Mario Frangoulis'in konseri için Yunanistan'a uçtuğumu yazmıştım. Şimdi size Atina gündemimden minik minik bahsetmek istiyorum. Atina'nın en güzel meydanlarından Sindagma Meydanı'ndaki üç dev otelden biri olan Grand Bretagne Oteli'nde kalan arkadaşım Semra Erkanlı'yı otelden aldım. Güzel bir Atina turu yaptık. Binalar, sokaklar hakikatten çok düzenli. Otelin yan tarafındaki pahalı dükkanlar (Hermes, Cartier v.s...) haricinde alışveriş caddeleri yer alıyor. Onların yanısıra sokaklar boyunca çarşıları var. Aynı bizimkilere benziyor. Nazar boncuğundan yapılmış süs eşyalarının dışında aktarlar, gümüşçüler v.s sokak boyu devam ediyor. Onların sonunda meşhur Plata semti geliyor. Her cins restoran mevcut ve çok ucuz. Balıkları, kebapları, sebze yemekleri bizimkilerden farksız. 'Greek Salade'ları günün her saatinde yeniyor ama çok güzel. Buralarda iğne atsan yere düşmüyor. Akşamı rezervasyonsuz giremediğiniz Grand Bretagne Oteli'nin en üst ketındaki restoranına gittik. Ender yiyebileceğiniz zengin menüsü var. Acropol'e karşı muhteşem bir gece geçirmek isterseniz mutlaka rezervasyon yaptırınız.
Atina'nın pahalı, şık yörelerinden biri Glifada'ya ise gece Mario'nun konserinden sonra gittik. Burada araba şart çünkü gezecek çok restoran ve kulüp var. Hepsi de çok şık.
Ertesi gün Gazi semtine gittik ki orayı zaten biliyordum. Genç olup da (benim gibi!) eğlenmeyecek birini düşünemiyorum. Burada da müzik, yemek, coşku limitte. Gazi'ye gidip Mamaca'da yemek yememek ayıp gibi bir şey... Ertesi gece Mario ile çok güzel bir restoran'da 'Sudaki' yani Sudak balığı ve muhteşem mezeler yedik. Yemekten tatlıya kadar her şeyimiz çok benziyor. Ama orada seyahatte olduğu için tabii ki daha cazip geliyor. Hele kadayıflı, baklavalı dondurmaları yiyince... Seyahat boyunca iki ay evvel Atina'ya gittiğim ve çok güzel hatıralarım olan canım Şenay'ımı andım.
