MSB acı haberi verdi: Katar'da helikopter düştü. 3 şehidimiz var.
Bakanlıktan yapılan açıklamada şu ifadeler yer aldı: "Katar-Türk Birleşik Müşterek Kuvvet Komutanlığı bünyesinde eğitim faaliyetleri yürüten Katar Silahlı Kuvvetlerine ait bir helikopter, 21 Mart akşamı ilk belirlemelere göre teknik bir arıza nedeniyle kaza-kırıma uğrayarak denize düşmüştür.
Kazada helikopterde bulunan dört Katar Silahlı Kuvvetler personeli, bir Türk Silahlı Kuvvetleri personelimiz ile ASELSAN personeli iki Teknisyenimiz şehit olmuştur." NUR içinde yatsınlar. Şehitlerimizin aziz ruhları karşısında saygıyla, minnetle eğiliyoruz.
DÜNYA PANİKTE
28 Şubat öncesi ABD/İsrail ile İran arasında kirli savaş başlamadan önce, olası bir savaşta senaryolar yayınlanıyordu. Bu senaryolar içinde KIYAMET SENARYOSU olarak, Hürmüz Boğazı'nın kapatılması ve Nükleer tesislerin karşılıklı bombalanması gösterilmişti. Kirli savaşın 24 gününü geride bıraktık. Maalesef, KIYAMET SENARYOLARI gerçekleşiyor. İran Hürmüz Boğazı'nı kapattı. Dünyada enerji krizi tırmanıyor. 19 MART'TA katil Netanyahuİsrail, İran'da çok önemli Güney Pars gaz sahasını bombaladı. İran misilleme olarak Körfez ülkelerinin enerji altyapısını hedef aldı, Katar'ın bir numaralı LNG tesislerini vurdu. Karşılıklı bombalamalar 22 Mart'ta daha da kritik tesislere yöneldi. ABD ağır bombardıman B-52 uçakları, İran'ın Nükleer Bomba yaptığını iddia ettikleri, Namatz merkezini 60 metre derinliğe kadar etkili olan delici bombalarla saldırdı. İran Cumartesi günü ilk kez uzun menzilli füzeler fırlatarak saldırı riskini Ortadoğu'nun ötesine taşıdı. Dünya panikte. Karşılıklı çok tehlikeli bombalamalar devam ederken, ABD Başkanı Donald Trump, "İran, tam olarak ve TEHDİT OLMADAN, Hürmüz Boğazı'nı tam şu andan itibaren 48 SAAT içinde AÇMAZSA, Amerika Birleşik Devletleri EN BÜ- YÜĞÜNDEN BAŞLAYARAK çeşitli ENERJİ SANTRALLERİNİ vuracak ve onları YOK EDECEK " diye açıklama yaptı. Trump'ın tehdidine Tahran'dan yanıt gecikmedi. İran, Washington'ın İran'ın yakıt ve enerji altyapısına saldırması hâlinde Tahran'ın bölgede bulunan tüm ABD enerji, bilgi teknolojisi ve deniz suyu arıtma altyapısını hedef alacağını açıkladı. Katar'dan enerji piyasalarını sarsan açıklama: Beş yıl sürer Devlet şirketi QatarEnergy'nin CEO'su Saad al-Kaabi, İran saldırılarında iki LNG hattının yok olduğunu, bunun üretimde beş yıl boyunca yaklaşık yüzde 17'lik bir azalmaya yol açabileceğini belirtti. El-Kaabi bu hasar nedeniyle Belçika, Çin, İtalya ve Güney Kore'ye yönelik teslimatların sözleşme hükümlerine uygun şekilde yapılamayabileceğini de söyledi. Analistler, İsrail'in İran'ın Güney Pars sahasındaki doğal gaz tesislerine düzenlediği saldırı ve buna karşılık olarak Tahran'ın Katar'a yönelik saldırılarının savaşta keskin bir tırmanış anlamına geldiğini ve uzun süredir korkulan KIYAMET SENARYOSUNU işaret ettiğini belirtiyor. Meşhur Financial "Artık kıyamet senaryosu niteliğindeki bir gaz krizine doğru ilerliyoruz. Savaş sona erse bile LNG arzındaki kesintiler aylarca hatta yıllarca sürebilir" yorumunda bulundu.
