Bilirsiniz dedikodu haberlerini hiç sevmem ve yazmam. Tabii ki bu apayrı bir sanat dalıdır. Ama tek üzüldüğüm bu haberlerin yanlış yazılmasıdır. Bir de kimsenin, kimsenin özelini afişe etmeye hakkı yoktur. Geçen gün çok değerli bir gazetede, çok sevdiğim güzel bir kızımızın saçma bir haberini okudum. Geçen hafta Vedat Aşçı'nın Astoria'daki davetinden Selmam (Türkeş), Hintli işadamı misafirimiz ve Kıbrıs Cratos Oteli'nin sahibi Murat Bozoğlu ile Paper Moon'a geçtik. Masamıza genç işadamlarından Selhan Aloğlu geldi, ilk kez tanıdığım bu delikanlı Selma ile "Gel Derin'i biraz işletelim" dediler ve SMS'leşmeye başladılar. Ben de çaktırmadan Derin'e durumu bildirdim. Komik mesajlaşmalar oldu. Orada Derin'in Selhan Aloğlu ile çok eski çocukluk arkadaşı olduklarını öğrendim. İşte gazetede yazan haber "Derin'le Selhan'ın flört ettikleri vs... vs..." şeklindeydi. Bu maalesef basınımızda çok oluyor. Çok emin olmadan birşeyleri yazmasak diyorum.HASTALIK DİNLEMEDİ
Geçen cumartesi çıkan Cancan'ımızda anlattığım Mykonos gecesinin güzelliği yetmedi ki, birçok kişi Ahu Aysal'ın kızı Ceyla'nın doğum günü kutlamasının detaylarını sordu. Orada tek basın mensubu olmak şerefinde olan bendeniz, bu kez size daveti daha da teferruatlı anlatmak istedim. Davete 36 kişi katıldı, bunların arasında cumartesi gecesi evlenen sevgili arkadaşım Vedat Yelkenci ve Sibel İlkiz'in kızı Esra Yelkenci de vardı. Güzel gelinimiz böylece kına gecesini de yapmış oldu.
İyi yüreği ve asaleti ile herkes tarafından çok sevilen Ender (Mermerci) geceden erken ayrılması gerektiği için hasta olmasına rağmen ilk dansı açtı. Yıllardır beraber olduğu yakışıklı nişanlısı Herman'ın bakışları altında.... Geceye renk katan (hiç de yabancı olmadığınız) Yunan sazları eşliğinde dünya çapındaki bir isim, Yunanistan'ın turizm elçisi diyebileceğimiz Della Rounick de Ender'e eşlik etti. Birkaç dakika sonra baktım ki tüm davetliler (ben dahil) oynuyorduk... Bu coşkuya bir de zenne katıldığında yer gök inledi.
Herkes gönlüne göre hatta daha fazlasıyla eğlendi. Can Can'da yazdığım gibi Yunanlılar, Türkler, İsrailliler ve Araplar kol kola horon tepti. Herkes neşeli sohbetlere daldı. Bizde bir ara bu sahnelere bakarken "insanlar bu kadar güzel anlaşırken bu acılar niye" dedik.
Gecenin en güzel sahnelerinden biri doğum günü kızı Ceyla ile Tansa'nın masanın üzerine çıkıp şov yapmalarıydı. Orada tanıştığım eski Türkiye güzeli Yunanistan'da yaşadığını özledikçe Türkiye'ye geldiğini söyledi ve de bu güzeller güzeli kız tabii ki İzmirliymiş...
Doğum günü pasta olmazsa olmaz. Gün boyu formlarına her daim dikkat eden bütün güzel dostlarım Ceyla'mın vişneli çilekli ve parça çikolatalı nefis pastasını afiyetle hüplettiler.. Sevilen insan olunca nerde olursanız olun dostlarınız sizi yalnız bırakmazlar ve şımartırlar... Ceyla'ya gelen yüzlerce öpücek ve hediyeler gibi... Biliyorum hediyeleri merak ediyorsunuz. Fazla detaya girmeyeceğim, ama emin olun hepsi birbirinden güzel ve özeldi. Tabii ki davet sadece o gece değildi. Rüya gibi doğum günü 3 gün 3 gece sürdü. Bu arada aynı gün doğan çok sevilen hoş adam Soner Madra ise eşiyle ikinci balayını geçiriyordu. O gece Ceylamın başına takılan çiçekli taç öylesine güzeldi ki iki gün sonra bile Ceyla tacını Bodrum'da takıyordu. Güzeller güzeli hepimizi biraraya getirdiği için ve de çok güzel 3 gün yaşattığından dolayı teşekkür ediyorum ve hakettiği mutlulukları diliyorum...
