İzmir ve çevresinde Muhammed Nuru'l- Arabi'ye mensup Melamiler çoktur. Bu topluluk 19 Nisan 2026'da İzmir'de Dokuz Eylül Ü. İlahiyat Fakültesi salonunda bir program düzenlediler. O günlerde mazeretim sebebiyle bu faaliyeti yazamamıştım, şimdi telafi ediyorum. Programın adı "Pir Seyyid Muhammed Nuru'l- Arabi 139. Vuslat Yıldönümü Söyleşileri" idi. Önce üç oturumluk bir bölüm vardı. Hasan Fehmi Kumanlıoğlu'nun yönettiği ilk oturumda; Mehmet Demirci, Himmet Konur ve Nuriye İnci konuştu. İkinci oturumun başkanı Kemal Aydın; konuşmacılar Mustafa Tekçe, Burak Anılır ve F. Rahmet Özyurt idi. Üçüncü oturumda başkan Fehmi Özden, konuşmacılar Turgut Sevgi, Nahit Sertdemir ve Ahmet Arslan idi. Ender Doğan'ın konseriyle son bulan program verimli geçti.
MELAMET NEDİR?
Ben "melamet" başlıklı konuşmamda özetle şunları söyledim: Melamet sözlükte "kınamak, kötülemek, ayıplamak" anlamına gelir. Tasavvuf terimi olarak kınayanların kınamasına aldırmadan doğru bildiği yolda yürümek şeklinde ifade edilebilecek bir kavramdır. Melamet anlayışında gösteriş ve kendini beğenmişlikten şiddetle kaçınmaya, ihlaslı olmaya büyük önem vermek esastır. Bu sebeple ibadeti gizlemek, fakat hataları saklamak gayretinde bulunmamak melametin belirtisidir Burada levm edile edile, yani kınana kınana nefsin ezilip ıslah edileceğine inanılır. Çünkü çok defa "halka menfur olmadan Hakk'a makbul olmak" mümkün görülmez. Ne var ki, melamet ehlinden olmadıkları halde, bazı maddi zevk ve keyf ehli kimselerin kendilerini Melami göstermeleri de söz konusudur. Bu ise melametin kötüye kullanılmasıdır. Aslında melamet Kur'an'da övülen mü'minlerin sıfatı olarak geçer: Maide suresi 54. ayet şöyle: "Ey müminler! Sizden kim dininden dönerse bilsin ki Allah yakında öyle bir topluluk getirecektir ki O onları sever, onlar da O'nu severler. Onlar müminlere karşı alçak gönüllü, kafirlere karşı onurlu ve şiddetlidirler. Allah yolunda cihad ederler, kınayanın kınamasından korkmazlar. Bu Allah'ın bir lutfudur, onu dilediğine verir. Allah'ın lutfu geniştir. O her şeyi en iyi bilendir."
SEVİLEN VE SEVEN
Buna göre Melami: Allah'ın sevdiği ve Allah'ı seven, karakter sahibi kişidir. Allah yolunda savaşır. Bu savaş (cihad) hem cephede hem dekendi nefsiyledir. O bu gayretleri sırasındakendisini kınayanların kınamasından korkmaz.Hak bildiği yoldan şaşmaz, "eller neder.." endişesi taşımaz. Ayetin devamındaki"Allah onları, onlar da Allah'ı severler"şeklindeki ifadeden hareketle melamet vemuhabbet terimleri arasında ilişki kurulmuştur.Yani melamet ehli Allah'ın sevdiğive Allah'ı seven kimselerdir. Allah'ın kendisinden razı olduğu ve sevdiği kimselerden halkın razı olmamasına sıkça rastlanır. Hz. Adem yaratılacağı zaman melekler itiraz ettiler. İblis "Ben daha üstünüm diye ona secde etmedi ve cennetten kovuldu. Enaniyet, benlik, kibir, gurur şeytani özelliklerdir. Bunlardan korunmanın yollarından biri melamettir ve o yüzden değerlidir. Yoksa melamet durup dururken marazi bir şekilde kendini kötülemek değildir. İsmail Maşuki öyle der: "Terk edip nam ü nişanı giy melamet hırkasın / Bu melamet hırkasında nice sultan gizlidir."