Gözler 11 ve 19 Nisan'da ABD'nin Rus ve İran petrolüne tanıdığı geçici izinler küresel enerji piyasasını kilitledi. 11 Nisan'da Rus tankerlerine verilen muafiyet, 19 Nisan'da ise İran'ın denizde bekleyen petrolünü satma izni sona eriyor. ABD Başkanı Trump, HÜRMÜZ'Ü tek başına açamama durumunda kaldığından, İran'a karşı önce NATO'yu tehdit ederek, yardım istedi. Umduğunu ilk anlarda bulamamıştı. Trump, İran'a karşı bir koalisyon oluşturma çabalarını sürdürüyor. Nitekim aralarında Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), İngiltere, Fransa, Almanya, İtalya, Japonya, Kanada ve Güney Kore'nin de bulunduğu 22 ülke, yayımladıkları ortak bildiride İran'ın ticari gemilere yönelik saldırılarını ve Hürmüz Boğazı'nı kapatmasını en sert dille kınadı. Yayımlanan ortak bildiride, İran güçlerinin Hürmüz Boğazı'nı ulaşıma kapatması ile sivil altyapı, petrol ve gaz tesislerine yönelik saldırılarının "kabul edilemez" olduğu vurgulandı. Tahran yönetimine yönelik şu talepler dile getirildi: Tehditler, denize mayın döşeme faaliyetleri, füze ve kamikaze İHA saldırıları derhal durdurulmalı. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin (BMGK) 2817 sayılı kararına tam uyum sağlanmalı. 22 ülke, deniz seyrüsefer özgürlüğünün uluslararası hukukun temel bir ilkesi olduğunu hatırlatarak, enerji tedarik zincirinin bozulmasının küresel barış ve güvenliğe yönelik doğrudan bir tehdit olduğu uyarısında bulundu. Bildiriye imza atan ülkeler, stratejik su yolunda güvenli geçişin sağlanması için yürütülen uluslararası çabalara katılmaya hazır olduklarını beyan etti. Ayrıca, petrol fiyatlarındaki aşırı yükselişi engellemek amacıyla Uluslararası Enerji Ajansı'nın (IEA) stratejik rezervleri kullanma kararı memnuniyetle karşılandı. Bildiriyi imzalayan ülkeler: Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), İngiltere, Fransa, Almanya, İtalya, Hollanda, Japonya, Kanada, Güney Kore, Yeni Zelanda, Danimarka, Letonya, Slovenya, Estonya, Norveç, İsveç, Finlandiya, Çekya, Romanya, Bahreyn, Litvanya ve Avustralya.
İNGİLTERE PERDE GERİSİNDE
22 Mart'ta, İran'ın İsrail'in gizli atom bombası imal ve nükleer reaktörlerinin bulunduğu DIAMON KOMPLEKSİ'Nİ bombalarken, bir kritik bombalama da İran'ın Hint Okyanusu'ndaki İNGİLTERE'nin Diego Garcia'daki ABD İngiliz askeri üssüne iki balistik füze fırlatması oldu. ABD Başkanı Trump'a önce destek vermeyen İngiltere, giderek tavır değiştirdi. İngiltere'nin bütün üslerini ABD'nin kullanmasına izin verdi. İngiltere, önce Kıbrıs'taki Agratur üssüne atılan füze ardından Hint Okyanusu'ndaki San Diego üssüne İran tarafından atılan füzeleri bahane ederek, ÜYESİ OLDUĞU NATO'yu kademe kademe devreye sokmak için arka kapı çalışmalarına hız verdiği gözleniyor. NATO'nun 5. maddesi, bir üye ülkeye yapılan silahlı saldırının tüm üyelere yapılmış sayılmasını öngören kolektif savunma ilkesidir. "Birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için" prensibine dayanır; saldırıya uğrayan üyeye askeri dahil her türlü yardımın yapılmasını taahhüt eder. Bugüne kadar sadece 11 Eylül 2001'de ABD'ye yapılan saldırı sonrası devreye girmiştir. BÖYLE BİR GELİŞME, NATO ÜYESİ OLAN ÜLKEMİZİ DE ÇOK YAKINDAN İLGİLENDİRİYOR. Hürmüz açılması geciktikçe, ABD ve İngiltere'nin NATO'yu devreye sokma girişimlerinin tırmanacağı da değerlendiriliyor.
