• BUGÜNKÜ YENİ ASIR
  • Namaz Vakitleri
  • VavTv Canlı Yayın
NATO ve Mehteran müziği

ZEKİ HOZER

NATO ve Mehteran müziği

zeki.hozer@yeniasir.com.tr Tüm yazıları
Giriş Tarihi: 16 Temmuz 2026

Ankara'da düzenlenen NATO Zirvesi sona erse de üstüne konuşulacak hala birçok başlık var. Bakalım NATO 3.0 versiyonu, dünya barışına ne gibi katkılarda bulunacak? Benim zirve seremonisinde en çok dikkatimi çeken ayrıntı, gelen konukların Mehteran bölüğü tarafından icra edilen 'mehter' müziği ile karşılanması oldu. Her kim akıl etmişse, gerçekten inovatif sayılacak bir performans söz konusu oldu. Gelen konuk devtet ve hükümet başkanlarını izlerken, tepkilerini de yüz jest ve mimiklerinden anlamaya çalıştık. Trump'ın 'one mans how' gösterisinden daha çok bu konuya odaklandım. Karadağ Başbakanı Mikojko Spajic, Bulgaristan Başbakanı Rumen Radev, Sırbistan Başbakanı Duro Macut, Arnavut Başbakanı Edi Rama, Avusturya Şansölyesi Christian Stocker, Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis ve en son da İtalya Başbakanı Giorgia Meloni ekranda belirince, birden aklıma bir tarih geldi: 5 Ekim 1908....

ETNİK TEMİZLİK YAPILDI
Bu tarihte, Osmanlı İmparatorluğuna bağlı bir prenslik olan Bulgaristan bağımsızlığını ilan etti, Yunanistan, Girit'i ilhak ettiğini açıkladı ve Avusturya-Macaristan İmparatorluğu Bosna-Hersek'i işgal etti. Arnavutlar zaten hep isyandaydı ve İtalya Traplusgarp çıkartması için tetikte bekliyordu. Evet bunların hepsi aynı tarihte oldu ama hazırlıkları yıllarca devam etmişti. Tarihimize Balkan Savaşları olarak geçecek o trajik dönemin savaş başlatıcı hamlesini de Karadağ yapmıştı. Balkan Savaşlarında, Osmanlı Devleti,Trakya merkez olmak üzere Balkanlarda büyük toprak kayıplarına maruz kaldı: Trakya, Ege Adaları, Arnavutluk, Selanik, Makedonya, Edirne, İşkodra ve Yanya bir kalemde sayabileceğimiz yerler... II. Balkan Savaşı, yukarıda sayılan ülkelerin Osmanlı'dan kazandıkları toprakların paylaşımında yaşadıkları açgözlülükler nedeni ile çıkmış, bu sırada Osmanlı birlikleri Edirne ve Kırklareli'ni geri alabilmişlerdi. Balkan Savaşları, bizim için, sadece askeri, siyasi, ekonomik ve sosyal bir hezimet olmadı. Yüzyıllardır buraları vatan bilen milyonlarca Türk ve Müslümanın katliama ve soykırıma maruz kalarak yok olmasına sebep oldu. Tüm Balkan devletleri, bu süreçte sistematik etnik temizlik yapmış, bu katliamdan kaçabilen yüzbinlerce soydaşımız tüm varlıklarını, evlerini, çiftliklerini geride bırakarak, ser sefil Anadolu'ya göç etmek zorunda kalmışlardır. O ortamın olumsuz yolculuk şartları yüzünden, açlık ve hastalık dahil birçok nedenle kaybettiklerimizi de bu faturaya eklememiz gerek. Hatta biraz daha tarihi perspektifi geniş tutarsak, 1800'li yılların başında gerçekleşen Mora İsyanından Balkan Savaşları ve devamındaki Birinci Dünya Savaşı sürecinde cepheden cepheye koşan askerlerimizin kanı tüm Balkan çoğrafyasını sularken, kaybedilen topraklardaki sivil halkın katliamlarda azala azala İstanbul yoluna kafileler halinde dizildiğini görürüz.

SIRADIŞI BİR VİZYON
Balkan Savaşları öncesinde, bu bölgenin nüfusunun on milyon olduğu ve totalin yüzde 40'ının Türklerden oluştuğu biliniyor. Lousville Üniversitesinden tarih profesörü Justin MC Carty, Balkan Savaşları sonrası Türk nüfusun 1.4 milyona indiğini araştırmaları ile kanıtlamıştır. Andrew Carnegie ve Kemal Karpat gibi araştırmacılar, katledilen kişi sayısının minimum 600 bin olduğunu raporlamışlardır. Türklere yönelik bu sistematik mezalim, Andrew Carnegie Uluslararası Barış Vakfı'nın 1914 yılında oluşturduğu soruşturma komisyonu ve dönemin Sırp araştırmacılarından Dimirtije Tusovic'in çalışmaları ile belgelenmiştir. Bunları, geçen yüzyıldan kalan tarihi dramlar kategorisinde okuyanlar için sadece 1974 yılı öncesi Kıbrıs Türklerine Rumların yaptığı mezalimi, 1989 yılında Jivkov dönemi Bulgaristanında uygulanan Türklere karşı asimilasyon ve baskılar sonucu İkinci Dünya Savaşı sonrası görülen en büyük zorunlu göç olan Bulgar Türklerinin ülkemize gelişlerini ve Sırpların Serebreniztza'da 31 yıl önce Türk ve Müslüman kökenlilere yaptıkları soykırımı hatırlatmakla yetineyim! Tarihi milattan önce Hun ordularına kadar giden Osmanlı Askeri Müziği olan Mehter, düşmanın psikolojisini çökertirken askerin moralini yükseltirdi. Sonraki yüzyıllarda Alla Turca denilen ve Wolfgang Amadeus Mozart, Ludwig van Beethoven ve Christoph Willibald Gluck başta olmak üzere birçok ünlü Batılı bestecinin ritmlerinden ilham aldığı bu miziğin, NATO Zirvesinde icra edilmesi, gerçekten sıradışı bir vizyonun eseri.. Sonuç olarak, NATO ittifakı içinde bu ülkelerle işbirliği yaparken, tarihi hiç unutmadan, Türklük bilinci, vatanın bekası ve Milletin çıkarlarının her şeyden öncelikli olması gerektiği şiarını ve şuurunu, dimağlarımıza nakşetmeliyiz.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.