KENAN'A TEBRİKLER
Biliyorsunuz, Kenan geçen hafta NY Central Park'ta yüzlerce Amerikalı'ya konser verdi, yıkmış, geçmiş ortalığı... Bu konseri ile Kenan bir iki sanatçı haricinde rakipsiz olduğunu ispat etmiş oldu. Tebrikler güzel Kenan'ım.
BULUŞMA YERİ
Çeşme Alaçatı, Alaçatı Port, Ilıca'dan sonra Çeşme Marina da tesisine kavuştu. Geçen gün çok değer verdiğim bir arkadaşımla gündüz Mado'da buluştuk. Akşam yine Marina'ya gitmeye karar verdik, çünkü pek keyifli geldi... Akşam gibi gündüz de güzeldi. Gülengül Uslu'nun oğlu Murat Alpiskender'in sahibi olduğu Rouge Restoran çok şıktı ve herkesi orada gördük. Bence bu marina, Çeşme'nin buluşma noktası olacak.
SAHNEDE FATİH VARDI
Canım arkadaşım Fatih Ürek cumartesi günü Çeşme'deydi. Gündüz Marina dönüşü O'nu aradım provada olduğunu söyledi. Biz de takım halinde C&C'ye geçtik. Orada, Tarkan'ın son şarkısı "Sevda'nın Son Vuruşu"nu çalışıyordu. Bizi görünce sevinçten boyu kadar zıpladı... Ne diyeyim Fatih bana acaip pozitif enerji veren bir arkadaşım... Akşamki kalabalığa ve coşkuya bakılırsa herkese de aynı enerjiyi verdiği kesin. Sevdiğim için değil hep söylerim Fatih, Türkiye'de ilk beşe girer. Ve de çok da mütevazıdır. Akşam konserinde Tarkan'ın şarkısını okudu, ayakta alkışlanıp şarkı ikinci kere istenince "Onlarca şarkı okuduk, hepsinde coştunuz ama bunu ikinci kere istiosunuz işte bu Tarkan farkı" diyebilecek kadar alçak gönüllüydü.
Ertesi gün peşpeşe Bodrum'a döndük. Fatih evine, ben Grand Yazıcı Bodrum'a... Akşam Fatih'in işadamı Bahattin Demir'le yeni açtığı Bodrum Cook Shop'a gittik, çok eğlendik. Canım Fatih'im her zamanki gibi bizi ağırladı...Bir kez daha anladım ki Fatih hem iyi bir sanatçı hem de çok iyi bir ev sahibi. Bütün çarşamba gecesi Fatih'in "Paşha's"daki gecesi için hazırlık yapıyor. Bazı sanatçıların galalarında 5 masa bile rezervasyon alıp mekanlarını açamadıklarını düşünürsek, mekanı ful dolduran Fatih'imin tekrar söylüyorum, Türkiye'de ilk 5 giren sanatçı olması şaşırtıcı değildir.
BİRAZ DA BODRUM
Size biraz daha Bodrum'dan bahsedeyim. Cook Shop'dan sonra her beraber Vittoria'ya yürüdük. Benim için Bodrum'un içinde Küba Bar kadar gidilebilecek ikinci mekan Vittoria'dır. İbrahim Ekmekçi'ye tebriklerimi yolluyorum. Bodrum'dan bahsedip de Ship A Hoy'dan söz etmemek olmaz. 20 yıldır Bodrum deyince ilk akla gelen mekanlardan biridir Ship A hoy... Vittoria'dan sonraki durağımız Ship A hoy'du. Kalabalığı size anlatamam. Bütün İstanbul oradaydı desem yalan olmaz. Bir tarafta Süreyya Yalçın'lar öbür tarafta Erdal Acar'lar... Daha kimler kimler... Bu kalabalığın içinde mekanın işletmecisi Cemal Yarar tabiki yine iskelenin başındaki yerini almış elinde feneri ile tüm kontrolü sağlıyordu. Marka olmak kolay değil...
GURURU GECESİ
Size çok duygulandığım ve gözlerimin dolduğu bir geceden bahsetmek istiyorum. Prof.Dr. Kayhan Erciyeş'in rektörlüğünde Selim Doğanata'nın müdürlüğünde Necdet Doğanata'nın heyet başkanlığında ve Işılay Saygın'ın şeref konuğu koltuğunda oturduğu İzmir Üniversitesi'nin ilk mezunlarını verdiği gece, benim 11 senedir sağ kolum olan oğlum dediğim Levent'imin (Urhan) mezuniyet gecesinde bulundum. Hele Levent'im üstün başarı verilmek üzere çağrıldığında tüm dostlarımla alkıştan ellerim kızardı... Bu arada İzmir Üniversitesi'ne, bu kadar başarılı mezunlar verdiği ve vereceği için tebriklerimi sunuyorum
