NATO Ankara Zirvesi'nde birlik mesajının verildiği fotoğrafın arka planında diplomasi başarısı gösteren Başkan Erdoğan var. Arabuluculuk rolünü üstlenen Erdoğan, NATO liderleri ile Trump arasındaki buzları eritti ve ittifakta güçlü bir birlik sağlandı.
Dünya siyasetinin ve küresel güvenlik mimarisinin kalbinin aktığı tarihi NATO Zirvesi, yoğun diplomasi trafiği, sürpriz hamleler ve küreselbölgesel oturumların ardından sona erdi. NATO Zirvesi'ne Türkiye damgasını vurdu. Bu zirvede aynı zamanda Başkan Recep Tayyip Erdoğan'ın küresel liderliği bir kez daha tescillenmiş oldu. ABD Başkanı Donald Trump ile Avrupa ülkeleri liderleri arasındaki gerginlik, NATO'nun dağılacağı endişelerine yol açmıştı. NATO dağılmadı, Ankara'dan gençleşerek çıktı. Trump ile Erdoğan'ın dostluğu ve tecrübesi NATO'yu tehlikeli sulara girmekten kurtardı. Başından beri arabuluculuk rolünü üstlenen Erdoğan, Avrupa ülkelerinin liderleri ile Trump'ı barıştırdı, ittifakta birlik sağlandı. Çözüm için anahtarın Türkiye olduğu bir kez daha görülürken, "NATO'da Ankara Ruhu" kazandı. Ankara Ruhu'nun daha güçlü bir NATO'ya geçişe yol açacağı değerlendiriliyor.
KAZANAN ERDOĞAN OLDU
Erdoğan, NATO Zirvesi'nin kapanış konuşmasında, bu zirvenin ittifak içinde Avrupalı müttefiklerin daha fazla sorumluluk üstleneceği daha güçlü bir NATO'nun temellerini attığını söyledi. ABD Başkanı Trump da hem Ankara'da hem de Washington'a dönerken Ankara NATO Zirvesi hakkında olumlu mesajlar verdi: "Türkiye'de harika iki gün geçirdim. Gerçekten çok iyi bir ortaklar. Cumhurbaşkanı Erdoğan harikaydı. Birçok karar alındı. Türkiye ile birçok iyi ticaret anlaşması yaptık. Zirvede muazzam bir birlik ve beraberlik vardı. NATO toplantı odası aslında oldukça inanılmazdı. Ortam çok iyiydi. Epey yol kat edildi. Bazı tavizler verdiler ve bana göre NATO çok yol aldı. NATO Zirvesi sırasında birçok konu çözüme kavuştu." Ankara'daki zirve, yalnızca NATO gündemiyle değil, Türkiye'nin küresel diplomaside üstlendiği rolle de dünya kamuoyunun odağına yerleşti. NATO Zirvesi'nden ortaya çıkan en önemli sonuçlardan biri de kazananın Erdoğan; kaybedenin katil, soykırımcı Netanyahu ve yandaşları olması oldu. Batı basını da bu gerçeği manşetlerine taşıdı.
KAAN MOTORLARI GELİYOR
ABD Başkanı Trump'ın, Erdoğan'la yaptığı baş başa görüşme sonrası gerçekleştirdiği, "Dostlarımıza yaptırım olmaz. Türkiye'ye yönelik CAATSA yaptırımları kaldırılacak. Türkiye'ye F-35'leri vermeyi de düşünüyorum" ifadeleri içte ve dışta analizlere yoğunlukla konu oluyor. F-35 ve S-400 konusuna yönelik yabancı basın mensuplarının sorularına Başkan Erdoğan merak uyandıracak bir şekilde "Bizi izlemeye devam edin" diyerek cevap verdi. ABD Başkanı Trump'ın Türkiye'ye 80 adet savaş uçağı motoru verilmesine yönelik yazdığı resmi yazıyla ilgili 15 günlük bekleme süreci 9 Temmuz'da bitti. Kongre'den itiraz gelmediği için, uçak motorlarının gelmesinin önünde hukuki bir engel bulunmuyor. 80 adet uçak motoru 40 adet milli KAAN savaş uçağında kullanılacak. Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) ile Türk Hava Kuvvetleri arasında KAAN'ın üretimine yönelik sözleşme imzalanmıştı. ABD'den gelecek motorla seri üretim kapsamında toplam 40 adet Blok-10 ve Blok-20 KAAN savaş uçağının Türk Hava Kuvvetlerine teslimat süreci 2027-2029 yılları arasında olacak. Tamamen yerli imkanlarla geliştirilen TEI TF35000 motorunun 2030'da uçaklara entegre edilmesi planlanıyor. Devam eden yıllarda, önce kendi Hava Kuvvetlerimizin ihtiyaçlarını karşılamak şartıyla toplamda 200 adet üretim planlandı. Bu üretimin 100 adeti dost ve müttefik ülkeler için gerçekleştirilecek. ABD'nin bu motorlara ihracat izni vermesi Washington tarafından, "Türkiye ile savunma sanayii alanında yeniden çalışabiliriz" manasına geliyor ve diğer stratejik gelişmelerin de önünü açıyor. Türkiye ile ABD, 40 adet F-16 Blok 70 savaş uçağı alımı için de anlaşma yapmıştı. CAATSA yaptırımlarının tamamen kaldırılması ve F-35 dosyasında ilerleme sağlanması halinde, F-16 paketinin de hızla devreye girmesinin önünün açılacağı belirtiliyor. Bu yasanın tamamen kaldırılması için S-400 füze savunma sistemleri ile ilgili bir uyum sağlanması zorunlu. Türkiye ve ABD Dışişleri ve Savunma Bakanlıkları bu konuda ortak çalışıyor.
S-400'LERE YENİ FORMÜL
CAATSA, ABD Başkanı'na ulusal güvenlik gerekçesiyle yaptırımlardan belirli şartlar altında feragat etme veya yaptırımları sonlandırma yetkisi veriyor. Bu nedenle Trump'ın Kongre'ye sunacağı sertifikasyonun hem CAATSA hükümleri hem de Türkiye'ye ilişkin FY2021 NDAA hükümleriyle uyumlu olması gerekiyor. Bu yasa kalkarsa F-35'lerin ve olası F-15 uçaklarının verilmesi mümkün olacak. Türkiye'ye özel getirilen hükümler çerçevesinde; S-400 hava savunma sistemini aktif envanterinde bulundurmaması, Türkiye topraklarında S-400 veya benzeri (Rus menşeli) bir sistemin konuşlu olmaması, Gelecekte Rusya'dan benzer bir hava savunma sistemi satın alınmayacağına ilişkin güvence verilmesi halinde ABD Başkanı Trump harekete geçecek. Kongre'ye resmi yazıyı gönderip tescil ettiğinde mevcut hukuki çerçevede CAATSA yaptırımlarının kaldırılmasına ilişkin süreç tamamlanmış oluyor. Bu formül doğrultusunda S-400'lerin üçüncü bir ülkeye gönderilmesi seçeneği üzerinde duruluyor. Ancak Rusya yapımı bu sistemlerin üçüncü bir ülkeye transferi için Rusya'nın da izni gerekiyor. Türkiye ile ABD arasındaki ortak savunma yatırımlarının kapsamı ve genişliği, yürütülmekte olan bu kritik görüşmelerin sonucunda netleşecek.
