Bu hafta içinde 80.nci yaş gününü kutlayacak olan 28 Nisan 1947 doğumlu ABD'nin Ankara Büyükelçisi ve Ortadoğu Özel Temsilcisi Tom Barrack, basına verdiği röportajlar ile gündem olmayı yine başardı. Fox News Digital için yapılan bir söyleşide bölgedeki krallıklara güzelleme yaparak, "Ortadoğu'da tutunabilen yegâne hükümetlerin monarşik yapılı güçlü liderlik rejimleri" olduğunu savundu. Demokrasi ile yönetilen ülkelerden gelen tepkiler üzerine "Bunlardan bahsederken ideolojiden değil on yıllara dayanan ve zor kazanılmış gözlemler üzerinden konuşuyorum" dedi. Doğrusu bölgeyi iyi tanıyor...
DİKKAT ÇEKEN İLK GÖREV
İlk siyasi görevi 1972 yılında Başkan Nixon'ın kişisel avukatı Herbert Kalmbach'ın hukuk bürosundaydı ve şirket adına Suudi Arabistan'a gidip çalıştığı sıralarda, kısa bir zaman içinde Prenslerin squash partneri olarak yakın dost olmayı başardı. O sıralarda kurduğu ilişkileri ülkeye dönüşünde de sürdürdü. Hatta bu ilişkileri nedeni ile yargılandı! Sıkı bir Birleşik Arap Emirliği lobicisi olarak tanındı ve bu yüzden hapse girdi! Savcılar, Barrack'ın BAE çıkarları için bildirimde bulunmadan lobi çalışmaları yaptığını ileri sürerek tutuklanmasına karar verdiler. 2022 yılında 250 milyon dolar kefalet ile özgür kalabildi! Zaman içinde, özel sektörde kurduğu şirketler ile Amerika'nın en zengin ilk 300 kişisinden birisi olarak milyar dolarlık servetler edindi. Ve elbette bu servetini de politika için kullanmaktan geri durmadı!
100 MİLYONLUK BAĞIŞ
2016 yılındaki ilk Trump Başkanlık seçim döneminde, başkanlık kampanyasına 100 milyon doları geçen bağışlarda bulundu. Tam ismi ile Thomas Joseph Barrack Jr. Arap kökenli, ailesi Lübnan'dan Amerika'ya göç etmiş. Kaliforniya Üniversitesi ve San Diego Üniversitesi'nde Hukuk tahsili yapmış. Ama profesyonel yaşamı aynı Trump gibi global gayrimenkul yatırımları içinde geçmiş. Ayrıca Colony Capital isimli bir yatırım şirketine sahip. Buraya kadar yazılanlardan da anlaşıldığı gibi sıradan bir iş insanı değil. Sadece bir yatırımcı değil, fazlaca siyasi güç odakları ile ilintili ya da şöyle ifade edelim; Onlarla yatırıma dönüşebilecek iletişim kanalları kurmak adına özel çaba gösteren bir iş insanı. Özellikle Ortadoğu'da gayrımenkul piyasaları, finans, enerji, lojistik sektörleri ve start-up projeleri ile yakından ilgileniyor. Kurduğu Colony Capital, sektöründe küresel oyuncular olan Blackstone Group ve Morgan Stanley Real Estate'in ardından üçüncü özel sermaye gayrımenkül fonu olma başarısını göstermişti. Böylesine bir büyükelçi profili ne anlama geliyor? Nihayetinde ulusal kadim çıkarlar, ticaret ile elde edilecek kâr realizasyonlarının dar kalıplarına sığamayacak kadar ulvidir. Ancak "tüccar" profilli pragmatik bir büyükelçi yine de ABD ile ilişkilerde stratejik bir üstünlük yaratabilir. Nihayetinde Trump ile her an iletişim imkanına sahip bir muhatap karşımızda olacak. Bu da bilindik resmi diplomasi yöntemleri ile sınırlanmayacak etkinlik ve derinlikte ve hem hızlı hem de çözüm odaklı bir iş yapma imkanını taraflara verecektir. Daha da iyimser bir görüş olarak, Tom Barrack'ın küresel yatırım ağları ile içli dışlı ilişkileri ve başta BAE olmak üzere Körfez fonlarına hakimiyeti, dış yatırım çekmek için emek harcayan Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in çalışmalarına yepyeni açılımlar sağlayabilir. Şu ana kadar Ankara'da görev yapmış ABD Büyükelçileri içinde Senato ve Temsilciler Meclisi arasındaki klikler dengesine Tom Barrack kadar hakim olup, aynı zamanda da Başkan'a onun kadar yakın olan bir başka diplomat olmamıştı. Ankara-Washington arasında, klasik diplomasi yöntemlerinin bypass yapılacağı bir model amaçlanmış olabilir. ABD Ankara Büyükelçisinin acaba ülkemiz ile ilgili bilgisi nedir diye bir soru akla gelebilir..Bu noktada, Ünlü tarihçi Bernard Lewis'in, Tarih Notları kitabında, dönemin ABD Başkanı Eisenhower'in, Seylan'a (günümüzde Sri Lanka) kendi seçim kampanyasına cömert katkılarda bulunmuş zengin bir işadamını büyükelçi olarak atamasını anlatan bölüm aklımıza geldi: Atamayı onaylaması gereken Senato Dışilişkiler Komitesi üyeleri, iş adamına, Seylan'a varır varmaz ne yapacağını sorarlar. O da itimatnamesini krala sunacağını söyler. Ancak o ülke krallık ile yönetilmiyordur yani kral yoktur, dolayısı ile büyükelçilik yapacağı ülkenin yönetim biçimini bile bilmeyecek cehalette olduğu ortaya çıkar! Tom Barrack'ın Türkiye tarihi ve kültürüne dair yetkinliğinin çok daha iyi olduğuna dair kuşkumuz yok. Önce Suriye'deki süreç, şimdi de İran Savaşı... Ortadoğunun, Birinci Dünya Savaşı sonunda İngiliz ve Fransız diplomatlar Mark Sykes ve François Georges -Picot'nun çizgileri ile nüfus ve kontrol alanlarına ayrılmasında olduğu gibi, günümüzde de bu bölgenin yeniden yapılandırılmaya çalışıldığını gösteriyor. Dolayısı ile bu konjoktörde, öngörülemez bir figür olan Başkan Trump'a çok yakın, Ortadoğu uzmanı pragmatik bir iş insanının ülkemizde büyükelçi olmasının, Hakan Fidan patronajındaki Türk diplomasisinin mesailerini bir hayli yoğunlaştırdığına hiç şüphe duymuyorum. Zamanın ruhu, ülke çıkarına odaklı dikkat ve sağduyunun olağanüstü bir şekilde artması gerektiği günleri yaşadığımızı bize her gün gelişen uluslararası olaylarla dikte ediyor.
