;
TOLGA TEKİN TÜM YAZARLAR
Allah’a verdiğimiz sözü unutmayalım
13.10.2017 | Arşiv

Allah’a verdiğimiz sözü unutmayalım

tolga.tekin@yeniasir.com.tr

Değerli dostlar. Bu mübarek cuma gününde sizleri selamların en güzeli olan Allah'ın selamı ile selamlıyorum.
Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.
Cumanız mübarek olsun.
İzmir'de 17 yılı Yeni Asır Gazetesi'nde olmak üzere gece muhabirliğinden polis muhabirliğine son dönemde ise kent haberleriyle 22 yıldır sizlerin sesi olmaya çalıştım.
4 yıldır da Yeni Asır Gazetesi Sorumlu Yazı İşleri Müdürü olarak görevimin başındayım.
İnşallah bundan sonra da her cuma bu köşeden İslami bakış açısıyla da sesleneceğim.
Böylece okyanusta damla misali bir nebze de olsa yüce dinimiz İslam'ın çok önemli farzlarından birisi olan "Emr-i Bil Maruf, Nehy-i Anil Münker" görevini yerine getirmeye çalışacağız.
Emr-i maruf, dinimizin emrettiği hususlardır. Münker ise dinimizin yasakladığı ve Allah Teala'nın razı olmadığı işlerdir.
Emin olun ki huzurlu bir toplumda sevgi ve saygı içerisinde yaşayabilmenin tek yolu hayatımızı, yüce dinimiz İslam'ın emir ve yasakları doğrultusunda tanzim etmekten geçiyor.
Kaldı ki Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) Veda Hutbesi'nde biz ümmetine iki emanet bıraktığını, bunların da Allah'ın kitabı Kur'an-ı Kerim ve Peygamberinin sünneti (örnek davranışları) olduğunu belirtmiş ve bu iki emanete sarılıp uydukça kurtuluşa ereceğimizi açıkça vurgulamıştır.

İLAHİ SÖZLEŞME

Bir önemli husus ise Allah Teala'nın kullarıyla ezelde yaptığı ve kulların da bizzat şahitlik ettikleri toplantıda yapılan ilahi sözleşmedir. Orada Rabbimiz ruhlarımızı yarattığı zaman "Elestü bi rabbiküm" "Ben sizin Rabbiniz değil miyim?" diye sormuş ruhlarımız da "Kalü Bela" yani "Evet Ya Rabbi sen bizim Rabbimizsin" diye cevap vermiştir. Burada Rabbimiz ile yapılan sözleşme, Araf Suresi'nin 172. ayetinde "(Ey Rasülüm!) Onlara o vakti hatırlat, hani Rabbin, Ademoğullarından, bellerinden zürriyetlerini çıkardı, onları kendi nefislerine şahit tutarak:
'Ben sizin Rabbiniz değil miyim?' dedi.
Onlar da: 'Evet, sen bizim Rabbimizsin' dediler (Onlarla birlikte biz ve meleklerimiz buna) şahitlik ettik ki, kıyamet günü:
'Biz bundan gafildik, haberimiz yoktu' demeyesiniz" şeklinde anlatılmıştır.
Onun için bize ne zamandan beri Müslümansın? diye sorduklarında "Kalu Bela'dan beri" diye cevap vermemizin nedeni işte budur. Yaratılış amacımız ise Zariyat Suresi'ndeki "Ben cinleri ve insanları ancak bana kulluk etsinler diye yarattım" 56. ayetiyle Rabbimiz tarafından bize bildirilmiştir.

ALLAH'A KULLUK

İşte bu ayet-i kerimeler ve hadis-i şeriflerden de anlaşılacağı üzere Allah (c.c.) kainattaki herşeyi biz insanlar için yaratırken bizleri de yüce zatına kulluk için yaratmıştır. "O (Allah) ki; yeryüzündeki şeylerin hepsini sizin için yarattı, sonra (kudret ve iradesiyle) göğe yönelip, onları da yedi (kat) gök olarak düzenledi.
O, (her şeyi bilen) Alim'dir." (Bakara, 2/29) Allah Teala insanı kainatin en üstün varlığı olarak yaratmıştır.
"O'dur ki, O yüce Allah'tır ki bütün göklerde ve bütün arzlarda (hayat olan alemlerde yarattığı) her şeyi katından sizlerin (insanların) emrine musahhar kıldı. Muhakkak ki bunda düşünen bir kavim için ayetler vardır." (Casiye, 45/13) Madem ki her şey insan için yaratılmıştır, öyleyse insan Allah katında en çok sevilen mahluktur. Yüce Rabbimiz en çok insanı sevdiği için onu yeryüzünün hükümdarı ve kendi halifesi olarak yaratmıştır.
"(Hani) o zaman Rabbin meleklere: "Ben muhakkak ki yeryüzünde bir halife yaratacağım" demişti. (Melekler de):
"Orada fesat çıkaracak ve kan dökecek birisini mi yaratacaksın?
Oysa biz Seni hamdinle tesbih ve takdis ediyoruz" demişlerdi.
(Rabbin de) "Ben sizin bilmediklerinizi bilirim" buyurdu." (Bakara, 2/30) Allah Teala her şeyi insan için yarattığını, fakat insanı da kendisi için yarattığını yine şu ayet-i kerimede ifade etmektedir: "Onlar ki; kendilerine bir musibet isabet ettiği zaman; "Biz muhakkak ki Allah içiniz (Allah için yaratıldık) ve muhakkak O'na döneceğiz (ulaşacağız)" dediler." (Bakara, 2/156)

SABIR VE ŞÜKÜR

Dünyanın birçok ülkesinde müslümanlar inançları uğruna zulüm altında inlerken şükürler olsun ki Rabbimiz bizleri müslüman bir toplumda yaratmış ve asırlar boyunca İslam'ın bayraktarlığını yapan bir milletin evladı olmayı bizlere nasip etmiş.
Herkese nasip olmayan bu nimetin kadrini kıymetini bilerek bizleri yoktan var eden alemlerin Rabbi olan Allah'a ne kadar şükür etsek azdır. Bu bilinçle son nefesimize kadar gaflete düşmeden dinimizi yaşamayı ve yaşatmayı Rabbimiz bize nasip eylesin. Zulüm altındaki Müslümanlara da sabır ihsan eylesin.

BİR ŞİİR

Cuma sohbetimi Arif Nihat Asya'nın "Dua" şiiri ile bitirmek istiyorum. Allah'a emanet olun.

Biz, kısık sesleriz...minareleri,
Sen, ezansız bırakma Allahım!
Ya çağır şurda bal yapanlarını,
Ya kovansız bırakma Allahım!
Mahyasızdır minareler...göğü de,
Kehkeşansız bırakma Allahım!
Müslümanlıkla yoğrulan yurdu,
Müslümansız bırakma Allahım!