ABD Başkanı Trump'ın partisi olan Cumhuriyetçilerin geleneksel olarak en çok oy aldıkları eyaletlerin başında Teksas gelir ve buranın alamet-i farikası kovboylardır! Neredeyse ülkemiz yüzölçümü kadar büyük topraklara sahip bu eyalette, 30 milyon insan yaşar ve muazzam sığır çiftlikleri ile Amerika'nın kırmızı et deposu olarak, sığırları güden ve bakımını yapan sığırtmaçların yani kovboyların 19. yüzyıla giden tarihlerinin de doğduğu yerdir. Kovboyluk, Western kültürünün ana figürlerindendir ve günümüz Amerikalısını bile tavrından edebiyatına, giyim kuşamından politikalarına kadar hala baskın bir şekilde kendini devam ettirir. Öyle ki, sadece sıradan vatandaşların kot pantolon ve deri çizme zevkini değil, Amerikan siyasetinin 'güçlünün ayakta kaldığı' ya da 'güçlünün borusunun öttüğü' politikalarının da DNA'sını bu kültür oluşturur! Ancak günümüzde bu siyaset, at sırtında dört nala değil, kıtalararası füze ve yüzlerce sorti yapan uçaklar ile eyleme dönüşüyor.
KADIM UYGARLIK
Geçen aylarda hedef ülke Venezuela idi. Latin Amerika'nın bağımsızlığının mimarları olan Simon Bolivar ve Fransisco de Miranda'yı mezarlarında ters çevirecek şekilde, kendi ülkesinde devlet başkanı olan Nicolas Maduro'yu paketleyip Amerika'da hapishaneye göndermişti. 1522 yılında İspanya tarafından sömürgeleştirilen Latin Amerika'da, 1811 yılında ilk bağımsızlık ilanını gerçekleştiren Venezuela'nın resmi ismi Bolivarcı Venezuela Cumhuriyeti'dir ve bunu gerçekleştiren askeri ve siyasi liderler Bolivar ve Miranda, halk arasında El Libertador yani Amerika'nın kurtarıcısı olarak anılır. Trump'ın radarına bu sefer de komşumuz İran girdi. İran deyip geçmemek gerek. Kadim bir uygarlık. İlk kez kendilerinden Zerdüştlüğün kutsal kitabı Avesta'da bahsedilir. Şimdiki toprakları, Partça metinlerde Aryanların mülkü şeklinde geçer. Tarihsel kayıtlara geçirdikleri uygarlıkları, bir solukta Ahamanışlar, Medler, Persler, Partlar ve Sasaniler şeklinde saymak mümkün.
RADARA GIRDI
Yakın döneme geldiğimizde, 1970'lerin sonlarında yaşanan sosyal ve ekonomik sorunlar yüzünden ülkesini terk eden Şah Muhammed Rıza'nın ardından iktidara gelen Humeyni'nin rejimi, isimler değişse de günümüze kadar varlığını korudu. O zamanlar, Şahı devirmek için birlikte çalışan unsurlar arasından, yönetime tek başlarına hakim olmalarının süreci ayrı bir makalenin konusu olsa da, nihayetinde yönetim, ülkenin 48 yıldır başında... Doğal olarak vatan savunması için gerekli organizasyonel kabiliyetler de gündemlerinde değildi. Geçen aylarda, İranlılar tüm bunları protesto için sokaklardaydı. Önceki yıl, kuşkulu bir helikopter kazası ile hayatını kaybeden eski cumhurbaşkanı Ruhani bile, ülkesindeki durum için kritik ve önemli açıklamalar yapmıştı. Esasında ABD patronajında batının, doğuya ve doğunun batıya karşı mücadelesi sadece günümüzün konusu değil. Akaların Truva'ya, Perslerin batıya, İskender'in doğuya ve Atilla'nın Avrupa'ya akınları bir tarafa bırakılırsa, Osmanlı'nın 1453'te İstanbul'u fethetmesi ve Balkanlar'da hakimiyeti sonrasında Birinci Dünya Savaşı'nın ardından ülkemizin işgalini ve Atatürk'ün çağın tüm emperyalistlerini dize getiren Kurtuluş Savaşı'mızı düşünmeniz yeterli. Çağımızın Roma İmparatoru Trump için ana hedef doğuda Çin olsa da, İran bugünlerin çerez hedeflerinden. İran'ın, ilk saldırıda neredeyse tüm lider kadrosunu kaybetmesi, askeri bir zaafiyetten çok tarihi, kültürel ve ekonomik potansiyeli ile uyumlu olmayan bir rejim zihniyetinin ülkeyi getirdiği nokta olarak görmek gerek.
KOMPLEKS GELISIM
Batı uygarlığının 18. yüzyıldan itibaren Sanayi Devrimi'ni İngiltere'den başlatıp Kıta Avrupası'na yaymasına, insan hakları, evrensel hukuk ve demokrasi başlıklarını eklenmesi sonrasında da zamanla bütün insanlık mecrasının tartışmasız en belirleyici uygarlığına ulaştığını gördük... Bu çok boyutlu ve kompleks gelişim, Batılılara ekonomik refah ve askeri güç sağlarken,günümüze kadar entellektüel ve iktisadi üstünlüklerini devam ettirebilme fırsatını da verdi. Elbette kendi toplumlarını derinden sarsan 1688 İngiliz Devrimi, 1776 Amerikan Bağımsızlık Savaşı ve 1789 Fransız Devriminde bedeller ödeyerek.(*)
IRAN HALKI
İran halkının da dış müdahaleler ile değil kendi hür iradesi ile yönetimini değiştirip barış ve refaha uzanması en doğal hakkı olmalı... Trump'ın, Teksaslı kovboylar gibi, yeni dünya düzeni oluşturmasına seyirci durumdayız. Bir barış ve refah projesi olarak başlayan Avrupa Birliği fikri bile artık Trump'ın keyfi oyun alanı haline geldi. Eğer, Kasım ayına kadar Amerikan Yargısı ve Senatosu, Trump'ı durdurmazsa, bu eylemlerinin tarihsel, kültürel, siyasal, askeri ve ekonomik sonuçları olacak ve karşılıklı uluslararası anlayış, eşitlik düzleminde evrensel hukuk kuralları ve küresel sosyoekonomik refah tehdit altında kalacağından, ironik bir şekilde, Batı değerlerinin yok olduğunu ve Amerika'nın kendi çöküşünü hızlandırdığını göreceğiz!
UMARIM KI...
Trump, küresel iklim değişiklikleri ve yapay zeka, öylesine krizlere gebe ki, var olan tüm inançlarımız yitip giderken, insanlığın yok olabileceği zamanlara yelken açmamıştır diye umalım! (*)Detaylı okuma için: Amin MAALOUF. Labirent. Batı ve Hısımları. Deneme. Çeviren: Ali Berktay. YKB Yapı Kredi Yayınları. 2026.
