• BUGÜNKÜ YENİ ASIR
  • Namaz Vakitleri
  • VavTv Canlı Yayın
Trump’ın İran ile imtihanı

ZEKİ HOZER

Trump’ın İran ile imtihanı

zeki.hozer@yeniasir.com.tr Tüm yazıları
Giriş Tarihi: 01 Eylül 2026

ABD Başkanı Donald Trump'ın her hafta değişen bir üslup ile İran'ı tehdit etmesi artık alışılagelmiş haber başlıklarından... Ancak, Atatürk'ün bir sözünü hatırlamakta yarar var: Eğer vatan savunması zorunlu değilse, her savaş bir cinayettir.. 15'inci yüzyılda henüz Amerika'nın a'sı bilinmezken, İranlılar iki binlik yıllık bir medeniyetin mirasını taşıyorlardı. Türk Tarih Kurumu yayınlarından çıkan 1923 tarihli Dr.Fahrettin Şevket'in İran isimli eseri, şu sunuş yazısı ile başlar: Ticareti, ma'adini ve kendine mahsus medeniyet ve sanayi ile bu ehemmiyetli memleket, Afgan, Belüc, Hind, Çin ve Asya-ı vusta Müslüman haklarına kavuşmak için bir köprü vazifesi görür. Binaen, bu asırlık komşumuzun durumundan, sosyal ve ekonomik gelişmelerinden haberdar olmaktaki önem ve menfaatimiz, herhalde İsveç, Norveç, Portekiz ya da İspanya'yı tanımaktan şüphesiz daha değerli ve tetebbu'a şayandır.

KADİM KÜLTÜRLERDEN BİRİ
Bugünlerde, Amerika ve İsrail'in topyekün saldırısı ile gündemde olan İran, coğrafyamızın kadim kültürlerinden biri. Satın alma paritesi perspektifinde dünyanın 23'üncü ülkesi. Ekonomik dinamikler bağlamında en büyük 17'nci ülke. Toprakları, doğalgaz ve petrol açısından dünyanın ikinci ve üçüncü doğal rezervlerini barındırıyor. Birleşmiş Milletler, OECD, OPEC, Şanghay ve BRICS gibi örgütlerin çoğunun kurucu üyesi. İran'ın nüfusu 92.381.876 ve yüzölçümü de 1.648.195 kilometrekare. Dolayısı ile böyle bir ülke yani yüzölçümü, nüfusu, askeri kapasitesi, jeopolitik pozisyonu, ekonomisi, doğal rezervleri ve kültürel hegemonyası göz önüne alındığında, İsrail tarafından yapılan saldırılar karşısında, potansiyelini yansıtmayan bir acizlik yaşaması ve böylesine bir prestij kaybına uğraması, tüm dünya siyaset bilimcilerinin ve askeri uzmanlarının dikkatini çekti. Elbette, ABD destekli İsrail ordu kurmaylarının yüksek teknoloji ağırlıklı strateji ve operasyonları takdir edilebilir ancak tüm bunlar İran'ın yaşadığı hezimeti açıklamak için yetersiz kalmakta. İran sözcüğü tarihte ilk kez kadim dinlerden Zerdüştlüğün kutsal kitabı Avesta'da geçer. Buradaki Aryanam kelimesi, Ariya ve Airiia olarak Ahameniş yazıtlarında da yer alır. Partça yazıtlarda da Aryan halini alır. Binlerce yıldır bu coğrafya Aryanların memleketi yani İran olarak anılmıştır. Ahamanışlar, Medler, Persler, Partlar ve sonrasında Sasaniler, o ulusun kurduğu sayısız uygarlıktan birkaçı.

