladı.
1. Seyahat maddi bir kazanım değil, ruhun istediği bir şey.
Maddi şeyler gibi kalıcı görünmese de aslında hep sizinle kalıyor.
2. Konu sadece gezip görmek, bilgilenmek değil, deneyim.
Deneyim dediğiniz şey de yaşamın en önemli sebep ve kazanımlarından.
3. Zamanın göreli olduğunu biliyoruz. Birbirinin aynısı olan günleri beyin sıkıştırıp bir zip dosyası haline getiriyor. Oysa yeni bir şey öğrendiğinizde, yeni bir yer gezdiğinizde beyin şaşırdığı için anda kalıyor. Zamanı genişletiyor. Dolayısıyla gezmek, bir anlamda daha uzun yaşamış gibi hissetmek için de çok karlı.
GÖZ GÖRGÜSÜ
Seyahat işte bu kadar önemli.
Kitap okuma adeti olanlar başlangıçta ellerindeki kitabı bitirmeden yenisine başlamazlar.
Ustalaştıkça okuma hızları artar. Merakları da ona paralel olarak artar. Kitap okumayı profesyonel bir deneyime çevirenler, gerçek entelektüeller aynı anda birden fazla kitabı okurlar. Seyahat deneyimi de öyle. Başta ülke kaydederken daha sonra şehir ve ilçelere tık atarsın. Gördüğün yer sayısı arttıkça asıl önemli olanın kaç yer gördüğün değil, nasıl ve hangi zamanda gördüğün olduğunu anlarsın. Göz görgüsü diye bir şey var. O arttıkça artık yerlere farklı gözlerle bakmaya başlarsın.
Artık bir otel, bir festival, bir medeniyet, bir lezzet, bir halkın peşine düşerek gezersin. Artık şehir değil, sahne kovalarsın.
30 ÜLKE 80 ŞEHİR
Bugüne dek (Anadolu hariç) 30 ülke, 80 dünya şehri gördüm.
Görgü arttı ama iştah azalmadı. Sadece şekil değiştirmeye başladı. Artık sadece Kızıldeniz'de lüks bir otel deneyimini, Vegas'ta küre şeklinde düzenlenmiş dev bir salonda konser izlemeyi, Phuket'te bir ağaç otelde güne başlamayı, Utah'ta çölün ortasına kurulmuş bir Star Wars şehrinde garip araçlar sürmeyi, Avustralya'da beyaz köpekbalıklarına kafes dalışı yapmayı filan hayal ediyorum.
Bunlar görece büyük ve biraz da pahalı hayaller olabilir. Ancak istemek başarmanın yarısı.
Belli bir deneyimi hedeflediğinizde beyin de onu mümkün kılmak için kısa yollar üretmeye başlıyor.
BİR DENEYİM
Zaman kısa, bütçe sınırlı. Satın aldığımız şey deneyim. Parayı çoğaltamıyorsak deneyimi çoğaltabiliriz.
Nasıl mı? Örneğin 10.000 liram var. Buna rağmen çok yer görmek istiyorum. Bu paraya tek bir yerde lüks bir yemek yemek yerine parayı bölmeyi düşünürüm. 4000'e güzel bir yemek, merak ettiğim hoş bir patisseride 2000'e tatlı ve kahve, kalanla da gece eğlenmek...
Ne oldu? Aynı birim rakamla üç ayrı mekan keşfettim. Para aynı kaldı ama deneyim üçe katlandı.
Hayalimizdeki seyahati en kolay ve ucuz yoldan gerçekleştirmenin böyle bazı püf noktaları var elbette. Bunları da önümüzdeki hafta anlatalım.
