Humanities and Social Sciences Communications dergisi, 2021 yılına kadarki son on yılı referans alan ve 52 ülke verilerinin incelendiği bir araştırma raporu (*) yayınladı ve özetle enerji güvenliği enstrümanlarını, yapay zeka uygulamalarının yüzde 7 oranında arttırabildiğini ortaya koydu. Kabaca, yapay zekanın, enerji yatırımları için yüzde 8.4, araştırma ve geliştirme bazında da yüzde 8.6'ya varan oranlarda pozitif katkı sağladığı tespit edildi. Küreselenerji dinamikleri ele alındığında buoranlar muazzam bir katkı anlamınageliyor. Energy Institute tarafındanyayınlanan bir başka raporda (*)da enerji sistemlerinde aynı andahem elektrifikasyon hem de fosilyakıt genişlemesinin yaşandığındanbahisle, sadece yenilenebilirenerji yatırımları nedeni ile 2010yılından bu yana 109 giga ton seragazı emisyonunun önlendiği hesaplanmış. Bu da yaklaşık yüzde 7'lik bir verimlilik anlamında. Yani yapay zekanın yukarıda bahsettiğimiz yüzde 8 ölçeğinde katkısı, yüzlerce gigatonluk bir sera gazı emisyonunu şimdiden önlemiş görünüyor. Yine de yüksek maliyeti ve tedarik zinciri içindeki kompleks sorunlar yüzünden yenilenebilir enerji yatırımları istenilen düzeylerde olmadığı da bir gerçek.
DÜNYA EKONOMİLERİ HİSSEDİYOR
Genel olarak enerji sektörü, üretim kapasitesi, altyapı sorunları ve sahip olunan total rezervler bağlamında, zorlu bir rekabet ortamında varlığını sürdüregelmiştir. Günümüzde İsrail-İran savaşının körfez odaklı sorunlarının yıkıcı etkisini tüm dünya ekonomileri hissediyor. Bu savaş olmadan da bu sektör, öngörülebilir olmayan karmaşık bir sistem içinde varlığını devam ettiriyordu. Fosil yakıtların rezerv, üretim ve toksik doğası, güneş santrallerinin gündüze dayalı üretim konfügürasyonu ya da rüzgar santrallerindeki hava koşullarına bağımlı üretim kapasitesi vs. uzun yıllardır başta IEA(Uluslararası Enerji Ajansı) olmak üzere sektörün başat oyuncuları, yukarıda bahsettiğimiz değişkenleri gerçek zamanlı analiz ederek, arz-talep dengesini optimumda tutan algoritmalar yaratmak için özel çalışma ekipleri kurdular. Amaçları elbette digital teknolojileri ve bilgisayar programlarını maksimum kullanarak, üretim ve tüketim dengesini kurabilmeyi sağlamaktı. Bu noktada, sektöre yeni giren bir oyuncu hızla vazgeçilmez bir fonksiyon oynamaya başladı: Yapay zeka. Artık tüm veriler real-time, on-line yani anında izlenip her türlü çalışmaya entegre edilerek, üstelik değişik senaryolar eşliğinde projeksiyonlarla ilerlenebiliyor. Bu anlatım iyi elbette, yapay zeka çağı için enerji sektörüne olumlu etkileri bağlamında bir güzelleme sayılabilir. Ancak önemli bir sorun var: Yapay zekanın bizzat kendisi de oldukça fazla enerji kullanıyor. Adeta bir enerji oburu! Direktörünün bir Türk olmasından(Sn. Dr. Fatih Birol) kıvanç duyduğumuz Uluslararası Enerji Ajansına(IEA) göre, elektrik üretimi önceki yıla göre yaklaşık 1200 terawat/saat yükselmiş. Bunun yüzde 9'u nükleer enerjiden, yüzde 32'si yenilenebilir enerji kaynaklarından, kalanı da klasik fosil yakıt kullanımı ile elde edilmiş. Joule dergisi ve MIT Technology Review'deki bazı makalelerde, yapay zekanın enerji harcamasının 300 terawatlara çıktığını hesaplanmış ki, bu rakamın orta ölçekteki bazı ülkelerin yıllık enerji tüketimine eşdeğer olduğunu hatırlatmakta yarar var!
MUTLAK TÜKETİM
Yapay zeka ile ilgili sorunlar sadece enerji tüketimi ile sınırlı değil, şimdilik yıllık bazda 37 milyar litre su kullandığı ve bunun 29 milyar litresinin de 'mutlak tüketildiğini' yani buharlaştığı tespit edilmiş ki bu miktar, Birleşmiş Milletler istatistiklerine göre günde minimum 50 litrelik su ihtiyacı perspektifinde 1.6 milyon insanın toplam ihtiyacı anlamına gelmekte! Evet, 'yapay zeka çağı' başladı. Şimdilik küresel tüm enerji ve su rezervlerine gözünü dikmiş görünüyor! İnsanlık ve dünya için daha ne kadar maliyetleri olacak,bekleyip göreceğiz. Gelecekte her ne olacaksa, yarar ve zarar dengesinin, bir optimumda kurulacağına, şimdilik hiç kuşku duymuyoruz. (*)Leveraging Energy-Sector Artificial Intelligence to Enhance Energy Security and Achieve Sustainable Development Goals Raporu.