TEK HAKİM OLDULAR
1978'lerde yaşanan ekonomik sorunlar sonrasında artan toplumsal olaylar nedeni ile Şah Muhammed Rıza'nın ülkeyi terk etmesi, Paris'te ikamet eden Ayetullah Humeyni'yi iktidara taşıdı. Şimdiki İsrail'in saldırılarındaki acizliğin şaşkınlığına benzer bir şaşkınlık, o zamanlar devrimin hızı karşısında duyulmuştu. Şah rejimine karşı savaşan eşit güçteki milliyetçi, Marksist ve İslamcı unsurlar arasından, sonuncular bir tür oldu bitti ile yönetimin tek hâkimi haline geldiler. Sonrası malum, kötü sistem ve liyakatsiz yönetim ülkeyi 47 yılda, İsrail'in maskarası haline getirdi. Öncesine giden Vahhabi püritanizmi ve Humeyni ideolojileri referansındaki köktenci Hizbullah karanlığının gölgesinde olunmasının etkilerini oldukça net ortaya koyuyor.
Dini siyasi söylemlerin mutlak iktidarı, modern ekonomik ve askeri metodolojiden uzaklaşıp, bilim, fen ve liyakate kapalı yönetişimi halk yığınlarına dayatınca, kalkınma ve refah sağlanamadığı gibi, vatanın savunması için gerekli milli şuur ve organizasyonla kabiliyetleri de oluşturamıyor. Nitekim, İsrail saldırıları olmasa da İran, Humeyni rejiminden bu yana ciddi sosyal ve ekonomik sorunlarla yüz yüze idi. ABD orijinli uluslararası yaptırımlar, ülkenin global pazarlara ulaşmasını engellemekte. İronik olarak rejimi zayıflatması düşünülen bu küresel kısıtlamalar, halkı boğan ekonomik sorunlar için dış faktörlerin yani bilindik 'dış düşman' argümanının yöneticiler tarafından kullanılmasını kolaylaştırmakta. Hâlbuki gerçek, kötü yönetim, yolsuzluk, şeffaflıktan yoksunluk ve yetersiz hukuk düzeni. Önceki yıl nedeni tam açıklanmayan bir helikopter kazasında hayatını kaybeden Cumhurbaşkanı Ruhani, ülkedeki yolsuzluk için 'ulusal güvenliği tehdit eden boyutta' ifadesini kullanmıştı.

ASKERİ TEKELLEŞME
Özellikle son İsrail saldırıları ile hayalet haline gelen ve esamisi okunmayan Devrim Muhafızlarının kontrolündeki, bankacılıktan petrol rafinelerine kadar bir tür askeri tekelleşme olan sözde resmi kuruluşlarındaki kamusal ekonomi talanı, ülkeyi derinliğine soyan bir düzen haline gelmiş durumda. Tüm bu genel dejenerasyonun toplumu, enflasyon ve işsizlik sarmalında sosyoekonomik depresyon ve umutsuzluğa gark ettiği de bir vakıa! Atalarının devleti Ahamanışlar, Babil'i zaptettiklerinde, orada sürgün ve esarette buldukları Yahudileri serbest bırakıp Kudüs'e göndermiş ve ikinci tapınaklarını kurmalarına yardım etmişlerdi. Şimdi özgürleştirdikleri o Yahudilerin torunları, kendilerini kurtaran İranlıların torunlarını bombalıyor. Trajiktir, Yahudilere karşı tarihin gördüğü en büyük katliamı gerçekleştiren Roma İmparatorluğunun günümüzdeki vasileri olan Avrupa devletleri de İsrail'i destekliyor! İbretlik temaşe-i âlem bu olsa gerek! Sonuç olarak komşumuz İran'da gözlemlediğimiz, askeri bir zafiyet değil, tarihi, kültürü ve ekonomik potansiyeli ile uyumlu olmayan bir rejim zihniyetin ülkeyi getirdiği dramatik noktadır. Umarız İran halkı için, dış müdahalelerin etkisi ile değil kendi hür iradelerinin tezahürü ile gerçekleşecek yönetimlerin altında, barış ve refah içinde bir gelecek söz konusu olur... Yazımıza ünlü İranlı filozof Sani'nin, bugün Birleşmiş Milletler Uluslar Salonunda asılı olan sözleri ile son verelim: "İnsanın soyu birdir. Birimizin acıyı hissetmesi yeterlidir. O acı hepimizindir." Diyeceğim, Trump'ın, İran hakkında detaylı bir brifing almasi iyi olacak.. Çünkü, Ortadoğu ve Dünya, Trump'ın arzu ettiği gibi şekillenmiyor, mutlak hayal kırıklığına uğramadan belki dış politikasını değiştirme basiretini gösterir!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.